• $7,2842
  • €8,7901
  • 404.508
  • 1527.45
09 Aralık 2014 Salı

Eğitim Şurası

Geçtiğimiz hafta boyunca Milli Eğitim Şurası’ndan muhalif basına epey iş çıktı. Komisyonlardan her birinde tartışılan her konuyu, getirilen her teklifi, olmuş bitmiş ve yasalaşmış gibi yansıtarak günlerce bir bardak suda fırtına kopardılar.

Öyle ki, sadece o gazeteleri okuyan birinin Türkiye’de karma eğitimin sona erdiğine, bütün okulların cinsiyete göre ayrıldığına, bütün çocuklara zorunlu Osmanlıca öğretileceğine inanması işten bile değildi.
Oysa işin aslını bilenler, bu tip şuralarda her türlü önerinin bu arada en uç önerilerin de dile getirilebileceğini, uçlarda gezinen bu önerilerin genel kurulda eleneceğini ve geri kalanların hükümete tavsiye kararı şeklinde çıkacağını, hükümetin de bir eleme daha yaparak toplumun büyük çoğunluğu tarafından makul karşılanacak olanları ayırıp gündemine alacağını bildikleri için telaşlanmadılar.
Sonuçta, gördüğünüz gibi karma okullara bir şey olmadı. Osmanlıca sadece Anadolu İmam Hatip Liseleri için zorunlu hale geldi. Zorunlu din dersinin kapsamının genişletilerek ilkokul 1, 2 ve 3’üncü sınıflara kadar indirilmesi yönünde bir tavsiye kararı çıktı ki, ben bu tavsiyenin de hükümet tarafından eleneceğini tahmin ediyorum. Toplumda geniş bir kesimin zorunlu din derslerinin kaldırılıp seçmeli yapılmasını istediği bilinirken, AİHM kararları da bu yöndeyken, hele bir de Alevi meselesi çözülmeye çalışılıyorken, hükümetin zorunlu din dersini ilkokul birinci sınıfa kadar indirerek yangına körükle gideceğini hiç sanmıyorum.
Peki, kötü bir şey olmaması yeter mi? Eğitim Şura’sından beklentimiz bu kadarcık mı olmalıdır?
Hatırlarsanız, Başbakan Davutoğlu Eğitim Şurası’ndan birkaç hafta önce, Dersim gezisinde yaptığı bir açıklamada “Devlet artık ideolojik olmayacak” demişti.
Bu laf büyük bir laftı; topluma yapılmış çok önemli bir vaatti.
Eğer hükümet bu vaadinde samimiyse ve içini doldurmak niyetindeyse, biz 19. Eğitim Şurası’nda bu niyetin yansımalarını görmeliydik.
Çünkü biliyoruz ki, ideolojik devletin elindeki en önemli araç eğitimdir. Eğer siz, devleti ideolojik olmaktan çıkarmak istiyorsanız, birinci iş olarak eğitimde paradigmal bir değişikliği gündeminize almanız gerekir. Örneğin ne Atatürkçü ne dindar ne de başka türlü nesiller yetiştirmekten söz edebilirsiniz. Çünkü ideolojik olmayan bir devlette eğitimin amacı tek tip kuşaklar yetiştirmek değil, yetkin bireyler ortaya çıkarmaktır. Eğitim çocuğu şu ya da bu kalıba dökmek için bir araç değil, kendi başına amaçtır. Eğitim her öğrencinin kendi sınırlarına ulaşmasının, kendi potansiyelini gerçekleştirmesinin yollarını, yöntemlerini arar, buna göre örgütlenir.
İdeolojik devletin terki, devletin eğitim alanından tedricen çekilmesini gerektirir. Devlet, eğer sosyal bir devletse, diğer alanlarda olduğu gibi bu alanda da finansal katkıda bulunur. Vatandaşlar arasında fırsat eşitliği sağlamaya çalışır ama eğitimin içeriğini belirleyen, kontrol eden, yöneten konumda olamaz.
İdeolojik devlet olmamak, Tevhid’i tedrisat gibi tek tipleştirici yasaların kalkması, eğitimin çeşitlenmesi demektir. “Nasıl bir eğitim” sorusunun tek bir cevabı olmaması, bu sorunun cevabının eğitim piyasasının “müşterisi” haline gelen öğrencilerin ve velilerin talep ve ihtiyaçları tarafından belirlenmesi ve bu ihtiyaçların serbest piyasa tarafından karşılanabilmesi demektir.
Böyle bir sistemin öğretmeni de farklıdır. Öğretmen, kendini devlete karşı sorumlu hisseden, devletin belirlediği amaçlar doğrultusunda kuşaklar yetiştiren, “kutsal”lığını da bu misyonundan alan bir kamu görevlisi olmaktan çıkar; karşısına gelen küçük bireylerin kişiliklerine saygı gösteren, onların kendilerini geliştirmeleri için yol göstericilik yapan bir meslek sahibine dönüşür.
İdeolojik bir aygıt olmaktan vazgeçen devletin eğitim alanında yapması gereken bu büyük transformasyonun bir ya da birkaç şurada gerçekleşmesini bekleyemeyiz elbette.
Ama hiç değilse bu yönde bir değişikliğin işaretlerini, öncü tartışmalarını görmeliydik.
Ne yazık ki, hiçbir şey göremedik. Gördüğümüz sadece, artık iyice demode olmuş eski ideolojik elbisenin çıkarılıp “yeni” bir ideolojik elbise giydirilmesi yönünde gösterilen çabalardı.
Evet, bu çabaların çoğu akim kaldı ama ben şahsen bu kadarına da sevinecek değilim.

<p>Dünyaca ünlü bir markanın eski modeli Adriana Lima ve saltbea hareketi ile popüler olan Nusret Gö

Haftanın Magazin Başlıkları... Fahriye Evcen, Kuruluş Osman'da

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu