• $7,4469
  • €9,056
  • 443.721
  • 1559.73
10 Temmuz 2011 Pazar

Aydınlar, Saracoğlu'nun izinden gidebilecek mi

Şike operasyonunun ardından gözler Futbol Federasyonu'nda.
Peki çiçeği burnunda başkan Aydınlar, bir Fenerbahçeli olarak
ne yapacak? İsterseniz, gelin yıllar önce benzer bir durumla karşılaşan Adalet Bakanı Şükrü Saracoğlu'nun ne yaptığına bir göz atalım...

Şike operasyonunda herkesin gözü kulağı futbol federasyonunda... Acaba çiçeği burnunda başkan Mehmet Ali Aydınlar, bir Fenerbahçeli olarak gönül verdiği kulübünü kümeye yollayan bir başkan olarak mı tarihe geçecek?
Yoksa masaya yumruğunu vuracak ve 'Suç işleyen cezasını çeksin ama kulübü cezalandırmam' diyerek yasaların etrafından mı dolaşacak? Bakın yıllar önce benzer durumla karşı karşıya kalan Fenerbahçe'ye, o zamanki Adalet Bakanı Şükrü Saracoğlu ne yapmıştı?
77 YIL ÖNCE O GÜN
Yıl 1934.
Taksim Stadı'na deplasmana gelen Fenerbahçe, ezeli rakibi Galatasaray'ı kendi evinde devirme niyetindeydi. Galatasaray'da şampiyonluktaki rakibini saf dışı bırakmak için galibiyetten başka seçeneği olmadığını biliyordu. Daha ilk dakikalardan itibaren maçın oldukça sert geçeceği anlaşılmıştı. Havada uçan tekmeler, birbiri ardına çalınan faul düdükleri ve nihayet çıkmaya başlayan kartlarla maçtaki tansiyon giderek yükselmişti. Artık sahada futboldan çok kavgayı andıran bir boğuşma yaşanıyordu. İzleyenler maçın tamamlanmayacağını tahmin ediyorlardı.
Bolca tekme, itiş kakış ve kartlar arasında ilk devre nihayet sona ermişti. Devre arasında futbolcuların biraz olsun sakinleşeceğini ve maçın normal seyrine döneceğini düşünenler, ikinci yarının başlamasıyla yanıldıklarını anladılar.
İkinci yarı ilk yarıdan daha sert bir maça sahne oldu. Maçın 60. dakikasına gelindiğinde ise asıl büyük kavganın işaret fişeği atıldı. Galatasaray'ın sağ beki Kadri'nin (Dağ) Fenerbahçe'nin sol beki Mehmet Reşat (Nayır)'a attığı tekmeyle beraber saha karıştı. Birkaç sağduyulu futbolcunun dışında hemen herkes yumruk ve tekmeyle birbirine girdi. Kavgaya karışmayan futbolcular ise arada kalmış giderek büyüyen kavgayı ayırmaya çalışıyorlardı. Tribünlerden inen taraftarların da karıştığı kavga giderek büyüdü. Galatasaraylı ve Fenerbahçeli idarecilerin de dahil olduğu bu meydan muharebesini polis güçlükle bastırdı.
Bir Fenerbahçe Galatasaray rekabeti daha karakolda sonuçlanmıştı.
 Bu olaylı maçın ertesinde İstanbul Bölgesi Futbol Komitesi Fenerbahçe'den 9, Galatasaray'dan ise 8 futbolcuya '2 ay ila ebedi boykot' arasında değişen ağır cezalar verdi. Fenerbahçe buna itiraz ederek bu cezaların ağır olduğunu iddia etse de Futbol Heyeti cezaların aynen uygulanacağını söyleyerek itirazları reddetti.
Bunun üzerine Fenerbahçe idarecileri bir üst kurum olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'na başvurarak haksız gördükleri bu kararın kaldırılmasını istediler. Gerekirse haklarını mahkemede arayacaklarını da ilave ettiler.
Tam bir inatlaşma halinde süren hukuk savaşında Fenerbahçe'nin yaptığı bu son hamle Futbol Heyeti yöneticilerini kızdırmaya yetti.
Aynı zamanda Doğu Beyazıt mebusu olan Futbol Heyeti Genel Merkez 2. Başkanı Halit Bey (Bayrak), Fenerbahçeli idareciler Hayri Celal (Atamer) ve Cafer (Çağatay) hakkında ömür boyu boykot cezası verildiğini açıkladı ve asıl tehdidini savurdu.
'Fenerbahçe kulübünü kapatır, stadı da elinden alırız.'
KOYU FENERLİ ADALET BAKANI
Koyu Fenerbahçeli Şükrü Saracoğlu o yıllarda Adalet Bakanıydı.
Yaşanan olaylarının yankıları artık gazetelerin ilk sayfalarına taşınmıştı. Gözü gazetenin manşetine ilişti. Doğu Beyazıt mebusu Halit Bey'in açıklamalarını gördü.
İçinden -ne diyor bu Allah aşkına- diye geçirdi. Önünde imzalaması için getirilen evrakları bir tarafa bırakıp gazeteye yöneldi. Gözlerini haberden ayırmadan el alışkanlığıyla sigarasını yakıp ağzına taktı. Canı iyice sıkılmıştı.
Halit Bey'in açıklamalarını hiç duymamıştı, söylediklerini anlamakta güçlük çekiyordu. -Ne demek yani kapatmak hem de stadı elinden almak?- Ne cüretle bunları söylüyordu.
Telefonu kaldırıp kalem-i mahsusunu çevirdi.  
- Bana kulüp başkanını bulunuz.
- Kulüp, hangi kulüp efendim?
- Tabii ki Fenerbahçe!...
- Efendim, kendilerinin de sizden bir randevu talebi vardı zaten. Henüz size iletememiştik.
- 'Tamam en kısa sürede kendilerine randevu veriniz' diyerek telefonu kapattı. Ardından telefonu yeniden çevirdi.
- İdarecilerle görüşün yarın gelebilirlerse saat 2'de meclis kulisinde olacağım. Oraya gelsinler
- Tamam efendim.
- Bir de aynı saate Halit Beyi de çağırın.
Doğu Beyazıt mebusu.
- Anlaşıldı efendim.
DERHAL BENİ BAŞKAN YAPIN 
Ertesi gün Fenerbahçeli idareciler Cafer Bey ve Hayri Celal Bey belirtilen saatte meclis kulisinde bekliyorlardı. Gece treniyle hemen hareket etmişler ve Fenerbahçeliliğine güvendikleri Şükrü Bey'in kulübü yine zor bir dönemde sahipsiz bırakmayacağını düşünerek yola koyulmuşlardı.
Kendilerine ömür boyu boykot uygulayan ve kulübün kapatılması tehdidini savuran Doğu Beyazıt mebusu Halit Bey'i de orada görünce birden şaşkına döndüler. Gerçi meclis içinde karşılaşabileceklerini hesap etmişlerdi ama böyle yüz yüze kalmaları onları da şaşırtmıştı.
Belli ki o da Adliye vekili Şükrü Bey'i bekliyordu.  Bakalım ne olacak diye merakla birbirlerine bakındılar.
Çok geçmeden Şükrü Saracoğlu hafif gergin bir ifadeyle kuliste belirdi. Fenerbahçeli yöneticilerin yanına gelerek 'Hoş geldiniz' dedi. Ardından konuşmaya başladı:
- İstanbul'daki evime uğrayınız. İmzalı büyük boy resmimi verecekler. Derhal bir olağanüstü kongre düzenleyip ve beni başkanlığa getiriniz.
FENERBAHÇE'Yİ KİMSE KAPATAMAZ
Halit Bey'in yüzü kireç gibi olmuştu. Adliye vekilinden hiç beklemediği bu davranışla şoka uğramıştı. Hızını kesmeden devam etti:
- Fenerbahçe'yi kimse kapatamaz.   
Halit Bey'in bütün hafta boyunca söyledikleri havada kalmıştı. Cafer Bey ve Hayri Celal Bey de şaşkınlık içindeydiler. Sadece tamam efendim diyebildiler.
Saracoğlu, idarecilerin ellerini sıkıp ayrıldı. Koridorda hızla yürürken bir yandan da kendi kendine söyleniyordu.
- Feneri kapatacakmış!...
Fenerbahçe Müessesan (kurucular) Heyeti 16 Mart 1934 günü olağanüstü toplandı. Açılışı başkan Sabri Bey (Toprak) yaptı. Saracoğlu'nun evinden alınan imzalı büyük boy fotoğrafı alkışlar arasında salona asıldı.  Şükrü Bey'in başkanlığa seçilmesi teklif edildi.

