• $7,4034
  • €9,0163
  • 442.38
  • 1536.82
19 Şubat 2012 Pazar

Hükümet koltuğu bos bırakmaya gelmez

MİT krizinde artık çok daha net konuşulur oldu. İddia o ki MİT müsteşarının ifadeye çağırılması Başbakan Erdoğan'ın 2'nci ameliyatına denk getirilecekti. Ve yine iddia o ki Mit Müsteşarı Hakan Fidan ve diğer üst düzey MİT görevlileri evleri basılarak gözaltına alınacaktı. Başbakan ameliyatta olduğu için bu duruma ivedilikle müdahale edemeyecekti. Bu iddialar doğru mu elbette bilmiyoruz. Ama devletin zirvesinde yumruk yumruğa süren iktidar kavgasında böylesi  stratejik tuzaklar muhtemeldir. Nereden mi biliyorum.
Tarihten... Bakın devlet adamlarımız koltuğu boş bıraktıklarında neler olmuş...

Yakup Cemil İttihat Terakki'nin en ünlü silahşörüydü. Gözü karaydı. Teğmen olduğunda ilk görev yeri Manastır'daki piyade tümeniydi. Enver Paşa 'efsanesi'yle burada tanışmıştı. Ona olan hayranlığı burada daha da pekişti. Emir subayı oldu. Manastır dağlarında Sırp, Yunan, Bulgar çetelerine karşı hep Enver Paşa'nın ekibinde yer alarak mücadele etti. Enver'in adamı olarak ünlendi. İttihat Terakki'nin tam anlamıyla iktidarı aldığı olay olan 1913'teki Bab-ı Ali baskınında başrolde o vardı.
Balkan Savaşı'nda birbiri ardına gelen yenilgiler Selanik'in ardından Edirne'nin de kaybedilmesi bardağı taşıran son damla olmuştu. İttihatçılar bir darbe planladılar. Toplantı halindeki kabine basılacaktı. Bab-ı Ali'ye doğru yürüyen ekiplerin başını Yakup Cemil çekiyordu. Hükümet binasına ilk giren oydu. Kapıda onları karşılayan Sardazam Yaveri Nafiz Bey'i onun adamlarından biri vurdu. Ardından Harbiye Nazırı Yaveri Tevfik Bey de yine Yakup Cemil'in adamları tarafından vuruldu. Bu sırada Talat Paşa da binaya gelmişti. Gürültü üzerine kabine toplantısından çıkan Harbiye Nazırı Nazım Paşa'yı Yakup Cemil tek kurşunla vurdu. Yerde can çekişen nazıra kalan kurşunları da boşalttı. Arkadaşları dur napıyorsun dediğinde verdiği cevap ilginçti.
-Bu adamlara başka türlü laf anlatılır mı?
ENVER PAŞA YOKKEN KURŞUNA DİZİLDİ
Yakup Cemil'in, gözleri önünde Harbiye Nazırı'nı vurması Talat Paşa'yı da şoka sokmuştu. 'Enver'in adamı başımıza bela olacak ileride' diye düşündü.
Bu olaydan sonra Yakup Cemil, Enver Paşa'nın tam anlamıyla fedaisi olmuştu. Hatta işi o kadar abartmıştı ki Enver Paşa'nın apandisit ameliyatı sırasında ameliyathaneyi bastı. Operasyonu yapan Doktor Cemil Topuzlu'nun burnuna silahı dayadı ve 'Bana bak! Enver'e bir şey olursa bununla hepinizi yere sererim' dedi.
Aynı şekilde Sadrazam Talat Paşa'ya silah çekmişti. Amacı Enver Paşa'nın bir an önce Harbiye Nazırı yapılmasıydı. Talat Paşa mecburen kabul etti.
Enver Paşa Yakup Cemil'in bu saldırgan tavırlarının faydasını görüyordu ama aynı zamanda şikayet de ediyordu. Sarıkamış dramı Enver Paşa'nın itibarını düşürdü. Artık hükümette her dediği yapılmıyordu.
İşte tam burada Yakup Cemil ikinci bir Bab-ı Ali darbesine soyundu. Kendisine istediği rütbelerin verilmediğini düşünerek bir isyan planladı. Yine aynı şekilde gidecek ve Bab-ı Ali konağını basacaktı. Bu kez plan aşamasında yakalandı. Sapancalı Hakkı, Meserret Otel'de Yakup Cemil'i bastırdı. Artık kaleleri düşmüştü. Tek güvendiği kişi Enver Paşa kalmıştı. Talat Paşa içinse bu tarihi fırsattı. Kontrolden çıkan Yakup Cemil'in 'halline' bakılabilirdi. Ama nasıl? Ne olursa olsun Enver Paşa gönülden bağlı bu adamının öldürülmesini istemezdi. Enver Paşa'nın yurtdışı gezisi beklendi. 1916 Eylül'ünde Almanya gezisi yapacaktı. Enver Paşa Almanya'ya gittikten iki gün sonra Yakup Cemil Kağıthane sırtlarında kurşuna dizildi.
Enver Paşa ölüm haberini yurt dışında aldı.

