• $12,6502
  • €14,2648
  • 729.762
  • 1785.77
28 Nisan 2014 Pazartesi

Saklanmayın çıkın meydana

Önce kuralları ortaya koyalım. Yargı kararları kutsal metinler değildir. Anayasa Mahkemesi’nin kararları da öyle!
Bu kararlara uyulmak zorunda olması ayrı konudur, tartışılması farklı. Tartışılabilirler, tartışılırlar, hatta tartışılması da gerekir.
İşte ifade özgürlüğü denilen kavram budur!..
Demokrasi dediğimiz sistem de bunun böyle olmasını gerektirir!

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Ama tartışamıyoruz, konuşamıyoruz, olmuyor, hazmedilemiyor. Tartışmaya kalkanlar, görüşlerini ortaya koyanlar haşlanıyor, azarlanıyor. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın yaptığı konuşma, bunun en belirgin örneğidir.
***
Anayasa Mahkemesi’nin aldığı twitter kararı pek çok çevre tarafından eleştirildi. O eleştirenler arasında ben de varım. Bu konuda yazılar yazdım, sosyal medyada yapılan haysiyet cellatlıklarından örnekler verdim, sorular sordum. Çünkü damdan düştüm, Anayasa ve yasalarla koruma altına alınan haklarıma saldırılar oldu, geçmişte canım yandı. O yüzden de “Benim ve bizim haklarımız ne olacak?” dedim.
Burhan Kuzu, Anayasa Mahkemesi’ne tersten bir başvuru yaptı…
Başbakan Erdoğan da bireysel başvurusu ile Anayasa Mahkemesi’nden kişilik haklarının koruma altına alınmasını istedi.
Ne oldu, yanlış mı yapıldı?
Tabii ki değil. Ben ve benim gibiler eleştiri hakkımızı kullandık. Başbakan da twitter adına Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunanlar ne yaptıysa onu yaptı. Yasalardan kaynaklanan bir hakkını kullandı.
İşte hazmedilemeyen de bu oldu!
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, konuyu kişiselleştirdi. Nezaket sınırlarını aşan ağır ve siyaset alanına giren ifadeler kullandı.
***
Şimdi birtakım çevreler “yargı bağımsızlığından” bahsediyorlar. Konuyu farklı noktalara çekiyorlar. Kılıç’ın konuşmasına kendilerince haklı gerekçeler bulmaya çalışıyorlar.
Oysa o konuşma, bir hukuk ya da hukukçu konuşması değildi ki. Baştan aşağı siyasi mesajlarla doluydu. Kamuoyu önünde polemik yaratacak ifadelerden geçilmiyordu.
Belki de en doğru tespiti Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yaptı. Arınç, AYM Başkanı’nın “Egosu incinmiş, siyaset tarafından örselendiğini düşündüğü için tepki gösteren” bir portre çizdiğini ortaya koydu.
Peki, AYM Başkanı’nın egosunu ve kişisel meselelerini o kürsüye taşımaya hakkı var mı? Tabii ki yok.
Ayrıca, Haşim Kılıç Başkan ama Anayasa Mahkemesi’nin 17 üyesi var. Yaptığı konuşmanın o üyelerin tamamının görüşlerini yansıtıp yansıtmadığı da tartışmalı.
Şimdi lafı evirip çevirmeden söylemek lazım: O konuşma “laf çakma” konuşmasıydı. Amiyane tabiriyle de baştan aşağı “Nasıl korum, nasıl yerlerine oturturum” mantığıyla doluydu.
***
“İdeolojisi için yargı bağımsızlığının arkasına saklanmak en büyük onursuzluktur. Yargının kapısında hak isteyeni haklamak hiç kimsenin hakkı olamaz.”
Bu sözler, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a ait. 25 Şubat 2010’da yaptığı bir konuşmada söylemiş.
Desteklenmesi gereken çok doğru sözler…
Altına hiç düşünmeden imzamı atarım.
Ama Türkiye’de maalesef bu çok yapıldı. Yargı hep ideolojilerin arkasına sığınıldığı bir kalkan olarak görüldü; siyasi hesaplara malzeme olarak kullanmaya çalışıldı. Kimi gün sol ideolojiler yargıyı ele geçirerek ön almak için çırpındı. Gün oldu “paralel yapıların” ele geçirmeye çalıştığı bir hedef olarak görüldü.
Evet, yargının kapısında hak isteyeni haklamak kimsenin hakkı olamaz!
Ne yazık ki, millet olarak biz bunu hep yaşıyoruz.
Twitter kararında bir kere daha tekerrür etti. “Tamam bir karar verdiniz de bizim haklarımız ne olacak?” diye sorduk. Anayasa’nın “haberleşme özgürlüğü” dışında “kişilik haklarını koruyan” maddelerinin de bulunduğunu hatırlattık. Ağır bir cevapla karşılaştık. İşte o yüzden Kılıç’ın konuşmasında “haşlananlar” sadece siyasetçiler değildir. İçinde, “Ya diğerlerinin hakkı?” diyen bizler de varız!

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle beyaz perdeye dönmeye hazırlanan Melis Babadağ, iki  s

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 2: Melis Babadağ

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar