• $7,4213
  • €9,0363
  • 442.804
  • 1542.45
16 Eylül 2012 Pazar

'Güneş Ne Zaman Doğacak'tı

Galeyana uygun filmler hep böyledir. Kimi zaman kitleyi ajite etmeye yarar, kimi zaman insanlık dışı bir katliamın fitili oluverir. 'Güneş Ne Zaman Doğacak' filmi insanlık tarihinde bizim için karanlık bir sayfanın ilk satırı oldu

Buram buram provokasyon kokan bir film vizyona girer girmez yine İslam alemini karıştırdı. 'Müslümanların Masumiyeti' kurmaca bir stüdyo parodisi gibi hazırlanmış saçma bir film. Ama yarattığı etkiye bakar mısınız? ABD'nin Libya Büyükelçisi öldürüldü. Mısır, Irak ve İran'da olaylar kontrol edilemez hale geldi. Arap Baharı bir anda ABD sonbaharına döndü. Anti-Amerikan rüzgar tüm İslam alemini kapladı.
Peki neden böyle saçma bir kurmaca film vizyona kondu? Ya da daha açık soracak olursak, Obama'nın dediği gibi ABD yönetiminin bu filmden haberi olmamış mıdır?
Elbette hayır! Arap Baharını kim planladıysa 'Müslümanların Masumiyeti' filmini de aynı el kurgulamıştır. Amaç el altından yüksek dozla besledikleri İslam kuşağını, şimdi saldırılarla ezmek, içi boş hale getirmektir. Yani, portresi çizilemeyen peygamberimizi, yüksek bir inançla koruduğumuz İslami değerlerimizi basitleştirmek ve ulaşılmaz olmadığını bize anlatmaktır.

HİÇBİRİ TESADÜF DEĞİL
Arka arkaya yayına sokulan İslama hakaret içeren karikatürler, kitaplar, filmler tesadüf değildir. Bütün bunları fikir özgürlüğü içinde, bireysel çıkışlar olarak göremeyiz.
Neyse...
Bu tartışmalar olurken benim aklıma 'galeyan filmlerimiz' geldi. Sinema salonunda başlayıp sokaklarda kanlı biten tahrik oyunlarını düşündüm. Mesela Kahramanmaraş olayları geldi. Ve Maraş olaylarını başlattığı söylenen 'Güneş Ne Zaman Doğacak?' filmi.

ÜLKÜCÜ GENÇLİĞİN BAŞYAPITI
Gelin yakın tarihimizin bu önemli galeyan filmine bir uzanalım. Bakın bir filmden sonra neler oldu? Nasıl bir utanç sayfasına dönüştü.
İtiraf edeyim. Bu haftaya kadar filmi izlememiştim. Film sonrasında yaşanan olaylarla ilgili pek çok ayrıntıya sahiptim. Ama doğrusu filmi izlememiştim. Aradım, buldum ve oturup izledim.
Öncelikle filmin teknik yapısıyla ilgili şunu söyleyeyim. 'Güneş Ne Zaman Doğacak?' sinemasal değer olarak, Cüneyt Arkın'ın kült sinema başyapıtı kabul edilen 'Dünyayı Kurtaran Adam' düzeyindedir. Okul müsameresi estetiğinde yapılan çekimler, özensiz dekorlar ve plansız çekilen sahneler, kaymış renk ayarları ve kötü bir kayıt... Uzatmayayım. En kötü 10 filmimiz listesine girebilecek türden bir filmdir...
Ancak 'Güneş Ne Zaman Doğacak' dönemin ülkücü gençliğinin başyapıt olarak izlediği bir film olmuştu. Film Sosyalist bir ülkedeki baskıdan kaçan iki Türk'ün hikayesini anlatıyordu. Cüneyt Arkın, Oya Aydoğan, Turgut Özatay, Baki Tamer rol almışlardı. Oldukça dar bütçeyle çekilen bir filmdir.

MADEN'DE GÖNÜL ALDI
(Cüneyt Arkın, hem dağ manzarası hem göl manzarasının peşindeydi. Filmin vizyona girdiği 1978'de bu kez devrimcilerin gönlünü almasını bildi. Tarık Akan'la oynadığı 'Maden' solcu gençlerin akın ettiği film oldu. Filmde rol arkadaşı yine Baki Tamer'di)
1977 yılı yapımı Güneş Ne Zaman Doğacak filminin yapımcı ve yönetmeni Mehmet Kılıç'tı. Asistan ise daha sonradan İslamcı sinema yönetmeni olarak ünlenen İsmail Güneş'ti. Güneş'i 'The İmam' garabetinden hatırlayacaksınız.
(Bu arada yazmadan geçemeyeceğim. İsmail Güneş'in, tuhaf bir filmin asistanlığıyla başladığı sinema yaşamı sonraki yıllarda yönetmen olarak devam etti. Ve sinema kariyerini bakın nasıl özetledi. 'Her filmimde, her hikayede farklı bir dil vardır. Hiçbir filmim bir diğerine benzemez.' E ona üslupsuzluk denir. Güneş'in filmlerine şöyle bir bakınca zaten anlıyorsunuz.)

PROVOKATİF DİYALOGLAR
Cüneyt Arkın'ın Oya Aydoğan'a söylettiği 'Utanılacak bir şey mi söylüyorsun Türküm desene, Türküm desene' repliği gibi onlarca kaba propaganda cümleleri var. Örneğin Cüneyt Arkın bir başka sahnede sosyalist ülkelerdeki işçileri şöyle tarif ediyor.
'Orada işçi, düşünmesine müsaade edilmeyen tüm insani özellikleri yok edilmiş bir sürüdür.'
Ama asıl bomba diyaloglar filmin 40'ncı dakikasında oluyor. Kaba propaganda tam 4 dakika sürüyor. O günkü ülkücü terminolojinin tamamı bu 4 dakikaya sığdırılmıştı Sosyalist ve kapitalist düzenin neden çarpık olduğundan tutun, sosyalist ülkelerin ahlak erozyonunu nasıl yarattığına değin onlarca propaganda cümlesi tıkıştırılmıştı.
Çırpınırdı Karadeniz'den Şeyh Şamil destanına kadar ülkücü metaforla bezeli şarkı türküler de atlanmamıştı.
Filmin finalinde Cüneyt Arkın'ın köprü başında taranarak öldüğü sahne bütün ülkücüleri gözyaşlarıyla ayakta slogan attırmaya yeten bir sahnedir.
Film 1978'de tüm ülkede gösterime girmeye başladı. Gösterimle birlikte olaylar da başladı. Bir çok şehirde filme karşı tepkiler doğdu. Beşiktaş Mıstık sinemasında filmin afişleri yırtıldı, panolar kırıldı sinema basıldı.  Sovyetler Birliği'nin de bu filmin çekilmesinden rahatsız olduğu hep konuşuldu.

CHP'Lİ SANSÜRÜ KALDIRDI
Peki Sovyetlerin nasıl haberi olmuştu? Rus askerlerine ait üniforma bulamayan yapımcı Mehmet Kılıç konsolosluğa başvurmuştu. Bize kostüm olarak askeri elbise verir misiniz? Elbette cevap 'hayır'dı. (Tuhaflıklar bununla da bitmiyor. Film sansüre takıldı. Uzun bir mücadele verildi. Sonunda Orhun Film Cumhurbaşkanına mektup yazarak sansürün kaldırılmasını istedi. Ancak cevap alamadı. Şimdilerde magazin dünyamızın renkli siması olan başrol oyuncusu Oya Aydoğan'ın CHP'li bir akrabası aracılığıyla filmin üzerindeki sansür kurulunun yasağının kalkmasını sağladı.)
Bir CHP'li devreye girmiş ve film sansür engelini aşmıştı ama o günlerde 'ortalama' bir solcunun bile bu filme tepki göstermemesi mümkün değildir. Sosyalist bir genci canlandıran Oya Aydoğan, lümpen bir karakterdir. Ahlak sorunlu, disko ve bar tutkunu, sürekli yabancı müzik dinleyen, milli şuuru yok olmuş bir genç kızdır. Onu yola getirecek kişi ise komünist mezaliminden kaçmayı başarmış ülkücü Cüneyt Arkın'dır.
12 Eylül öncesindeki iklimde filmin etkisini düşünebiliyor musunuz?
Daha da ileri gidelim... Böylesi bir filmin Anadolu'da yaratacağı gerilimi öngörebilir misiniz?
('Güneş Ne Zaman Doğacak?' filmini o günün Maraş'ında oynatmak, şimdilerde etnik baruta benzeyen Hatay'da 'Müslümanların Masumiyeti' filmini oynatmaya benziyor. Bir de üstüne üstlük film gösterime girdiğinde sinema salonuna bomba atıldığını düşünün. Neler olabileceğini hesap edin.)