ATATÜRK HİÇ UNUTMADI
Geçen hafta yazmıştım. (AKŞAM 12 Şubat 2012 / Mühür Kimdeyse Süleyman Odur!) Atatürk'ün milli mücadele sırasında kontolü kaybettiği 3 aylık bir bölüm vardır. Aslında kontrolü kaybettiği demeyelim de iki başlı bir yönetimin olduğu kısa bir dönem. İttihatçıların karakol örgütü şemsiyesi altında ikinci bir hareket başlattığı ve mühür kazıtarak Anadolu'daki mücadelenin liderliğine oynadıkları bir dönem. Bolşeviklere heyet gönderdikleri dönem. Mustafa Kemal Ankara'da mücadelenin merkezi olmak için çabalıyor. Ancak imkanları sınırlı. İttihatçılar ise tam anlamıyla mobilize olmuş durumdalar.
Mustafa Kemal'in otoritesini sarsmak için yaptıkları ilk hedef Yahya Kaptan oldu. Kuvayı Milliye'nin en gözde savaşçılarından Yahya Kaptan Mustafa Kemal'e gönülden bağlıydı. İttihatçılara da kulak asmıyordu. 1920'nin hemen başında Mustafa Kemal'in hakimiyet mücadelesi verdiği günlerde İzmit'te kurşunlandı. Yetinilmedi başı gövdesinden ayrıldı. Atatürk bu olayı hiç unutmadı. Yıllar sonra İzmit'i ziyareti sırasında onun heykelinin yapılması ve bir muhite onun adının verilmesini istedi. Nutukta da uzun uzun Yahya Kaptan'dan söz etti. Kısa bir süre yaşadığı güç kaybı en yakın adamının canına mal olmuştu.
SARACOĞLU GİDİNCE TURANCILAR TUTUKLANDI
Yıl 1944,
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü esaslı bir temizlik niyetindeydi. Katılmadığımız 2'nci Dünya Savaşı'nın sonucu belli olmaya başlamıştı. Artık bir yerlere şirin gözükmek için ülke içindeki gruplara izin vermenin gereği yoktu. Önce komünist tutuklamaları ardından da turancıların toplanması gerekiyordu. Turancılar için gerekçe hazırdı. Öğrencilerin lideri Nihal Atsız'ın Sabahattin Ali'yle görülen dava sonrası yaptıkları eylem pekala tutuklanma gerekçesi sayılabilirdi. Atsız'ın başını çektiği kitle milliyetçi gördükleri Başbakan Saracoğlu'na gitmek istediler. Başbakanlığın önüne gelip slogan attılar. Milliyetçi/Turancı Başbakan Saracoğlu'ndan işe müdahale etmesini istediler.
İnönü düğmeye basacaktı. Ancak küçük bir ayarlama yapması gerekiyordu. Milliyetçi Başbakan Şükrü Saracoğlu'nu temizlik bitene kadar uzaklaştırması lazımdı. Köşke çağırdı. Babacan tavrıyla konuştu. 'Saraç seni biraz yorgun ve bitkin gördüm. Bursa'da bir müddet tedaviye ne dersin?' Şükrü Saracoğlu şoktaydı. 'Paşam hastaydım ama iyileştim. Bir şeyim yok şu an' dese de İnönü'nün niyeti başkaydı. Turan temizliği yapılırken Saracoğlu'nun ayağına dolaşmasını istemiyordu. Saracoğlu çaresiz Bursa'nın yolunu tuttu.
Ama sıkı durun! Saracoğlu tek başına yollanmamıştı. Genelkurmay 2'nci Başkanı Salih Omurtak da ona refakat edecekti. (Saracoğlu biyografisini yazarken dönemin gazetelerini gün gün tarıyordum. Tam 15 gün Başbakan Saracoğlu'nun tek kare resmi tek demeci yoktu. En önemli tutuklama furyasının olduğu bir dönemde Başbakan ortada yoktu. Saracoğlu'nun oğlu Yılmaz Amca'ya sordum. Hatırlamadı. Mevcut bilgilerimi İnönü'nün günlükleriyle birleştirince sır günler ortaya çıktı. İnönü tek cümleyle Başbakan sürgününü özetliyordu: 'Saraç tedavi için Bursa'ya gitti. Yanında Salih var!'. Meraklısı için not: (Efebaşvekil /Gürkan Hacır Remzi Kitabevi 2006)
Şükrü Saracoğlu'nun 15 günlük Bursa gezisi sırasında Ankara'da temizlik yapıldı. Irkçılık-Turancılık tevkifat furyası başlatıldı. Nihal Atsız, Alpaslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkan gibi ünlü turancılar tutuklandı.
Milliyetçi tutuklamalar yapılırken Milliyetçi başbakanın koltuğu boştu.

AYDEMİR ASILIRKEN İNÖNÜ YURTDIŞINA ÇIKTI
Bir de bilerek koltuğu boş tutanlar vardır. Önemli kriz anında veya birilerinin kellesinin gideceği anlarda yurtdışına gidenler vardır. Örneğin 2'nci darbe girişiminde yakalanan Albay Talat Aydemir ve Fethi Gürcan'ın idamları sırasında yurtdışında bulunmayı tercih eden İsmet İnönü gibi.
Veya 'demokratik alanda her türlü mücadeleyi omuz omuza vereceğiz' diyen Cevdet Sunay'ın 12 Mart muhtıra bilgisini haber vermek için arayan Demirel'in telefonunu açmayışı gibi. Başbakan Süleyman Demirel kırmızı hattan ısrarla cumhurbaşkanını aramıştı. Asker harekete geçti diyecekti. Ama Cevdet Sunay telefonu bir türlü duymuyordu. Çankaya'daki köşkün bahçesinde gülleri suluyordu.
Ya da en yakın adamı Topal Osman kontrolden çıkınca onu yakalamak isteyen birlikler tarafından köşkte kıstırıldığında Atatürk'ün sessizce direksiyon dairesine geçmesi gibi. Osman halledilinceye kadar Atatürk ortalıkta gözükmemişti.
***
Evet işte böyle....
Başbakan Erdoğan ne yaptı etti bu son krizde koltuğunu boş bırakmadı. Rivayet o ki ucu kendisine kadar uzanabilecek bir soruşturmayı zamanında kesmeyi bildi. Ameliyatını birkaç gün sonraya erteledi. Ve MİT müsteşarını savcı karşısına (ve muhtemelen demir parmaklıklar ardına) çıkartmadı. Otoritesini korudu. Bundan sonrasını hep birlikte göreceğiz. Orası ayrı fasıl...
Son cümle Süleyman Beyden (Demirel) olsun...
'Hökümet goltuğu boş bırakmağa gelmez!'
            Twitter.com/gurkanhacir

<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. Yüzde 17 olan politika faizi artmad

Yılın ilk faiz kararı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi

Simpsonlar yine şoke etti! Bunu da bildiler