• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
01 Haziran 2014 Pazar

Tayyip Erdoğan’ı eleştiremez miyiz?

Elbette eleştirebiliriz.
Bir Başbakan olarak veyahut Türkiye’nin en büyük partisinin lideri olarak Tayyip Erdoğan’ı farklı konu ve biçimlerde eleştiriye tabi tutabiliriz.
Buna kim ne diyebilir?
Bugünün siyasal ortamında bu sözümü işiten bir kısım zevat, “kim diyecek efendi, Erdoğan’ın bizzat kendisi” diyecekler, bana derhal “Erdoğan eleştiriye kapalı” sözüyle mukabelede bulunacaklardır.
Bulunsunlar.
Kolay değil, 3 yıldır yürüyen bir siyasal iletişim kampanyasının sonucunda buraya geldik.
Ve birden bire Türkiye siyasetinin en yenilikçi siması olarak bildiğimiz Erdoğan figürünü, otoriterleşme tartışmalarıyla anmaya başladık.
***
Bu yazıyı bu iletişim kampanyası, günümüzün moda tabiriyle bu algı operasyonu üzerine de yazmıyorum.
“Erdoğan’ın eleştiriye kapalı olduğu” tezviratının Türkiye siyasetine getirdiği ciddi yük dolayısıyla yazıyorum.
Bu tezviratın siyasal alanı 3 açıdan daraltma riski bulunuyor.
1) Erdoğan’ın adını kullanarak, ona yakın olduğu intibaı uyandırarak kendi dar gündemini, kendi iktidar oyununu yine kendi dar çevresi içerisinde hayata geçirmeye çalışanlara daha geniş bir hareket alanı sağlama riski.
2) Çeşitli düzey ve içeriklerde politika önerisi olan siyasal veya kamusal aktörleri, eylemsizliğe ve belki de tembelliğe itme riski.
3) Ortaya çıkacak her problemi Erdoğan’a fatura etmeye hazır tescilli Erdoğan muarızlarına daha fazla gündelik siyaset malzemesi sağlama ve böylelikle de eski Türkiye’nin siyasal ortamını yeniden yeniden üretme riski.
***
Bütün bu risklerin “Erdoğan’ın eleştiriye kapalı olduğu” tezviratıyla ilgisi şurada.
Gündelik tartışmaların esaretinde değil de, daha serinkanlı bir tarzda modern Türkiye siyasi tarihine bakacak olursak, Tayyip Erdoğan siyasetinin ne denli kurucu ve etkili olduğunu görürüz.
Sadece Türkiye’nin her alanda yaşadığı ve tarihinde eşi benzeri görülmemiş büyüme dolayısıyla değil, tıkanmış bir siyasal sistemin önünün açılması ve devlet-toplum ilişkilerinin rehabilite edilmesi adına bu siyaset ve bu siyasetin kurucu figürü Erdoğan merkezi bir rol oynamıştır.
Erdoğan, bu merkezi rolü bugün de oynamaya devam etmektedir.
Bütün engellemelere rağmen.
Bu siyaset sanıldığı gibi tek-adam siyaseti de değildir.
Ciddi bir koordinasyon mahsulüdür.
Türkiye’nin birikimini, tarihinde ilk defa doğru kanallara akıtılabilmesinin ürünüdür.
Ne yazık ki Erdoğan’ın bu kurucu yanı, kişilik özelliklerinin ve hatta ailesinin aşırı ve abartılı bir tarzda gündeme oturtulmasını, dahası bunlar üzerinden mitler üretilmesini beraberinde getirmiştir.
“Erdoğan’ın eleştiriye kapalı olduğu” önermesi bu yönüyle masum bir önerme değildir.
Elbette analiz yaparken, bir ihtimal olarak buna referansta bulunanlar olabilir. Ancak tamamen yanlı bir tarzda, bunun kesin olarak böyle olduğunu söylemek ve yaşadığımız bütün sorunları bununla izah etmeye kalkmak yukarıda saydığım 3 riskin hayata geçmesine hizmet edecektir.
En azından bunları risk olarak görenlerin bu noktada ezberlenmiş replikleri tekrarlaması değil, her yeni durumu hesaba katan analizlere kulak vermesi, bu analizler çerçevesinde hareket etmesi beklenir.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi