• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
5 Ekim 2013 Cumartesi

Demokrasinin zamanı olur mu?

ABD’de 1960’larda yapılan bir çalışmada iki ayrı gruba aynı metin veriliyor ve gruplardan birine metnin yazarının erkek, diğerine kadın olduğu söyleniyor ve metinlere not vermeleri isteniyor. 
Yazarın kadın olduğunu düşünen grup, metne daha düşük not veriyor. 80’lerde bu deney tekrarlandığında böyle bir fark olmadığı görülüyor. (Hogg&Vaughan) Cinsiyetçi bakışın ABD’de düştüğünü gösteren bu deney bize de toplumların zaman içinde kayda değer değişimler geçirip olgunlaştığını hatırlatıyor. 
Türkiye gibi büyük dönüşüm ve değişim geçiren ülkelerde yapılan her reform girişiminin biraz da sosyolojik olgunluğu gözetme zorunluluğu var. Hafta başında açıklanan demokratikleşme paketi de yıllardır beklenen düzenlemeler konusunda böyle bir refleksle hareket edildiğini gösteriyor. Zira iktidarın söylemlerinde ‘toplumsal mutabakat’ her zaman altı çizilen bir konu. Bu tavır, toplumun tüm kesimleri için çok önemli bir güven unsuru. Yapılanların ‘toplumsal mühendislik’ yaklaşımıyla değil, toplumun değişen ve gelişen taleplerinin gözetilerek yapıldığının göstergesi. 
Ancak burada önemli bir başka husus var; bireyler temel hak ve hürriyetlerini başkalarının müsaade ettiği ölçüde ve zamanda mı kullanacak? Kuşkusuz hayır. Çalışma ve eğitim hakkı, anadilde eğitim, ibadet özgürlüğü, fikir hürriyeti gibi konular şarta bağlanmaksızın her bireyin en temel hakkı. Bu hususların önündeki tüm engellerin kaldırılması demokratik bir sistemin en başta gelen sorumluluğu. Fakat Türkiye’nin 90 yıllık tarihi içinde tüm kesimlerle ilgili bu tür düzenlemelerin hangi badireler atlatılarak ve sistemin izin verdiği ölçüde yapıldığı hesaba katıldığında bu adımların neye tekabül ettiği daha iyi anlaşılabilir. 
Söz gelimi başörtüsüyle ilgili düzenleme, bu alandaki ilkel dayatmaları yıllardır sabırla ve olgunlukla göğüsleyen kadınları ve bu konuda duyarlı herkesi memnun etti. Fakat üniformalı mesleklerin bu düzenlemenin dışında tutulması çeşitli eleştirilere neden oldu. Zira mantıken başörtülü bir kadın polisin mesleğini icra ederken, görüntüsünün işine tesir edebileceği düşünülüyorsa, aynı şekilde başı açık bir kadının da algıları şekillendiren görüntüsünün yaptığı işe tesir edebileceği düşünülebilir. Nitekim eğer sembolleri dikkate alacaksak insanın düşüncesini ya da yaşam biçimini ele veren pek çok sembol okuması yapılabilir. Bazen bir mimik bile çok şey söyleyebilir. Oysa aslolan, herkesin yaptığı işe kendi öznel düşüncesini karıştırmayacak ve yansıtmayacak kadar profesyonel ve objektif olması. Fakat bu, toplumda yaşayan herkesin zihinsel olarak yüksek bir demokratik standart ve olgunluğa sahip olmasını gerekli kılar. 
Türkiye gibi zor demokrasi sınavları atlatmış bir ülkede her türlü demokratik düzenleme sosyolojik olgunluk gerektiriyor. Bunu hızlandırmanın yolu da yalnızca siyasetten değil, sivil toplumdan, medyadan, eğitimden ve tek tek bireylerin duyarlılığından geçiyor. Söz gelimi okullarda ‘kültürlerarası iletişim’ dersleri olsa çok kültürlü bir toplumda yaşama farkındalığı ve olgunluğuna çok daha hızlı erişebilirdik. Umarız ki, Milli Eğitim bu demokratikleşme sürecine böyle bir katkıda bulunur. 

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!</p>

Saklambaç Ustası Bu Tarla Faresini 'Görmelisin'

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi

Sel felaketinin çevre sorunlarına da yol açan izleri 3 aydır silinemedi

Cevizi 1 gece suda bekletip içerseniz... Faydasını bir bilseniz