BARUT FIÇISI MARAŞ
Film barut fıçısı Maraş'ta 19 Aralık günü Çiçek Sineması'nda vizyona girdi. 'Barut Fıçısı' diyorum çünkü kentte aylardır süren Alevi-Sünni gerilimi, sol-sağ çatışması gibi gözüküyordu. Ancak günler öncesinden Alevilerin evleri işaretlenmişti. Her şey bir kıvılcıma kalmıştı.
19 Aralık günü Çiçek Sineması'na o kıvılcım atıldı.
Gözyaşları içinde Türklere yapılan mezalimi izleyen ülkücüler birden sinemaya atılan iki ses bombasıyla sarsıldılar. Canlarını kurtarmak için kendilerini sokağa attıklarında artık hedefleri belliydi. Allahsız komünistleri öldürmek!
Çiçek Sineması'na bombayı kimin attığı bugün bile tartışma konusudur. MHP'li Ökkeş Şendiller mi? Yoksa sol görüşlü Salman Ilıksu mu? Halen bilinmiyor. Ama şu biliniyor. CIA günler öncesinden şehre karargah kurmuştu. ABD Büyükelçiliği birinci katibi Alexander Peck, Maraş'a gelmişti. CIA şefi bir grup meslektaşıyla olayları yakından izlemek üzere tribünde yerini almıştı. Ayrıca tuhaf bir şekilde çok sayıda milli piyangocu kenti istila etmiş, günlerdir kent sokaklarında geziyorlardı. Şehre yabancı bu kadar piyango satıcısının ne anlama geldiği günler sonra anlaşıldı.
Provokasyon amacına ulaşmıştı. Türkiye tarihi en kanlı sayfasını açtı.
Ertesi gün yani 20 Aralık 1978'de bir Alevi kahvesi bombalandı.
21 Aralık'ta iki sol görüşlü öğretmen kurşuna dizildi. Öğretmenlerin cenazesi tam bir katliama dönüştü. Aleviler camileri kundaklayacak fısıltısı katliamın habercisi oldu. Ulu Cami'de toplanan ülkücüler, Alevilere saldırdılar. Evler zaten işaretliydi. Evlere daldılar.
Devlet kontrolü ancak 26'sında sağlayabildi.

GÜNEŞ MARAŞ'TA BATTI
Bir haftalık bilanço korkunçtu.
150 kişi öldü. 600 kişi yaralandı. 200 ev yakıldı.135 işyeri yıkıldı. Asıl sanıklar hiç yakalanamadı. Ancak açılan dava tam 23 yıl sürdü. 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis 320 kişi de değişik yıllarda hapis cezası aldılar. Ancak faillerden hiçbiri idam edilmedi, müebbet hapis cezasını çekmedi. Çıkan aflarla tahliye oldular.
Ve güneş bir daha hiç doğmamak üzere battı...
Galeyana uygun filmler hep böyledir. Kimi zaman bir kitleyi ajite etmeye yarar, kimi zaman insanlık dışı bir katliamın fitili oluverir. 'Güneş Ne Zaman Doğacak' filmi ikincisi olmuştu.
İnsanlık tarihinde bizim için karanlık bir sayfanın ilk satırı bu film oldu. Yıllar geçse de acısını unutmadığımız...
 Twitter.com/gurkanhacir

<h3>Süper Lig'in 20. haftasında Fatih Karagümrük ve Beşiktaş karşı karşıya geldi. Maç Kara Kartal'ın

Beşiktaş-Karagümrük maç yorumu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Türkiye'nin Arnavutluk'ta inşa edeceği hastanenin şantiyesi açıldı

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu