• $8,5121
  • €10,2816
  • 499.536
  • 1441.33
16 Aralık 2013 Pazartesi

Cellat hekim, hemşire, hastabakıcıların niye ismi verilmez?

Sahte kanser ilaçları 10 Aralık’ta gündemimize girdi. Altı gündür verilen ‘rakamları’ hayretler içinde takip ediyorum.
95 hasta tespit edilmiş, son bir yıldır sahte ilaç içtikleri ve durumlarının kötüleştiği bilgisi veriliyor.
Ne kadar kolay 95’i telaffuz etmek. Her birinin yerine kendinizi koyun, kanserle mücadele ediyorsunuz ve içtiğiniz ilaç sahteymiş.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ‘ilacını normal yollarla karşılayan vatandaşların ilaçlarında yüzde 99.9 ihtimalle bir sorun olmayacağını’ söylüyor. Peki ya o yüzde 0.1’lik hasta?Matematikteki sapmadan söz etmiyoruz.1000 kişi arasındaki bir insanın hayatından söz ediyoruz.
Gazete ve televizyonlarda polis-adliye muhabirlerinin takip ettiği operasyonla ilgili verilen sayılar muhtelif. Önceleri 20 ecza deposu denilmişti, yapılan haberlerde sayı 3’e kadar düştü. Başlarda 20 eczane deniliyordu, dün 9 eczaneden söz edilir oldu. Çete üyesi ve yardımcısı hekim, hemşire ve hastabakıcılarının kaç tane olduğunu bilmiyoruz. (İnsan için tane kullanılmaz demeyin, biliyorum.)
Anlamadığım şu, üç gramlık esrarla yakalanan şarkıcı, oyuncu oldu mu hemen kamuoyuna açıklanıyor da, cellatların isimleri neden açıklanmıyor. Esrar içen kendine zarar veriyor, bu vicdansızlar ise insanları bile isteye ölüme gönderiyor.
Niye o sağlık personelinin, eczanelerin isimleri açıklanmaz. Sadece 95 kanser hastası mı çetenin tuzağına düştü? İnsanlar bilsin hangi eczane, sağlık personeli işin içinde, ona göre sağlık önlemini alsın. O sağlık personeli, eczane ile alakası olmayan kanser hastalarının da tedirginliği bitsin. Son bir yıldır kanser tedavisi gören hastaların yerine kendinizi koyun, bir haftadır kaç kişi elindeki ilaçlardan şüphe duyuyordur?

7 bin 174 sahte ilaç

Şu ana kadar 7 bin 174 paket sahte ilaç, 10 bin 844 adet de sahte basılmış ilaç kutusu ele geçirilmiş. Demek ki, çetenin tuzağına düşenler 95 kişiyle sınırlı değil. Bir insanlık dramı yaşıyoruz da henüz pek kimse farkında değil. Sahte kanser ilacı operasyonunda halen bin 500 sağlık çalışanının çeteyle bağlantılı oldukları gerekçesiyle teknik takipte olduğu söylendi. Bin 500 sağlık çalışanının dahil olduğu bir faciadan mı söz ediyoruz?

İlaç üreticileri niye üstüne alınmadı?

Abdi İbrahim’in sahibi Nezih Barut’un sözleri bu köşede de yer almıştı: “Türkiye’de ilaç Hindistan’dan ucuz, herhalde Etiyopya’dan bile ucuzdur. Kar olmazsa ilaç firmaları ar-ge yapamaz, sektörden yatırım yapması beklenemez. Biz her şeye rağmen geçen yıl 15 milyon euroluk yatırım yaptık ama sektör para kazanamıyor. Devlet bizden ilaç alırken Avrupa’daki en ucuz fiyattan işlem yapıyor, bir de üstüne yüzde 41 iskontolu veriyoruz. Bu kadar baskı olunca ilacın kalitesi düştü. Kalitesi bitti demiyorum. Ama etken maddeyi almanız gereken yerden değil, daha düşük kaliteden satandan alıyorsunuz. Kalite düşünce yüzde 90-95 tesirli oluyor. Eskiden problemli ilaç yüzde 1’di, şimdi 2.”
Nezih Barut’un sözlerinin meali şu: “Ben yapmıyorum ama kaliteyi düşürenler var.”
Şu ana kadar niye hiçbir ilaç firması üstüne alınmadı? Mesela Nezih Barut’u mahkemeye veren aralarından çıktı mı? Nasıl bu kadar duyarsız olunabiliniyor? İnsan hayatı bu kadar mı ucuz?

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı