• $7,4099
  • €9,0277
  • 441.857
  • 1542.45
20 Kasım 2011 Pazar

Sağda Masonluk neyse solda Sorosculuk odur!

Ana muhalefet partisi lideri Kılıçdaroğlu'nun Soros'çu bir vakıf olan TESEV'e üye olması yarattı. Kılıçdaroğlu'nun Sorosçu olduğuna inanmasam da üye olduğu vakfın neye hizmet ettiğini gözden geçirmeli. Soros bir solcu için bir sosyal demokrat için lekedir. Tıpkı sağcılar için Mason olmak gibi. Öyleyse geçmişe dönüp bir bakalım....

İki yıla neler sığdı?
Son iki yılda yaşananları yorum katmadan alt alta yazıyorum. Beraber okuyalım.
- Ana muhalefet partisinin genel başkanı bir seks kaseti komplosuyla devrildi.
- Bir muhalefet partisi liderinin helikopteri düştü.
- Bir başka muhalefet partisi lideri hastalanıp öldü.
- Devletin en üst düzey güvenlik örgütü bölücülerin en üst düzey mensubuyla masada görüşürken yakalandı.
- Yıllarca Marksist solla mücadele etmiş bir polis şefi 4 Marksist bir örgüt mensubu olmaktan hapse atıldı.
E4 rgenekon yapılanmasını ilk kez bulup kamuoyuna duyuran bir başka polis şefi aynı örgütün üyesi olmak suçuyla hapse atıldı.
Daha devam edeyim mi?
- Ana muhalefet partisinin yeni genel başkanının Sorosçu bir vakfa üye olduğu ortaya çıktı.
- Olan bitene halen 'komplo teorisi bunlar' diyen var mı?

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı)'e üye olmasını normal mi karşılayacağız? 1994'te TESEV'e üye olmasını hırslı bir bürokratın kariyer telaşı olarak mı göreceğiz? Yoksa turuncu devrimin tamamladığı son kare olarak mı?
Açık ve net söyleyeyim. Ben Kemal Bey'in Sorosçu olduğuna inanmam. Ama CHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturan bir kişinin de neye üye olduğunu gözden geçirmesi gerektiğini düşünürüm. Dahası TESEV nedir ne değildir ona bir bakarım. Ne için kuruldular ve neye hizmet ediyorlar?
Soros bir solcu için bir sosyal demokrat için lekedir. Tıpkı sağcılar için Mason olmak gibi...
Tarihe uzanalım....
29 Kasım 1964
Adalet Partisi 2. Büyük Kongresi toplandı. Haziran ayında ölen Genel Başkan Ragıp Gümüşpala'nın ardından yeni genel başkanlarını seçeceklerdi. İki aday vardı. Biri halen geçici olarak genel başkanlık koltuğunda oturan Saadettin Bilgiç (Koca reis) diğeri ise DSİ'nin genç genel müdürü Süleyman Demirel'di.
Kongreden 2 ay önce Adalet Partisi kulislerine bomba düştü.
Demirel Masondur!
Kulaktan kulağa yayılan dedikodu önce ciddiye alınmasa da elden ele dolaşan bir fotokopi bütün her şeyi altüst ediyordu. Demirel'in Mason kimlik kartının fotokopisi tüm delegeye ulaşmıştı.
Doğrusu şuydu.
Süleyman Demirel, Hür ve Kabul Edilmiş Masonların Bilgi Locası'na üyeydi. 43. sıra 48 martikul de kayıtlıydı. O da taşradan gelmiş hırslı bir bürokrat gibi yükselmenin bir yerlere üye olmaktan geçtiğini düşünmüş ve Masonluğa adım atmıştı.. (Tıpkı Kılıçdaroğlu'nun TESEV'e üye olması gibi)

LOCAYA BAŞVURDU
Demirel kongreden önce dedikodular ayyuka çıkınca hemen 'loca'ya başvurdu. Üstad-ı Azam yardımcısı Enver Necdet Egeran ile görüştü. 'Kardeş'i olarak bu kongrede Mason olduğunun duyulması halinde işinin zora gireceğini anlattı. Kendisine Mason olmadığına dair sahte bir belge vermelerini istedi.
Egeran, konseyde bu konuyu ele aldı. Tartışma çıktı. Egeren'a göre bir 'kardeş'leri zora girmişti. Ona yardım etmeleri Masonluğun bir gereğiydi. Sonunda Azam yardımcısı Egeran'ın isteği kabul edildi. Ve Demirel'e Türk Yükseliş Derneği'nin üyesi olmadığına dair 'sahte' bir belge verildi.
(Bu olay Türkiye'deki Masonları da ikiye böldü. Masonluğun siyasete alet edildiğini iddia eden bir grup ertesi yıl bu karara imza atan Necdet Egeran'ın Üstad-ı Azam seçilmesini de bahane göstererek ayrıldılar. Ve 111'i kurdular. İstiklal Caddesi Nur-i Ziya sokaktaki loca 25 numara, Tepebaşı'nda yeni açılan loca ise 111 olarak anılmaya başlandı. Türk Masonları ikiye bölünmüştü.)
Ve Demirel kongrede bu belgeye bağıra bağıra salladı.
'Bakın bana Mason diyorlar. İşte belgesi. Ben Mason değilim' dedi.
Süleyman Demirel kongreyi kazanmış ve Adalet Partisi Genel Başkanı olmuştu.
Sadettin Bilgiç anılarında kongreyi şöyle anlatıyor: 'Demirel, Büyük Kongrede, Necdet Egeran'dan aldığı ve (Dul kadın çocuğuna yardım) diye nitelendirdikleri (Locamıza kayıtlı değildir.) yazılı mektubu okudu. Demirel, Masonlukla ilgisi olmadığına dair yukarıdaki belgeyi okuduktan sonra, köy evinde, Kur'an okumadan sabah kahvaltısına oturulmayan bir ailenin çocuğu olduğunu anlattı. Bu ifrat ile tefrit arasında bocalamaktı. Müslümanlar sabah namazını kılarlar ve 'kuşluk' denilen sabah 9.30-10.00 arasında sabah yemeği yerler. Yemeğe otururken de Kur'an okumak sünnet veya adet değildir, sadece 'Besmele' çekilir'.
Saadettin Bilgiç rakibinin usul açıklarını da bulmuştu. Demirel'in pek de dindar bir aileden gelmediğini ispatlamaya çalışıyordu. Yani söylediklerine inanmayın demeye getiriyordu.
Ama bakınız... 
Saadettin Bilgiç anılarında belgenin kendileri tarafından ortaya çıkartılmadığını 1962'de de parti içinde dağıtıldığını söylüyor.
O halde biraz komplo teorisine girebiliriz.
Demirel'in Mason olduğuna dair belgeyi onunla aynı locada olan bir bankacı getirmişti. Bu genç Mason aynı zamanda locada konuşulan bir bilgiyi de tam 2 yıl önce yani 1962'de Kastamonu Milletvekili İsmail Hakkı Yılanlıoğlu'na anlatmıştı.
Mason locasının üyesi genç bankacıya göre Demirel AP Genel Başkanlığı'na seçilecek, bir süre sonra da başbakan olarak görevlendirilecekti. Locada böyle bir bilgi verilmişti.
Oysa genel başkanlık koltuğunda Ragıp Gümüşpala oturuyordu. Demirel'in genel başkanlığı söz konusu bile değildi.

2 YIL SONRA HEPSİ GERÇEK
Genç bankacının edindiği bilgiler tam 2 yıl sonra harfi harfine teyit oldu. Önce Gümüşpala kalp krizinden yaşamını yitirdi. Ardından kongrede Demirel genel başkanlığa seçildi. 1965'te başbakan oldu. Ve aynı yıl Masonluktan istifa etti.
Görünmeyen 'bir el' Demirel'in önünü süpürmüş temizlemişti.
Kılıçdaroğlu'na gelirsek...
Cumhuriyet tarihinin belki de en büyük komplosu sonucu boşalan CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturdu. Gelişi de çarşambadan belliydi. Ekran önünde yolsuzluk şovları dürüst lider imajları vs.
Atatürk'e bile nasip olmayacak bir oy çokluğuyla CHP Genel Başkanı oldu. Kurultay delegelerinin hepsinin oyunu aldı.
Ve şimdide Soros'un Türkiye ayağı sayılan bir vakfın kurucusu çıkıyor... Bunu sorgulamayacak mıyız?
Bu ne iştir demeyecek miyiz?
Yorum sizin...
Ama şunu eklememe müsaade edin.
Bir dahaki CHP kurultayında Kılıçdaroğlu'nun karşısına rakip çıkar mı bilmiyorum... Ama muhaliflerinin (Sorosçu) TESEV üyeliğine dair belgeleri çarşaf çarşaf dağıtacaklarından adım gibi eminim.

Tesev Sorosçudur!
Yenİ dünya düzeni diye yutturulan kapitalist sistem dahiyane iki sözcük keşfetti. Özgürlük ve demokrasi. Bu iki sözcükle işgal etmedikleri ülke içini boşaltmadıkları kasa, yağmalamadıkları yeraltı zenginliği kalmadı. İflasın eşiğindeki dünya ekonomisine yeni kaynaklar yaratmak için hep bu iki sözcüğe başvurdular. Oysaki kastettikleri 'özgürlük' sadece bir tüketim çılgınlığı, 'demokrasi' ise küresel mafyaya tam teslimiyet demekti.
Kırgızistan, Gürcistan, Ukrayna'da turuncu devrim Soros'la oldu. Finans devi George Soros adeta davul zurna çalarak o ülkelere girdi. Ve iktidarları devirdi.
Bakınız...
Tarih Mart 2011.
Para sihirbazı ve turuncu devrimlerin mimarı George Soros BBC'ye mülakat verdi. Şunları söyledi.
'Bugün Ortadoğu'da yaşadıklarımızı daha önce 1989-1991 yıllarında eski Sovyetler'de yaşandı ki; ben bu olaylarla yakından bağlantılıydım. Kaddafi, Libya'nın ürettiği muazzam zenginliği kendi cebine atıyor. Libya halkı bu yüzden ona karşı ayaklanmak zorunda. Öte yandan İran'daki rejim de hayatta kalamayacak. Ama İran yönetimi mücadele etmeden vazgeçmeyecektir.'
Arap baharını biliyorsunuz... Şimdi sırada Suriye ve İran var...
Bir kahin gibi olacakları bilen sihirbaz Soros'un Türkiye ayağı Açık Toplum Enstitüsü ve onun türevi olan Tesev. Yani Türkiye Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı!
 Tesev'in Soros'tan yıllık 2 milyon dolar alması tek başına önemli değildir. Soros artık bir felsefenin adıdır. Demokrasi ve özgürlük maymuncuğuyla toplumların bütün dinamiklerini altüst ediyor. Amacından uzaklaşmış sendikalar, içi boşalmış ve muhalefet yapamayan sivil toplum kuruluşları ve dernekler, farklı seslere kapalı bir toplum...
Buna itiraz edenlere ise kulp hazır... Sovyetlerde Stalinci komünist, Arap baharında ise Baasçı diktatör!
Tesev'de bu felsefenin Türkiye'deki ayağıdır. O felsefenin yerleşmesi için seminerler workshoplar yaptı kitaplar yayınladı. Fikri temellerini oluşturdu.
Bu arada açıkladıkları şeffaflığa uygun olarak her şeylerini internet sitelerine koydular. Tüm bilgileri orada bulabilirsiniz. Üyelerini Soros'tan ne kadar para aldıklarını vs.
(Bakınız... Bastığı üç kuruşluk kitaplarla ne olacak demeyin. Asla Sorosçu olacağına inanmadığım hatta anti-emperyalist mücadele yüzünden cezaevine girmiş bir gazeteci olan Ruşen Çakır bile, basılan bir kitabının hatırına Soros vakfını savunmak zorunda kalıyor.)

NOT: Geçen hafta iki tapaj hatası olmuş düzelteyim. Rasim Öztekin Bey'in milletvekili olduğu bölge sehven Cebelitarık yazılmış. Doğrusu Cebelibereket olacak. Yazım hatasını atlamayan
gazeteci ağabeyimiz Rahmi Özyazgan'a teşekkür ederim.

Gurkanhacir.com
Twitter.com/gurkanhacir

<h3>Süper Lig'in 20. haftasında Fatih Karagümrük ve Beşiktaş karşı karşıya geldi. Maç Kara Kartal'ın

Beşiktaş-Karagümrük maç yorumu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Simpsonlar yine şoke etti! Bunu da bildiler

Türkiye'nin Arnavutluk'ta inşa edeceği hastanenin şantiyesi açıldı