• $8,4853
  • €10,06
  • 494.174
  • 1413.8
9 Aralık 2017 Cumartesi

Antik Yunan mirası üzerine

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Bir ülkeye farklı zamanlarda, farklı amaçlarla ve farklı insanlarla gitmek gördüğünüz şeyi, vizörünüzü de etkiliyor. Hele de gittiğiniz ülke tarihsel ve kültürel olarak çok katmanlı ise, her seferinde farklı tecrübeler yaşıyorsunuz.

Yunanistan’ın Selanik, Kavala gibi şehirlerini daha önce ziyaret etmiş, fakat başkent Atina’ya gitmemiştim. Bu kez Atina’ya gittiğimde Aristo ve daha nice filozofun zihnime çengel atan sorularıyla birlikte tarihi mekanları ziyaret etme fırsatı buldum. Kısa bir zamana sığan tarih gezisi çerçevesinde...

Düşüncenin Coğrafyası’nın yazarı Richard Nisbett, ‘Antik uygarlıkların içinde sadece Yunan’da kamusal kararlar otoriter bir emirle değil, çoğu kez retorik mücadele sonunda alınır’ diyordu. Antik tiyatroyu bu hatırlama ile dolaştım.

Yunanlılar için özgürlük ve bireysellik kadar çarpıcı bir başka özellik, dünya hakkında duydukları meraktı. Bilimsel ilkeleri keşfetmek Yunanlılar için başlı başına bir zevk kaynağı idi. Hatta Nisbett, Atinalı tüccarların, meraklarını tatmin edebilsin diye oğullarını okula göndermekten mutlu olduklarını söylüyor. School sözcüğü ‘boş zaman’ anlamına gelen ‘schole’ diye bir Yunanca sözcükten geliyordu. Boş zaman, Yunanlılar için başka şeylerin yanı sıra bilginin peşine düşme özgürlüğü anlamına geliyordu.

Su kenarında bir uygarlık olarak Yunan’da eğitimin temelini merak duygusu oluşturuyordu. Bunda sürekli yeni, farklı insanlar, adet ve geleneklerle karşılaşmalarının büyük etkisi vardı. Kişisel özgürlük, bireysellik ve nesnel düşünce bu iklimde gelişti.

Yunanlılar için mutluluğun tanımlarından biri, sahip oldukları gücü kısıtlamalardan arınmış bir yaşam süresince mükemmellik arayışında kullanabilmekti.

Bugün bir milyarı aşkın insan, antik Yunan’ın entelektüel mirasında hak iddia ediyor. Avrupa kendini, Yunan’ın fikri mirası, Roma’nın organizasyon ve düzen yapısı, Hıristiyanlık ve Roma-Germen İmparatorluğu sentezi üzerinden tanımlıyor. Bir anlamda Batı, Antik Yunan’dan teoriyi, Roma’dan pratiği alarak bir anlayış geliştirdi. (Her ne kadar Batı tarih yazımı, Avrupa’nın oluşumunda Endülüs tecrübesini parantez dışına atsa da, biz, Batı’nın kendini inşasında Müslümanların katkısını hatırlatan bir parantezi açmış olalım.)

Atina Akropolis’ini dolaşırken, bu miras bugün kimin elinde diye düşünmeden edemiyor insan. Bir ulus-devlet olarak Yunanistan, bu arkeolojik mirasın görünen sahibi olsa da, entelektüel olarak Antik Yunan mirası aslında insanlığın ortak malı.

Medeniyetlerin birbirinin birikimini kullanarak, dönüştürürek yeni sentezler oluştuğu gerçeği üzerinden elbette... Her ne kadar Batı, İslam, hatta Çin medeniyeti birbirini etkilese de, her birinin karakteristik vasıfları var. Yunan’ın bireyselciliğini, Çin’in kolektif ruhundan ayıran Aristo ve Konfüçyus farkından kaynaklanan... Birisinde doğrusal, diğerinde döngüsel zaman anlayışı, bu iki coğrafyadan çıkan medeniyet algısını şekillendiriyor.

Arkeolojik alan ziyaretleri insana güncel sorunların arka planı üzerinde düşünme, hatırlama imkanı veriyor. Aksi halde bir ülke ziyareti birkaç turistik rastlaşmanın ötesine geçmiyor. Ya da güncel siyasetin ilgi alanına giren güncel meseleler çevresinde kalıyor.

<p class='MsoNormal'>Türkiye'nin birçok bölgesinde devam eden orman yangınlarına  müdahaleler devam

Müge Anlı'dan evleri yanan köy halkına ziyaret

Tarihi değiştiren araştırma: Machu Picchu'nun bilinenden daha eski olduğu ortaya çıktı

Kemerköy Termik Santrali'ne yaklasan yangin havadan görüntülendi

Evsel atıklar burada elektrik enerjisine dönüşüyor