ADLİYE VEKİLİ ŞÜKRÜ BEY OYBİRLİĞİYLE BAŞKAN
Müessesan Heyeti'nin oylarıyla Fenerbahçe yeni başkanı Saracoğlu'nu oybirliği ile seçti. Şükrü Bey'in önerisiyle 3 kişilik yönetim kurulu 7 kişiye çıkarıldı. Boykotlu iki yöneticiye Hayri Celal Bey ile Cafer Bey'e de yönetim kurulunda yer verildi.  Böylece Fenerbahçe'ye ağır cezalar veren hatta daha da ileri giderek kapatılmasını teklif edenlere sert bir cevap verilmiş oldu.
Şükrü Bey de bundan böyle çok sevdiği Fenerbahçe'sinin maçlarını 'Başkan' sıfatıyla izleyecekti. Bu arada çabalarıyla Fenerbahçe adına satış işlemleri başlayan stadın tapusu 27 Mayıs 1933'te resmen Fenerbahçe'ye verilmişti.
***
Evet Saracoğlu, kulübü kapanmaktan böyle kurtarmıştı.
Bakalım bir başka Fenerbahçeli, Aydınlar da takımını küme düşmekten kurtarabilecek mi?
Yıllardır gırtlak gırtlağa kavga ettiği kardeşinin cenazesini görünce yıkılan genç gibi binlerce Galatasaraylıyı ezeli rekabetten ve bu büyük dostluktan mahrum bırakacak mı?

Cemil Turan'ın gerçek görevi ne?
Büyük şike soruşturması henüz tamamlanmadı. Hatta iddianameyi dahi bilmiyoruz. O yüzden kimse suçlu ilan edilemez tamam. Tamam ama futbol tarihimize bakıp bazı soruları sorabiliriz. Adı hep şikeyle anılan Cemil Turan'ın Fenerbahçe'de ne işi var? Veya soruyu tersten soralım. Cemil Turan'ın asıl işi ne? Yoksa şike bağlantılarını sağlamak olmasın?
Bugün birçok kişinin Fenerbahçeli olması Cemil sayesindedir. Çünkü o, 60'lı ve 70'li yılların tam bir futbol ikonuydu. Hızlı, atak stili ve golcülüğünün yanı sıra yakışıklılığıyla da genç kızların sevgilisiydi. 1960'larda doğan birçok çocuğa Cemil ismi verilmişti. Ama Cemil Turan'ın yaşamı hep yeraltı dünyasıyla ve şikeyle iç içe oldu. Nasıl mı?
İstanbul'da sütçülük yapan bir Rizeli babanın oğlu olarak 1947 yılında dünyaya geldi. Sarıyer genç takımında futbola başladı. Oradan 1968'de  İstanbulspor'a transfer oldu. Tam Galatasaray'la anlaştı derken son anda yeraltı dünyasının 'Dede Sultan' lakaplı babası Sultan Demircan tarafından kaçırıldı. (İstanbul'un son büyük kabadayılarından Sultan Demircan Beyoğlu Belediye Başkanı Misbah Demircan'ın da öz amcasıydı.) Turan'ın yeraltıyla ilişkisi de böyle başladı. Fenerbahçe formasıyla parlak bir kariyere imza attı. Önce takım kaptanı oldu. Sonra tam 3 kez gol kralı. 52 kez milli formayı giydi...
Ama yeraltı dünyasıyla ilişkisi ve para tutkusu onun da Varol gibi başını dertten kurtarmadı. 1980 yılında jübile yaptı. 1981 yılında adı şike söylentilerine karıştı. Fenerbahçe - Rizespor maçında şike yapıldığı iddia ediliyordu. İddiaya göre bu şikeyi Cemil Turan ayarlamıştı. Futbol Federasyonu Başkanı Yılmaz Tokatlı hemen soruşturma başlattı. Karar verildi: 'Cemil Turan, Türkiye'deki hiçbir stada seyirci sıfatı dışında bir sıfatla giremeyecek. Komisyon Turan'ın adının daha önce de bir şike olayına karıştığını saptamış ve son olaydan sonra futbol ile ilgili hiçbir haktan yararlanmamasına karar vermiştir.  Turan bundan böyle antrenör, monitör, menajer teknik direktör olmayacak ve stadyumlara görevli olarak girmeyecektir.'
1981'de alınan kararı gördünüz mü? Oysa Cemil Turan yoluna devam etti. O halde ben de sormadan edemiyorum...
Sahi Cemil Turan'ın Aziz Başkan'ın yanında işi ne?
Gurkanhacir.com
Twitter.com/gurkanhacir

TAM 17 YIL BAŞKANLIK YAPTI
Fenerbahçe'nin 17 yıl boyunca başkanlığını yapan Saracoğlu, 1923 yılında Meclis'e İzmir mebusu olarak girdi. İsmet İnönü'nün 3 . ve 4. hükümetlerinde Adliye Vekili ve Refik Saydam hükümetlerinde Hariciye Vekili oldu. Saydam'ın ölümü sonrası Başbakan oldu. 1948 -1950 arası TBMM Başkanlığı'nı yürüttü. 22 Temmuz 1998'de Fenerbahçe Stadı'nın adı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu olarak değiştirildi.

<p><span>Facebook'un Türkiye ile ilgili temsilcilik açma kararını ve Türkiye ile ilgili kullanmış ol

'Facebook'un dili tehditkar bir dildir'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayvanat bahçesideki hayvanlar karın keyfini çıkarıyor

Gediz Deltası'nın Yoılkı atları böyle görüntülendi