• $13,4373
  • €15,25
  • 771.433
  • 1838.25
17 Nisan 2017 Pazartesi

Kazananlar, kaybedenler...

İlk günden itibaren bu köşede yazdım, televizyonlarda tekrarladım, yanıma gelip kuşkularını paylaşanlara söyledim: “Mazoşist değil bu millet” dedim:

-Acıdan zevk almaz. Çektiği sıkıntıların devam etmesini istemez. Merak etmeyin halk oylamasının sonucu “evet” olacaktır.

Dediğim aynıyla gerçekleşti. Sonuç ortada, yanılmadım.

Ayrıca, zaten daha önceki seçim sonuçları belliydi. Milletin siyasi eğilimleri ortadayken, tersi bir netice beklenemezdi.

Algı operasyonlarına ve yönlendirme çabalarına gelince…

Millet onlara alıştı artık. Kolay kolay peşine takılıp gitmiyor. Mesela, “Alparslan Türkeş yaşasaydı, hayır oyu kullanırdı” diyenlere, bıyık altından gülerek baktı ve sesli olmasa da içinden “saçmalama” diye çıkıştı:

-Rahmetlinin hayatı Başkanlık için mücadeleyle geçti. Türkeş, o kadar omurgasız mıydı ve fikri namusu yok muydu ki, bütün geçmişini inkâr edip, senin dediğin gibi davranacaktı?

Hele hele “Üniter devlet elden gidiyor” gibi söylemlere itibar eden pek çıkmadı. “Hayır” cephesinde yer alan HDP, PKK, FETÖ gibi aktörlere bakan, bu tür söylemlerin üzerinde bile durmadı.

Üstüne bir de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun zikzaklarını, gaflarını ve tutarsız söylemlerini koyun. Sandıktan çıkan sonuç şaşırtıcı olmadı.

“Hayır” cephesi, sürekli bilgi kirliliği yarattı. Halk oylamasını baştan itibaren manipüle etmeye çalıştı.

Eğer, yoğunlaştırılarak sürdürülen kafa karıştırma operasyonları ve yalan bombardımanı olmasaydı, hiç kuşkunuz olmasın “evet” oylarının oranı çık daha yüksek çıkardı!

***

Kaybedenleri sıralayalım:

Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP ile birlikte FETÖ, HDP, PKK, PYD, YPG, DHKP-C. Ayrıca, Meral Akşener ve Sinan Oğan gibi MHP içindeki sol yayın organları ve FETÖ tarafından şişirilen aktörler. Onlara bir de kin ve nefret duyguları ile sandığa giden belli grupları ekleyebiliriz.

Bunlar içeridekiler. Dışarıda ise, Türkiye’ye şaşı bakan Avrupalılar da “kaybedenler kulübü” içinde yer aldı.

Galipler safında ilk bakışta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Bahçeli görünse de asıl zaferi millet kazandı.

Aslında, meydanlar sonucu çok önceden ilan etti. Bir tarafta geniş halk kitleleri yer alırken, diğer yanda düğün salonları ve kahvehanelere sıkışan küçük kitleler göze çarptı.

***

Milletin feraseti galip geldi ve bu sonuç alındı.

Pek dillendirilmedi, ama “hayır” çıksaydı ne olacaktı, biliyor musunuz? Türkiye büyük bir kaos yaşayacaktı.

Siyasetten ekonomiye, terörden toplumsal hareketlenmelere kadar pek çok sıkıntıyla karşılaşacaktık. Zaten istenen de buydu!

Biz bu halk oylaması ile;

1) Ortaya çıkabilecek çok ciddi olumsuzlukların önünü tıkadık.

2) Prangalardan kurtulduk, ülkenin önünü açtık.

16 Nisan 2017 tarihinde;

40-50 yıllık bir hayal gerçekleşti. Hiç unutmuyorum, 1970’li yılların sonunda, Ankara’nın Esat Caddesi’nde yola “Tek Meclis, Tek Başkan” diye yazı yazarken, polis tarafından yakalanıp, karakola götürülmüştüm. Sabaha kadar hırpalanmıştım.

Demem o ki, sadece Özal, Demirel, Erbakan, Türkeş, Yazıcıoğlu gibi ebediyete intikal eden liderlerin değil, benim gibi pek çok vatandaşın da hayaliydi Başkanlık Sistemi.

Nasip 16 Nisan 2017’yeymiş.

Şimdi;

Yepyeni bir gelecek bekliyor hepimizi. Türkiye, bu halk oylaması ile o kadar büyük bir adım attı ki, sonuçlarını yaşayarak göreceğiz.

Üzerimizdeki ölü toprağını zaten atmıştık, gerçekleştirdiğimiz referandumla ayağımızdaki prangalardan da kurtulduk. Öylesine rahatladık ki, artık geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğiz.

Hayırlı uğurlu olsun.

Bu millet bir defa daha tarih yazdı!

<p>Coronavirüsün en çok mutasyona uğramış versiyonu olan ve 30'dan fazla mutasyonun tespit edildiği

Çok mutasyonlu yeni Covid-19 varyantı: Omicron

2021'e damga vuran ''Yılın Fotoğrafları'' oylaması başladı

Ankara'ya mevsimin ilk karı yağdı

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler