• $ 5,7551
  • € 6,3362
  • 271.602
  • 104695
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Güneydoğu’da yükselen değişim talebi olarak “evet”

Bazılarının Güneydoğu insanının hayır oyu vermesi konusunda şiddetli bir arzu duyduğunu saklamadığı ortadayken, tam tersi yönde bir eğilimin yükselmesi onlar açısından elbette hayal kırıklığına yol açmaktadır. Referandum yaklaştıkça tablonun hiç de onların istediği gibi olmadığı, Güneydoğu’da yaşayan insanların başta Kürtler olmak üzere Zazaların, Türkmenlerin hatta Müslüman olmayan yurttaşların ağırlıklı bir biçimde değişimden yana tavır alıp ‘evet’ yönünde oy kullanma eğiliminde olduğu giderek daha net görülmeye başlanmıştır.

Terör örgütü doğrultusunda hareket eden partilerin, bu yönde faaliyet gösteren dernek ve kamuoyu yapmaya çalışan örgütlerin, bu tablo karşısında yaşadığı şaşkınlığın yerini çok geçmeden Kandil’deki katillerin bölge halkına dönük tehditleri almaya başlamıştır. İşin ilginç tarafı, bu tehditler artık eskisi gibi bölgede endişeye yol açmadığı gibi vatandaşların davranışlarında terör yapılanmalarına karşı açık bir tavır olarak ortaya çıkmaktadır.

Halka yabancılaşmak

Güneydoğu’da PKK ve onun himayesinde siyaset yapma iddiasında olanların halktan uzaklaşması süreci yeterince ele alınıp incelenmiş, üzerinde durulmuş bir konu değildir. Güneydoğu’da yaşayan insanların meselesi belli bir ezber üzerinden, hem merkez medya tarafından hem bu ezberin üretilmesinde esas rolü oynayan uluslararası unsurlar tarafından belli bir şekilde, bir dille üretilmiş, belirlenmiş bulunmaktadır. Artık sorunu bu dil ve üretilmiş bir problematik içinden ezberlemiş bir kamuoyu söz konusudur. Öyle ki, bu dili kamuoyu üzerinden onun etkisiyle benimseyen, meseleyi çok iyi bilmeyen birçok kimse için mesele hep aynı çarpıklık içerisinde kabul edildiği için sorunun çözümü terör örgütünün veya onun adına süreci yönetenlerin istediği istikamette aranmaktadır.

“‘Kürt sorunu’ diye tanımlanan konu esas olarak belli bir politik mesele olarak izah edilmektedir. Bu anlayış, bu toplumda yaşayan Kürtlerin etnik/ırksal olarak toplumun çoğunluğu ile temelde bağı olmadığını ya da var olan bağların hiçbirinin etnik/ırksal kökenin yanında bir kıymeti olmayacak kadar önemsiz olduğunu ileri sürmektedir.” Bu varsayıma göre etnik topluluk tarihsel değil ırksal bir varlıktır çünkü tarihsel olduğu kabul edildiği andan itibaren en az bin yıldır bir arada yaşayan Kürt, Türkmen, Zaza, Tatar vb. topluluklarla paylaştığı tarih, gelenek, inanç hayat tarzı gibi geniş ortak bir kültürel varlık alanından bahsetmek, bunu kabul etmek durumunda kalacaklardır. Bu durumda her etnik/ırksal topluluğun ayrışarak kendisine bir siyasi yapı kurmasını, bunu da silahlı mücadeleyle elde etmesini savunan PKK/KCK, başta Kürtler olmak üzere bölgede yaşayan insanlara kendi otoritesini şiddet yoluyla kabul ettirerek, ele geçireceği kurtarılmış bölge/özerk alan üzerinden bunu ülkenin bütününe iç savaş yoluyla yayma fikrini nasıl savunacaktır?

Nefret ve terör

Terör örgütünün bölgesel konjonktürde ‘dünya sisteminin’ Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme sürecinde bulduğu desteği arkasına alarak Güneydoğu’da hendeklerde başlattığı saldırıları bütün ülkeye yaymayı esas alan bir iç savaş stratejisi, Türkiye’nin yaptığı etkin terörle mücadeleyle çökmüş bulunmaktadır.

Bunda Türkiye’nin demokratikleşme reformlarıyla bölgeyle kurduğu ilişki kadar terör örgütünün bölgede yarattığı dehşetin karşısında devletin verdiği güven duygusunun vazgeçilmez bir rolü vardır. Dahası halkın en az etnik kimlik kadar ortak kültürel kimliğe verdiği değeri demokrasi içinde yaşama arzusuyla bütünleştiren bir taleple devlete güven duyması, başka bir ifadeyle devletin bu duyguyu yaratmasının ayrı bir önemi bulunmaktadır.

Bugün bu talebin daha fazla demokrasi, daha fazla değişim diyerek bugüne kadar yaşanan sorunların eski siyasal sistemden kaynakladığı yönündeki algıyla ‘evet’e yöneldiğini söyleyebiliriz. “15 Temmuz’dan sonra yaşanan olaylar etnik algıya/ırkçılığa ve teröre karşı ‘milli ve demokrat’ bir tavrı Güneydoğu’da da başat hale getirmiştir, 16 Nisan bunu açıkça ortaya koyacaktır.”

<p>Olay, Azdavay ilçesinde meydana geldi. Selahattin Karaburak´a ait akaryakıt istasyonuna, akşam sa

Akaryakıt İstasyonuna Giren Ayı Paniğe Neden Oldu

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Eski telefonların içinden bakın ne çıkardı

Avrupa'nın en değerli kiralık futbolcuları