• $8,0645
  • €9,6686
  • 461.145
  • 1408.14
28 Mart 2011 Pazartesi

Müteahhitler belediyelere imar denetimi istedi

Müteahhitlerin etkin örgütü Türkiye Müteahhitler Birliği yeni vizyonunu, yol haritasını çizerken çok önemli bir iddiada bulunuyor: 'Dünya çapında marka olmak.'
Kolay mı? Çok, çok zor.
88 yıllık Cumhuriyet tarihinde Türkiye, dünya çapında iki marka çıkarabildi: Atatürk ve İstanbul. (Bir ara Galatasaray vardı, artık sayılmaz!)
Türk müteahhitleri bugüne kadar yurtdışında 188 milyar dolarlık taahhüt işi gerçekleştirmiş. Bunun 140 milyar doları son 9 yılda. Hep namlu ucunda, riskli bölgelerde iş yapılmış. Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren diyor ya, 'Eiffel'in onarımını veya Champs Elysees (Şanzelize'deki) inşaatı bize verdiler de biz mi yapmadık.'
Gelişmiş ülkelerin inşaatına girebilmek için de önce dönüp kendi evini temizlemek gerekiyor.
Birliğin yönetim kurulu üyesi Emin Sazak eliyle pencereden dışarıyı gösteriyor:
'Birkaç yıl öncesine kadar bu caddedeki gökdelenlerin çoğu 22 kattan üstü için mahkemelikti.'
'Bu cadde' dediği İstanbul'un 'gökdelenler caddesi' diye övündüğü Büyükdere caddesi.
Erdal Eren de ekliyor: 'Ülke bazında standartlarımız olmak zorunda. Daha kaldırım standardını bile oluşturamadık.'
Güzel bir söz vardır: 'Kaldırım yüksekliği ile o ülkenin gelişmişliği ters orantılıdır.'
Türkiye Müteahhitler Birliği vizyonunu çizerken, devletten de şunu istiyor:
'İmar planlama süreçleri politik müdahalelerden etkilenmeyecek bir yapı ve işleyişe kavuşturulmalı, bu yönde belediyelerin bir üst yönetim tarafından kontrol edilmesi sağlanmalıdır.'

Suç, yapanda mı yaptıranda mı?
Türk müteahhitleri yurtdışında basit inşaatçılıktan, katma değeri yüksek taahhüt işlerine doğru yol alıyor. Soru şu: 'Yerel seçimlerde birlik üyesi işadamları mı başkan seçilse de şehirlerin eli yüzü düzelse?' Birlik başkanı Erdal Eren yanıtlıyor: 'Sistem onları da yoldan çıkarabilir.' Ve ekliyor: 'Sorun yapanda değil, yaptıranda. O yüzden siyasi müdahalelere kapalı imar planlama sürecini ve belediyelerin üst yönetim tarafından denetimini savunuyoruz.'

Acıbadem'de Sabuha eşliğinde hasta olmak
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında Acıbadem hastanelerinin kurucusu, sahibi Mehmet Ali Aydınlar'a rastlayınca, dayanamadım söyledim:
'İbrahim Tatlıses ile aynı zamanda sizin hastanenizde yatan hastaların yerinde olmayı hiç istemezdim. Bir yandan hastalıkla uğraşacağım bir yanda da aşağıdan gelen lahmacun kokuları ve Sabuha diye bağıra çağıra türkü söyleyenlerin gürültüsü.'
Acı acı güldü, 'Hastane içinde yoğunluğu engellemek için bahçeye çadır kuruldu' dedi.
'İbrahim Tatlıses'in vurulduğu ilk gün bir hasta Twitter'dan canlı yayın yapıyordu' dedim.
Mehmet Ali Aydınlar, 'Düzmeceydi o' dedi ve ekledi: 'İbrahim Tatlıses'in olduğu bölüm ayrıydı ve kilitli kapı arkasındaydı. Hiçbir hastanın yakından olayları takip etmesi mümkün değildi. Dahası biri de çıkmış ekranda 'Doktor gömleği giydim, İbrahim Tatlıses'i yoğun bakımda gördüm' diye demeç vermişti. O da yalandı. Kimsenin kilitli kapının arkasına geçmesi mümkün değildi.'
Madem buraya kadar olanları öğrendim, bir de magazin sorusu sorayım dedim.
'Kadınların kavga ettiği
doğru mu?'
Bir kez daha güldü,
'Doğru' dedi.

<p>Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşmesinde ger

Dendias provokasyon için mi geldi?

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de