• $8,2802
  • €10,0357
  • 482.982
  • 1427.73
20 Nisan 2016 Çarşamba

AB, Türkiye’nin tartısında

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

STRAZBURG

Genellikle Avrupa Birliği bize “Şöyle yapsan, böyle davransan” diyor ya!.. Şimdi sıra bizde. Çünkü AB, kurumsal olarak Avrupa Konseyi’ne katılmak istiyor. Bu yüzden, gelinen noktada O bizim karşımızda tartıya çıkacak. Bizim de içinde bulunduğumuz bir yapıyla müzakere masasına oturacak.
Bakacağız…
AB, Avrupa Konseyi’ne girme yeterliliğine sahip mi diye? Raporlar hazırlayacağız. Eksikleri varsa söyleyeceğiz. Gerçi, Türkiye’nin AB’yi engelleme isteği de, yetkisi de yok, ama en azından ayıplarını yüzlerine vurma imkânı var. Muhtemelen de süreç içinde hazırlanacak raporlarda bunlar yapılacak.
Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği’nden daha eski ve köklü bir kuruluş. 1949’da kuruldu ve Türkiye de kurucu ülkeler arasında. 47 üyeli kuruluş, çoğunlukla AB ülkelerinden oluşuyor. İlaveten Türkiye, Rusya, Ukrayna, Karadağ, Ermenistan ve Azerbaycan gibi üye ülkeler de var.
Üstelik Türkiye, Konsey’in kurucu ve etkili ülkeleri arasında. 2016’dan itibaren de temsilci sayımız 12’den 18’e yükseldi.
Niye mi?
Parayı bastık da ondan! Biz Konsey’e katkımızı artırdık, 33 milyon Avro’ya çıkardık; onlar da temsilci sayımızı yükselttiler. Daha önce 13 milyon veriyorduk, 13 milyonluk etkimiz vardı. Şimdi, 33 milyon veriyoruz, etkimiz de o kadar. Avrupa’da çoğu zaman işler böyle yürüyor. Parayı veren, güçlü olanın düdüğünden daha fazla ses çıkıyor!
Biz hep BM için “Dünya beşten büyüktür” demiyor muyuz? İlk adımı Avrupa Konyesi’nde attık. “Paraysa para, nüfussa nüfus, güçse güç” dedik. Gücümüzü ortaya koyduk, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve Rusya’nın yanına kendi adımızı da yazdırdık.
Nereden nereye!..
Türkiye, yıllar boyunca Avrupa Konseyi’nin “gözetim altında tuttuğu” ülkelerden biriydi. 1990’lara bizi denetim sürecine aldılar. 2004’te de denetimden çıkarıp, “diyalog sürecine” yükselttiler. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 2010 ve 2012 yılları arasında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin başkanlığını bile yaptı.
* * *
Dün de Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte Strazburg’daydık…
Başbakan, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne hitap etti. Parlamenterler Meclisi Başkanı Pedro Agremunt ile bir araya geldi. Meclis Genel Sekreteri Wojciech Sawicki ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Guido Raimondi ile görüşmeler yaptı. İkili temaslarda bulundu.
Verdiği mesajları okumuşsunuzdur…
Üç temel başlık göze çarptı:
Terör, göç ve Türkiye’nin AB üyeliği.
Şimdi “acaba” diyorum… Türkiye, eski ve güçlü bir üye olarak Avrupa Konseyi’ne birlik olarak katılmak isteyen AB’nin önüne bir liste koyup, sıralasa…
- Hırvat ve Avusturya polisinin, sınırda mültecilere uyguladığı muameleler ve sert müdahalelerden bahsetse…
- Bulgaristan ve Macaristan’ın ördüğü dikenli ve jiletli tellerin fotoğraflarını önlerine bir bir koysa…
- Danimarka’nın, mültecilerin altınlarına el koyması konusunu gündeme getirse…
- Avrupalı bir gazetecinin mültecileri tekmelerken, polisin seyirci kaldığını gösteren görüntüleri izletse…
- “Bu nasıl bir insanlık anlayışıdır ki, mülteci kabulünde insanların kategorilere ayrılarak seçilmesi yoluna gidilebiliyor” dese…
- Özellikle Belçika’nın terör örgütlerine verdiği açık desteği belgeleriyle ortaya koysa…
- Bugün Avrupa’nın pek çok ülkesinde İslam inancı başta olmak üzere farklı görüşlere gösterilen hoşgörüsüzlüğü sorgulasa…
Ardından da onlara şu soruyu yöneltse:
- Bütün bunlar Kophenag ve Matstrich kriterleriyle ne kadar uyuşuyor? O kriterlerin neresinde yer alıyor?
Merak ediyorum, acaba ne cevap verecekler?
* * *
Aslında konu dönüyor dolaşıyor, insan hakları, adalet ve demokrasi gibi kavramları da aşıyor. Sonunda gelip “güç” kavramına dayanıyor! Maalesef bugün hak sahipliği değil, güçlü olmak beraberinde “haklılığı” getiriyor. O yüzden de başkasının güçlü olması kesinlikle istenmiyor. Bir Avrupa seyahatinde daha her zaman olduğu gibi karşılaştığımız tablo yine bu!
Bugün, Türkiye’ye doğrulan şaşı bakışın da, bize yönelen terörün sırtının sıvazlanmasının da arkasında Türkiye’nin güçlenmesi yatıyor. Bu tablo, her geçen gün daha net görünüyor. Türkiye’den de Avrupa’dan da bakınca durum bu.

<p>Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un  aksam.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Serkan Fıçıcı'nın konuğu o

Milli Eğitim Bakanı Akşam TV'de... Serkan Fıçıcı'nın soruları yanıtladı

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı