• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
7 Mart 2012 Çarşamba

Almanya'daki soydaş eşinin son dileğini Özdilek'te yerine getirdi

40 yıllık 'havlucu' Özdilek, birkaç ay önce Avrupa'daki ilk mağazasını Londra'da açtı, zincirin ikinci ve üçüncü halkasının töreni için Berlin'deyiz.
Kurucu Hüseyin Özdilek ve profesyonel yöneticilerinden yatırımın 'ekonomik' yönünü öğrenmeye çalışıyoruz.
Bir ekonomi gazetecisi ve aynı zamanda 'evini çekip çeviren bir kadın' olarak Özdilek'in bendeki algısı moda yaratan değil ama kalitesine güvenilir bir Anadolu markası.Berlin'in ünlü İtalyan lokantasında (sahibi Türk), bu muhabbet devam ederken, Genel Müdür Yardımcısı Sertaç Ünal'ın telefonuna mesaj geldi. Bir önceki gecenin güvenlik raporu:
'Güvenlik personelinden biri, bir cenaze arabası ve bir arabanın otoparka girdiğini görüyor. Yanlarına gidiyor. Arabadan çıkan yaşlı amca anlatıyor. 'Cenaze arabasında hanımım var. Biz Almanya'da yaşıyoruz. Her yıl Türkiye'ye, Bursa'ya geldiğimizde mutlaka Özdilek'e uğrardık. Defnetmeden önce son bir kez hanımımı buraya getirmek istedim.'
Bir örnek daha anlattılar:
Bir Bey, Alzheimer hastası eşini her gün Özdilek'e getiriyormuş. Hasta kadın bir tek orada sakinleşiyormuş. Eski sağlıklı günlerinin hatırası canlı herhalde.
Hüseyin Özdilek'in gururu yüzüne yansıyor. 'CEO'm dediği yöneticisi akşamın o saatinde bile şirkete tam hakim olduğu ve bilgi aldığı için. Bir de müşteri sadakatinden, müşterilerle kurdukları duygusal bağ nedeniyle.' Berlin'deki iki mağaza da alışveriş merkezinde. Biri Türklerin, diğeri de Almanların çoğunlukla uğrak yeri. 'Geç kalınmış bir yatırım mı?' diye soruyoruz: 'Zamanlaması çok doğru. Almanya ev tekstilini bıraktı, boşluğa talibiz diyor.'

Avrupa'ya 'Ö'yü öğretiyor
Daha önce yurtdışına açılan Türk markalarının en önemli handikaplarından biri Türk alfabesinden oluşan isimlerdi. Arçelik, Avrupa'ya açılırken Beko'yu tercih etmişti gibi pek çok örnek var.
Özdilek, Londra'da da, Berlin'de de Özdilek markasını kullanıyor. Logodaki kavuniçi ağırlığı azaltılmış, daha beyaza bürünmüş.
Çok da hedefli bir dönüşüm değilmiş bu. Londra'daki alışveriş merkezi tavsiye etmiş. Sonuçta ortaya çıkıyor ki, 'kavuniçi'li logo, markayı ön planda tutuyor, beyazlı logo da vitrini.

Almanlar Almanca'yı öğreniyor Türklere sevgisi artıyor
Berlin'deki otelin resepsiyon masasında Almanca yazılı 'Almanca dil kursu' tanıtım broşürü dikkatimi çekiyor. Kurs, Almanlara 'doğru okumayı ve yazmayı' öğretmeyi vaat ediyor.
Kurstan mezun olmuş Almanların görüşünü de okuyorum: 'Anadilimi doğru yazamıyordum bu kursta öğrendim.'
Şaşırıyorum. Acaba yanlış mı anlıyorum diye görevlilere soruyorum: 'Maalesef' diyorlar. Almanlar, Almanca'yı konuşuyor ama doğru yazıp, okuyamıyor.
Hayret, ben ki okul yıllarında İngilizce'den sonra Almanca'yı yabancı dil olarak öğrenmiştim. Yıllardır kelime hazinem geriledi ama gramerde hala iddialıyım.
Şoförümüz Süleyman'ın eşi Yasemin (ki ikisi de Almanya doğumlu) diyorlar ki, 'Türklerin Almancasını eleştiriyorlar ama asıl kendileri sorun yaşıyor.'
Bu arada 'yeni gelenler' konusunu da konuşuyoruz. Kriz ile birlikte Avrupa'nın diğer bölgelerindeki azınlıklar Romenler, Bulgarlar başta olmak üzere akın akın krizin daha az vurduğu Almanya'ya göç ediyorlarmış. Adli olaylar, hırsızlık arttıkça da yeni gelenlere tepki artıyormuş. 50 yıllık göçmen Türklere ise, Almanların sempatisi yükseliyormuş. Yeni gelenler, eski gelenleri mumla arattırıyormuş.

<p>Bozkurt'ta selde hasar gören 10 katlı bina iş makinesiyle yıkıldı.</p>

Bozkurt'ta 10 katlı bina böyle yıkıldı

Sel felaketinin çevre sorunlarına da yol açan izleri 3 aydır silinemedi

Cevizi 1 gece suda bekletip içerseniz... Faydasını bir bilseniz

4 bin yıllık gizem çözüldü! Çığlık atan mumyanın sırrı ne?