• $9,2434
  • €10,7973
  • 531.095
  • 1432.8
26 Kasım 2013 Salı

Erkeksen öfkeni yen!

Erkeksen öfkeni yen!
Kadın ve Demokrasi Derneği KADEM’in 25 Kasım ‘Kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü’ vesilesiyle başlattığı kampanyanın mottosu.
Çarpıcı bir slogan.
Kadın sorununun aslında özünde bir erkek sorunu olduğuna dikkatimizi çekmekle kalmıyor, erkeklik kavramı üzerinden bir çağrıda bulunuyor; Erkeksen öfkeni yen!
Bu çağrı, toplumdaki çarpık ‘erkeklik’ algılarının tümden onayı anlamına gelmiyor kuşkusuz. Hatta çarpık erkeklik algılarından beslenen şiddete ironik bir gönderme olarak da yorumlanabilir.
‘Erkek sözü vermek’, ‘Erkekçe konuşmak’, ‘Erkekliğe sığmamak’, ‘Erkekliğine yedirememek’ gibi deyimlerin yaygın olduğu bir toplumda şiddetin kaynağı olan öfkeyi de yine bu ‘erkeklik’ jargonu üzerinden tartışmaya açıyor KADEM.
Fakat bu çağrı, ‘Erkeksen gel’ çağrışımlı kadın ve erkek cinslerini karşı karşıya getiren bir düello daveti de değil. Çatışmacı feminist bir söylem yerine bu toplumda cesaret, yiğitlik gibi kültürümüzün erkeklere yüklediği olumlu vasıfların tezahürü bekleniyor erkeklerden. Zira kampanya metinlerinde ‘cesur ol, öfkeni yen’ şeklinde ifadelere yer veriliyor.
Erkeği kendi vicdanıyla, kendi duygularıyla hesaplaşmaya çağıran bir söylem. Biliyoruz ki öfke, istenmeyen durumlara karşı verilen duygusal bir tepki. İnsan, içindeki duyguları kontrol edebilme, ona yön verebilme iradesiyle insan. Bu yönüyle öfke kontrolünün kadını erkeği yok. KADEM bu nedenle olmalı, kampanya kapsamında ‘herkese karşı her türlü şiddete son’ cümlesinin de altını çiziyor.
Kadına yönelik şiddet yalnızca ülkemizde değil, tüm dünyada en büyük küresel sorunların başında geliyor. Dünyada kadınların %70’inin hayatlarının bir döneminde fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldığı gibi bir gerçek var ortada. Töre, gelenek hatta bazen çeşitli dini yorumlar bile şiddetin gerekçesi olabiliyor. Oysa kadını mağdur eden, hayatı çekilmez kılan şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz. Şiddet şiddeti doğurur. Bir sorun çözme aracı gibi görünse bile esaslı bir sorun kaynağıdır aslında.
Kadına yönelik şiddete karşı Türkiye’de ve dünyada pek çok kampanya yapılıyor. Ülkemizde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın başarılı çalışmaları başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları da bu konuda farkındalıklar geliştirmek, sorunun kaynağına dair araştırmalar yapmak için çaba içerisinde. Henüz genç ama etkin bir sivil toplum kuruluşu olan KADEM de, kadına yönelik şiddet meselesine sorunun en can alıcı noktasından girdi; ‘Erkeksen öfkeni yen’ diyerek. Çünkü her şey insanın iç dünyasında başlıyor. Öfkenin kontrol edilememesi çok büyük şiddet bilançoları çıkarıyor ortaya. Küçük bir öfke patlamasının etkisi topluma dalga dalga yayılıyor. Hatta sadece kadını ya da bireyi etkilemiyor, başka alanlara da çeşitlenerek yayılıyor; evde, okulda, çarşıda, cezaevinde, futbol sahasında her yerde şiddet baş gösteriyor.
Daha da kötüsü aile ve şiddet gibi iki kelime yakın bir akrabalık kurarak ‘aileiçi şiddet’ şeklinde bir kavramsallaştırmayla şiddeti hayatımıza iyice yerleştiriyor.
Umarız ki bu kampanya, ‘öfke ile kalkan ziyan ile oturur’ atasözünü hayatın her alanında içselleştirmeye ve toplumda şiddeti meşrulaştıran çarpık ‘erkeklik’ algılarını yeniden tartışmaya vesile olur.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Üsküdar'da istinat duvarı çöktü,  faciadan dönüldü. O anlar kame

Üsküdar'da istinat duvarı çöktü

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor