• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
26 Aralık 2010 Pazar

Türkiye'nin ilk rüzgar sevdalıları

Eski adı Primpiko olan Büyükada'da düzenlenmiş ilk yelken yarışı. 1936'da ilk olimpiyat denemesi, Almanya'dan getirilen planlarla üretilen ilk yelkenliler. Bir zamanlar sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen 'cesur yelkenciler' 16 yaşındaki İdil Bayar'a Atlantik yolunu açtı...

Henüz 16'sında olan İdil Bayar'ın tekneyle Atlantik'i geçen en genç Türk olması, yelken camiasını heyecanlandırdı, halkımızı gururlandırdı. Her ne kadar deniz sporlarında bizden çok daha ileride olan ülkelerde, bu yaşta tek başına dünya turu yapanlar olsa da İdil'in cesareti, denize arkasını dönmüş olan memleket için iyi bir haber. Bu hafta, Türkiye'de yelkenin geçmişine gidelim, bugüne nasıl geldiğimizi anımsayalım istedim.
Tarih kitapları, yelkeni ilk olarak İngilizlerin kullandığını yazıyor.         1839 yılında Seamark Club'ın kurulmasıyla diğer Avrupa ülkelerine yayıldığını da belirtiyor. Osmanlı'ya gelişi ise 1800'lü yılların sonuna rastlıyor. O yıllarda memleket sularında sadece ticaret için kullanılan tekneler vardı. Spor ve gezi için kullanılan teknelerin çoğu ya gayrimüslimler tarafından yurtdışından getirilmişti ya da Deniz Harp Okulu'nda eğitim amaçlı kullanılan filikalardı. O yılların en 'trendy' deniz aracı  'Moda Sandalı'ydı. 1800'lü yılların sonunda ve Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar kullanılan bu sandallar, İstanbullu ustaların elinden çıkıyordu. Türkiye'yi yelkenle tanıştıranların İstanbul'da yaşayan gayrimüslimler olduğu ve ilk yelken kulüplerini Primpiko (Büyükada) ve Moda'da kurdukları biliniyor, buna karşın tek tük de olsa Türkler de vardı aralarında. Kayıtlara göre 1898 yılında Primpiko Yacht Kulübü'nün düzenlediği ilk yarışı da 'Afacan' adlı yelkenlisiyle Faik Bey kazanmış.

ATATÜRK DEVRİ BAŞLIYOR 
Yelkenin bir spor olarak kabul edilmesi ve devlet desteği alması Atatürk sayesinde oldu. Deniz sporlarına önem veren Atatürk, 1930'lu yıllarda İstanbul Su Sporları Kulübü'nün kurulmasına öncülük etti. O yıllarda Galatasaray, Fenerbahçe gibi spor kulüplerinin yanı sıra Marmara'ya kıyısı olan Hereke gibi birçok yerleşim yerinde yelkene olan ilgi bu sayede artmış. Kayıtlar, Cumhuriyetten sonra ilk resmi yarışların 1932 yılının Eylül ayında düzenlendiğini gösteriyor. İstanbul Birinciliği adını taşıyan bu yarışlara            47 tekne katılmış, hiç de fena bir rakam değil. Birincilikler ise farklı kategorilerde Deniz Mülazım Vedat Bey, Deniz Mülazım Rafet Bey, Faruk Birgen, Behzat Baydar, Şeref Birgen gibi isimler arasında paylaşılmış. Atatürk daha sonra bugün çok sayıda yelken kulübü ve marinaya ev sahipliği yapan Fenerbahçe burnunu da yelkencilere tahsis ettirmiş. Şu anda Moda'da bir sokağa adını veren Vitol Ailesi, yelkenciliğin bu bölgedeki temellerini atmıştı.

İLK OLİMPİYAT MACERASI
1930'lu yıllarda yelken yapan gençlerin çoğu bu sporla yurtdışındaki eğitimleri döneminde tanışmış olsa da önemli bir kısmı da Marmara'da yelken yapmayı öğrenmişti. İşte bu bir avuç genç, Türkiye'yi ilk kez 1936'da Berlin Olimpiyat'larında temsil etti. Hayatlarında ilk defa bindikleri 'starboat' sınıfı bir yelkenliyle olimpiyatlara katılan Harun Ülman ve Behzat Baydar 13 tekne içinde                 7. oldular. Olimpik Yole sınıfında ise Dr. Demir Turgut ve Şeref Birgen yarıştılar. 1952 yılında İstanbul Yelken Kulübü'nün kurulması yelkenciler için dönüm noktası oldu. Burhan Kunt'un liderliğinde bir araya gelen yelken sevdalıları, Demir Erzin, Samim ve Vecdi Arduman, Mahmut Bir gibi sporcuların yetişmesini sağladı. Birkaç yıl sonra ilk Türkiye birinciliği yarışı yapıldı, ülkenin başka kıyılarında yelkene olan ilgide ilerleme diyemesek de kıpırdanma görüldü. Ve 1954 yılında Haşim Mardin, Atlantik'i geçen ilk Türk oldu.

Almanya'dan planlarI getİrdİ
Türk yelken tarihinin en önemli isimlerden biri Dr. Demir Turgut. 1906 yılında Stockholm'de doğan Turgut'un gençliği Avrupa'da geçti. Yelkene Avusturya'da başladı ve ilk birinciliğini 12 yaşında aldı. 1931'e kadar katıldığı 236 yarışın 220'sini birincilikle bitiren Turgut, Türkiye'ye döndü ve devam etti. Sayısız Türkiye birinciliği kazandı. Turgut Avrupa'da dönemin ünlü yelkencisi Manfred Cury'nin flokçusu olarak yarışmıştı. 1931 yılında yurda döndüğünde yanında Sarpi sınıfı teknenin planlarını da getirdi. İşte bu planlar Türkiye'de yelken yapımının da önünü açtı

DÜNYAYI DOLAŞAN İLK TÜRK
Türkiye'de deniz, yelken, tekne denince akla gelen ilk isimlerden biridir Sadun Boro. Hayatını denizde geçiren Boro, Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra Manchester Üniversitesi'ne tekstil okumaya gitti. 1952 yılında mühendis olarak mezun oldu hemen ardından da Ling adlı teknesiyle dünya turuna çıktı. İkinci dünya turunun tarihi ise 22 Ağustos 1965. Karısı Oda Boro ve teknesi 'Kısmet'le yola çıktı 3 yıl sonra Türkiye'ye turunu başarıyla tamamlamış olarak döndü. Hala Bodrum'da yeni aldığı teknesinde yaşayan Boro, Kısmet'i de Rahmi Koç Müzesi'ne bağışladı. Boro, birçok kişiye deniz sevdasını aşılayan isim oldu...

İKİ ÇILGIN YENİ BİR YARIŞ BAŞLATTI
1980'li yıllarda düzenlenmeye başlanan İstanbul-İzmir arasında yapılan Donanma Kupası'nın ortaya çıkışı da o yılların çılgın yelkencileri sayesinde olmuş. 1930'lu yıllarda İzmir'deki yarışlara katılacak yelkenciler teknelerini gemiyle İzmir'e götürürmüş. Ancak 1933 yılında bir ilk yaşanmış. Harun Ülman ve Behzat Baydar, yelken açarak İzmir'e gitmeye karar vermişler. İtirazlara kulaklarını tıkayıp Baydar'ın 6.15 uzunluğundaki Coşkun adlı teknesiyle denize açılmışlar. 4 gün süren maceralı yolculuk İzmir Limanı'nda sona ermiş.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi