• $7,4055
  • €9,015
  • 438.573
  • 1542.66
17 Temmuz 2011 Pazar

Sonumuz Yugoslavya'ya benzemesin

Mareşal Tito'nun kurduğu modern Yugoslavya, Sırp, Boşnak ve Hırvatlardan oluşan bir ülke iken onun ölümüyle dağıldı. Emperyalist güçlerin ilk büyük kanlı laboratuvarı Yugoslavya'nın geçmişi ile aramızdaki büyük benzerliklere baktığımızda 'Allah sonumuzu benzetmesin' diyoruz
Dağlıca baskını belki de 30 yıllık bu macera içindeki en provakatif eylemdi. Dağlıca'daki baskından sonra hemen herkesin aklına 'Yoksa bir gün bölünecek miyiz ?' sorusu gelmeye başlamıştı. O güne kadar 3-5 çapulcu deyip geçiştirdiğimiz konunun artık nasıl bir hal aldığını düşünmeye başlamıştık. Dağlıca'dan sonra çok şeyler değişti. Köprünün altından çok sular aktı.
Artık Abdullah Öcalan adeta bir siyasi lider gibi partisini, örgütünü, tabanını yönlendiriyor. MİT'in en tepedeki ismi Hakan Fidan İmralı'da Öcalan'la defalarca görüşüyor. Mutabakat metni hazırlıyorlar. Demokratik özerlik ilan edildi bile...
Hemen herkes olan biteni şaşkın gözlerle izlerken, 13 askerimizin şehit edildiği haberi geldi. Bundan daha büyük provokasyon olabilir mi?
Ve ardından çığ gibi büyüyen tepkiler... Germencik'te Kürt işçilere saldırı, Kürtçe türkü söyledi diye Aynur Doğan'ın sahneden indirilmesi. O kadar bildik sahneler ki...
SAHNELENEN KANLI OYUN
Dünyanın birçok coğrafyasında bu kanlı oyun sahnelendi. Ama öyle bir ülke var ki... Nerdeyse tıpatıp bize benziyor. Yugoslavya!
Halk dilinde güzel bir benzetme vardır. 'Allah sonumuzu benzetmesin' Evet bizim de sonumuzu her şeyiyle benzediğimiz Yugoslavya'nın sonuna benzetmesin. Çünkü emperyalist güçlerin ilk büyük kanlı laboratuvarı olmuştu Yugoslavya!
Ama bakınız. Kuruluşundan bugüne Yugoslavya'yla nasıl da benziyoruz.
***
Yugoslavya'nın ismi aslında kurulan devletin nasıl güzel bir birliktelik olduğunun işareti gibi. Hırvatça, Sırpça, Boşnakça ve Slovence'de 'yug' kelimesi 'güney' anlamına gelir. Yugoslavya : Güney Slavların ülkesidir.
2. Dünya Savaşı öncesinde adı Yugoslavya Krallığı'ydı. 1943'te Demokratik Federal Yugoslavya'ya dönüştürüldü. Ve 1963'te Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti.
(Abdullah Öcalan'ın İmralı'daki yargılamalarından beri diline pelesenk ettiği Demokratik Cumhuriyet önerisini hatırlayın. 10 yıl bu kavramla geçti. Şimdi ise federasyon ve özerklik konuşuluyor. Tıpkı Yugoslavya gibi.) Tekrar Balkan ülkesine dönelim.
BÜYÜK BENZERLİKLER
Modern Yugoslavya'yı inşa eden kişi bir büyük devrimciydi.
Josip Broz Tito! Annesi Hırvat kökenli babası ise Sloven'di. Kalabalık bir ailede dünyaya gelmişti. İşçi olarak başladığı çalışma hayatında sendikal mücadele içinde yer aldı. (Asıl adı Josip Broz'du. Ama çalışma arkadaşlarını yönlendirirken 'sen bunu' 'sen de bunu yap' sözünü çok kullanırdı. Bu da Hırvatça ti-to dendiği için Tito lakabı oldu)

1. Dünya Savaşı'nda yedek subay olarak bulundu. İşte bu yıllarda Bolşevik ordusuyla tanıştı. Ülkesine dönüşte Yugoslavya Komünist Partisi'ne üye oldu.  1937'de ise Yugoslav Komünist Partisi Genel Sekreterliği'ne seçildi.

2. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla Yugoslav birliğinin de dağılması bir oldu.  Nazi Birlikleri 1941'de Ygoslavya'yı işgal edildi.

TIPKI 1918'de Anadolu'yu işgal eden emperyalist güçler gibi.
Tito, 'Partizan' adını verdiği yerel direniş birliklerini kurdu.
TIPKI Mustafa Kemal'ın, Kuvay-ı Milliyesi gibi.
6 Nisan 1941 Hitler, Belgrad'ı bombalamaya başladı. Tam 11 gün sonra Yugoslav Kralı teslim oldu.
TIPKI İstanbul'un işgalinden hemen sonra İngilizlere teslim olan Sultan Vahideddin gibi.
Bilin bakalım Yugoslav kralı da nereye gitti. Elbette Londra'ya...!
Dağılan ve parçalanan Yugoslav Krallığında bir başka direniş odağı daha vardı. Çetnik albay Draza Mihalovic ! Onun hayali de 'Büyük Sırbistan' hayalini gerçekleştirmekti.
Tanıdık geldi değil mi?
Bizim Enver Paşa da Türkistan'da 'Büyük Turan' hayalinin peşinde koşmuyor muydu?
Tito hem dostu hem de rakibi gözüken Mihalovic'i saf dışı bırakmayı başardı.
Tıpkı Mustafa Kemal'in Enver Paşa'yı minder dışına ittiği gibi...
Tito da Alman birlikleriyle Karadağ'da çarpıştı. Ve tam iki kez Alman kuşatmasını yararak onları meydan savaşında yenilgiye uğrattı.
Ve asker olmamasına karşın ona da mareşal unvanı verildi.
Atatürk'ün Sakarya'sını hatırlayın... Neredeyse tüm dünyanın desteklediği Yunan ordusunu nasıl bozguna uğrattı.
Yugoslavların büyük düşmanı Alman Nazi komutanı Himmler, Tito'nun hakkını şu sözlerle teslim etmek zorunda kaldı 'Size bir sebat örneği daha vereyim, bu da Mareşal Tito'nun sebatıdır. Şunu da söylemeliyim ki, Tito hem zorlu bir düşman, hem de bir komünisttir. Ve maalesef kendisi bizim düşmanımızdır. Mareşal rütbesini tam olarak hak etmiştir.'
Peki ya Mustafa Kemal'in düşmanı İngiltere Başbakanı Lloyd George, ne demişti. Hatırlayalım. 'Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi, çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu. Mustafa Kemal'in dehasına karşı elden ne gelirdi.' 
Devam edelim.

EŞİT HAKLAR VAAT ETTİ
Tito bu büyük direniş sırasında her millete eşit haklar tanıyacağını vaat etti.
TIPKI Mustafa Kemal'in savaş sürerken hazırlattığı 1921 anayasası gibi.
 Sosyalist bloktaki tüm ülkeler birer ikişer Sovyetlerin kanatları altına girerken Tito'nun Yugoslavya'sı 'Bağlantısızlar' hareketini kurdu.
TIPKI Atatürk gibi... Atatürk de milli mücadeleyi yürütürken Sovyet Rusya ile yakınlaştı. Ondan yardım aldı. Ama asla yörüngesine girmedi. O da Tito gibi büyük bir anti-emperyalistti. 
Tito, ne Sovyetlere ne de Amerika'ya boyun eğmedi.
Birçok sosyalist ülke, bağımsızlığını Sovyetlere borçluydular. Bunların hepsinin liderleri, Nazi işgali karşısında Moskova'ya sığınmış; ülkeleri işgalden kurtulunca gelerek ülkelerine dönmüşlerdi. Yalnızca Tito, halkıyla birlikte aynı tehlikeleri ve acıları göğüslemiş; Partizan birliklerinin başında savaşı bizzat yürütmüştü.
TIPKI  Atatürk gibi...
Benzerlikler şaşırtıcı bir halde sürüp gidiyor... Uzatmayayım.
Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti savaşının bitişiyle 1945'te kuruldu.
Ve Mareşal Tito'nun önderliğinde bir hayal ülke yarattılar. Boşnak, Sırp, Hırvat, Sloven onlarca milliyetten insan ortak bir ideal için birleştiler. Ve sanayiden ticarete spordan sanata kadar bir Yugoslav rüyasını tüm dünyaya ispatladılar.
TIPKI Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Türkiye gibi... Aynı şevk, aynı ortak ideal ve aynı heyecanla... Kim Türk'müş kim Kürt'müş Çerkezmiş diye dönüp bakmadan...
Peki Yugoslavya bu güzel rüyadan ne zaman uyandı. 1980'de Tito'nun ölümüyle. Yugoslavya hemen yıkılmadı ama büyük sarsıntıya girdi.  1991'deki Doğu Bloku'nun çöküşü Yugoslavya'nın da sonunu getirdi.
 Bu birliği dağıtıp mikro devletçikler kurmak isteyen emperyalistler CIA ajanlarını devreye sokmuşlardı. Kimi zaman Boşnak kılığında Sırp düğünlerinde terör estirdiler kimi zaman da tam tersi bir Sırp kılığında bir Boşnak okulunu taradılar. Kabarmaya hazır milliyetçilik ateşine kova kova benzin taşıdılar. Ve şimdi sıkı durun.
Son büyük kıvılcım da parlamentodaki bir görüşmede ateşlendi.

Tarih: 15 Ekim 1991
Yer : Yugoslavya Parlamentosu.

Giderek artan milliyetçi gerilim Meclis'e de yansımıştı.
Önce kürsüye Karadzic geldi. 'Buradan söylüyorum Sırplara kimse dokunamaz! Sırplar sahipsiz değildir' diye başlayan ünlü konuşmasını yaptı.
Ona cevabı Aliya İzzetbegovic verdi: Sırp milliyetçiliğine yenilmeyeceğiz. Artık milliyetçilik tohumları boy vermeye başlamıştı.

KARDEŞ KANI AKIYOR
Tam bir hafta sonra etnik çatışmalar başladı. Bu Sırp ve Boşnakların bir arada bulundukları son Meclis oturumu oldu.
Yaşananları biliyorsunuz. Hırvat, Boşnak, Sırp birbirini boğazladılar. Avrupa'nın orta yerinde oluk oluk, kardeş kanı aktı.
İnsanlık suçlarına varan cinayetler eziyetler toplama kampları. Avrupa'nın orta yerinde yaşanan büyük insanlık dramları... Kan ve gözyaşı... Yugoslavya paramparça oldu. Bir daha hiç toplanmamak üzere.
***
Atatürk asker kökenli bir devrimciydi,
Tito ise işçi kökenli bir Marksist!
Her ikisi de yaşadıkları coğrafyanın çeşitliliğini, zenginliğe dönüştürmeyi başarmış iki devrimciydi.
Her ikisi de ülkelerini, güçlü ve müreffeh bir yurt yapmak için uğraşmışlardı.
Her ikisi de her türlü etnik tarifin üzerinde yüksek bir ülkü yaratmışlardı.
Tito'nun rüyası erken bitti. Hatta kabusa döndü.
Son yaşananlara ve tehlikeli gidişe bakınca korkarak söylüyorum.
Kıymayın bu ülkeye ve insanına efendiler!
Bırakın bari Atatürk'ün bağımsız ve güçlü Türkiye hayali bitmesin!
Gurkanhacir.com     Twitter.com/gurkanhacir

Savaştan sonraki en büyük katliam yaşandı
Srebrenica, 11 Temmuz 1995'te İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan en büyük soykırıma tanıklık etti. Sırplar bir gecede, 8 bin 372 Müslüman erkeği katletti. O katliamda sevdiklerini yitirenler toplu mezarlardan çıkartılıp DNA testi yapılan ve kendilerine teslim edilen erkeklerini toprağa verdi. Geçtiğimiz haftaki törenlerde geçmiş acılar yeniden hatırlandı.

Not: Bu akşam Şimdiki Zaman'da Kazım Karabekir'i konuşacağız. Yazar Osman Selim Kocahanoğlu ve Karabekir Paşa'nın kızı Timsal Karabekir Yıldıran konuğum olacak.  Kaçırmayın derim. Skyturk TV saat 23.15 canlı yayın

<p>Merakla beklenen Bayraktar AKINCI Taarruzî İnsansız Hava Aracının (TİHA) 3'üncü prototipine PT-3ü

Selçuk Bayraktar bu sözlerle paylaştı: Yuvadan uçmadan önce son selfie

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor

İHA fabrikası Ankara'da üretime başladı