• $8,4698
  • €10,297
  • 501.23
  • 1441.33
27 Haziran 2014 Cuma

Merkep ve semer siyaseti

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Eskiden siyasetin bir duruşu olurdu. Siyasetçiler, misket gibi yuvarlak değillerdi; sağa-sola doğru yuvarlanıp gitmezlerdi.
Beğenelim, beğenmeyelim, siyasi partilerin belli görüşleri vardı. Kimin nerede hangi tavrı alacağı, hangisinin ne söyleyeceği belliydi.
Artık şartlar değişti. Makyavelizm yükselen değer oldu. Fikirler ve yılların birikimi bir kenara atıldı. Siyasetçiler “halk dalkavukluğuna” soyundu. Siyaset, ne pahasına olursa olsun “sonuç alma sanatı” haline geldi. Durum bu olunca şaşırtan adımlar atılıyor, son günlerde olmaması gerekenler olduruluyor.
İş öyle bir hale geldi ki…
Biri çıkıp “Burada ahali merkepleri çok sever” dese, neredeyse sırtına semer vurup meydana fırlayacak bir zihniyet oluştu!
***
Türkiye bir gariplikler ülkesi haline geldi.
Irak’ta tatsız gelişmeler oluyor. En sıkıntılı gruplardan biri Türkmenler. Yerlerini yurtlarını terk edip kaçıyorlar. Liderlerine suikastlar düzenleniyor. Bölgeden sürekli olarak rahatsız edici haberler geliyor.
Ve Türkiye’den sesler yükseliyor:
-Türkmenler korumasız bırakıldı.
Bu seslerin sahipleri arasında daha düne kadar “MİT TIR’ları Suriye’ye silah taşıyor” diye bağıranlar da var.
Komik değil mi? Bizde son dönemde ülkenin elini kolunu bağlayıp, sonra da “Senin elin kolun niye bağlı?” diye bağıran bir zihniyet gelişti!
***
Belli çevreler, Cumhurbaşkanlığı’nın temsili bir makam olduğunu savunuyorlar. Bu yüzden de düşük profilli bir ismin Köşk’e daha çok yakışacağını söylüyorlar.
Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına ise karşı çıkıyorlar.
Alın size bir çelişki daha. Mademki Cumhurbaşkanlığı temsili bir makam… Mademki Çankaya Köşkü’nün fazla yetkileri yok…
Bırakın Erdoğan Köşk’e çıksın…
Bırakın pasifize olsun…
Kötü mü olur? Erdoğansız bir AK Parti ile daha rahat mücadele edersiniz. Kim bilir, belki o zaman İktidar hedefine daha fazla yaklaşırsınız.
Ama tam tersini yapıyorlar. Erdoğan’ı Köşk’e çıkarmamak için çırpınıp duruyorlar. Bu uğurda bütün ezberlerini bile bir kenara bırakabiliyorlar.
Demek ki, vatandaşa söyledikleri ve savundukları doğru değil.
***
Türkiye’de bir “Paralel Yapı”dan söz ediliyor. Bu yapının ciddi kumpaslar kurduğu yönünde iddialar ortada dolaşıyor. Hükümet’in en yetkili ağızları, son derece önemli açıklamalar yapıyor…
Muhatapları “hayır” diyorlar:
-Böyle bir iddia uydurmadır. Böyle bir yapı olmadığı gibi, biz bunları tanımıyoruz, bizimle irtibatları yok.
Sonra da “irtibatta olmadıklarını” söyledikleri insanları aklamak için çırpınıp duruyorlar. Yetmiyor, adliyelere koşuyorlar. Kim “Paralel Yapıdan” söz etmişse, hakkında suç duyurusunda bulunuyorlar:
-Bize hakaret etti, iftira attı…
Garip değil mi? Olmadıklarını iddia ettikleri bir yapı adına hareket ediyorlar. Yaptıkları suç duyurularıyla kendilerini o yapının savunucusu olarak gördüklerini ortaya koyuyorlar. O yapıyı eleştirenleri sindirmeye çalışıyorlar.
Tam bir komedi!
***
Gariplikler ve çelişkiler o kadar çok ki…
Bu ülkede Başbakan’ın aracına ve ofisine dinleme cihazı yerleştirdiği iddia edilen insanlar bile serbest bırakılabiliyor. “Olacak iş değil, durun ne yaptınız” denildiği anda ise, hepsi buharlaşıp uçuyor!
Başka bir ülkede yaşansa yer yerinden oynar, ama bizde tepki yok. Çünkü bu ülkede uygulanan siyaset belli alanlarda kör noktalar oluşturdu. Bakmıyorlar, görmüyorlar, görmek de istemiyorlar!

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi