• $9,5975
  • €11,1668
  • 556.136
  • 1492.93
13 Ağustos 2014 Çarşamba

Bak, sövmekle olmuyormuş

Daha ilk günlerde yazmıştım. CHP’de İhsanoğlu adının duyulduğunda ortaya çıkan tepki üzerine, “MHP’de de durumun farksız olduğunu” ortaya koymuştum. Haziran sonunda aynen şu ifadeyi kullanmıştım:

“MHP’nin savunduğunu iddia ettiği değerlerle İhsanoğlu ismini yan yana getirmek güç.”
Ardından da MHP seçmeninden ciddi fireler olacağını yazmıştım.
Sen misin bunu diyen! MHP’den “açıklama” adı altında bir “hakaretname” geldi! Bizzat adım kullanılarak “zavallı” denildi, ağır ifadelerle gazeteciliğim ayaklar altına alındı. Hatta “münasip yerime nişadır sürüp gezmem” gerektiği bile söylendi. Açıklama çirkindi ve hukuken gereğini yerine getirdim.
Ardından, kamuoyu araştırmaları yaptığım tespiti doğruladı. Sandıklar açılınca da ne dediysem o oldu. Erdoğan, 30 Mart’ta MHP’nin belediye başkanlığı kazandığı pek çok ilde “Çatı Adayı” İhsanoğlu’na ciddi farklar attı. Bahçeli’nin memleketi Osmaniye’de bile başa baş bir sonuç çıktı.
Trakya ve İzmir gibi bölgelerden gelen sonuçlara bakılırsa, CHP durumu kısmen kurtardı. Buralarda hem katılım yüksek çıktı, hem de sandığa giden seçmen “İhsanoğlu” dedi. Gelinen noktada herkes asıl büyük firenin MHP’de olduğunu görüyor ve söylüyor. Dün yaptığım tespit, bugün belgelere yansıyan bir gerçek oldu.
Şimdi iki noktada övünebilirim:
1) MHP seçmeninin nabzını, MHP yönetiminden daha iyi tuttum.
2) Gazeteci kimliğimin gereğini yapıp, bunu okuyucularım ile paylaştım.
Mesele bu kadar basit!
* * *
Seçim sonuçları ortada. CHP’den üst düzeyde açıklamalar yapılıyor. “Bahane üretmeyelim, kaybettik” türünden söylemler dillendiriliyor. Üstelik bugün MYK toplanacak ve seçim sonuçları masaya yatırılacak. Ortaya çıkan durumun bu ay içinde CHP Parti Meclisi’nde de tartışılması bekleniyor.
Seçimin tartışmasız galibi AK Parti değil mi?
O bile “Biz nerede hata yaptık?” sorusunun cevabını arıyor. Önümüzdeki günlerde Ege ve Akdeniz’e müfettişler gönderilecek. Düşük oy alınan bölgelerde “ne yapılması gerektiği” araştırılacak.
Devlet Bahçeli’nin, seçimin ardından yaptığı açıklamaya bakarsanız, “hatasız” tek yapı MHP! Suçlu olan ise, sandığa giderek oylarını kullanmayan seçmenler!
MHP seçim öncesindeki tavrını sürdürüyor…
* * *
Şu üsluba bakın…
Sandıkta zillet, rezalet ve hezimet kazanmış. Dik duruş, temiz yönetim ve ilkeli siyaset geriye düşmüş! Devlet Bahçeli öyle diyor.
Peki, bunu yapan kim?
Sandığa gidip, oylarını kullanan seçmenler! Yani, bu ülkede 21 milyon vatandaş, sandığa gitmiş, “zillet, rezalet ve hezimetten” yana tavır almış!
Şimdi herkese soruyorum. Söylenecek söz mü bunlar?
Bitmedi, devam edelim…
Bahçeli, MHP hakkında olumsuz bir değerlendirme yapacak herkesi peşinen “AKP hizmetkârı” ilan ediyor!
Daha da ileri gidiyor: Yine MHP ile ilgili yorumda bulunacak herkesi, peşin peşin “müfteri” olarak suçluyor:
-Erdoğan ve Öcalan muhipleridir.
İşte MHP’de siyaset böyle yapılıyor. Parti içinde konuşmayacak, susacaksın. Parti dışından bir eleştiri ya da tespit yaparsan da “Öcalan’ın yandaşı” olacaksın! Bu zihniyet yıllardır devam edip gidiyor. Sonucu da sandıkta alınan oylar!
* * *
Oysa bir siyasi partinin en son yapacağı iş seçmeni suçlamak. Devlet Bahçeli’ye en güzel cevabı, Mansur Yavaş vermiş…
Yavaş, “Seçmen size oy verince akil, vermeyince cahil mi oluyor?” diye soruyor:
-Siyasetçinin alamadığı her oyun sorumlusu bizzat kendisidir.
İşte Mansur Yavaş bu yüzden MHP’nin dışına itildi. Bu görüşlerinden dolayı MHP’den değil, CHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmak zorunda kaldı. MHP içinde söylenecek sözler mi bunlar? Hemen “Öcalan yandaşı” yaparlar adamı!

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri