• $ 5,3215
  • € 6,037
  • 227.249
  • 103.185
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Dünya bir karar vermek zorunda…

Tarihte az rastlanacak bir hadiseye tanıklık ettik geçen salı günü. Bir Cumhurbaşkanı, ülkesinde işlenmiş iğrenç bir cinayetin o ana kadar ele geçmiş bulunan teyitli bilgilerin listesini açıklıyordu. Çok güçlü, adil ve iyi hazırlanmış bir konuşmaydı. Yankıları da o ölçüde etkili oldu. ABD Başkanı Trump, ilk günlerdeki “esirgeyici” tavrını bıraktı ve “Kaşıkçı cinayeti ve örtbas çabaları hiç gerçekleşmemeliydi” noktasına geldi. İlk yaptırım cinayetle ilişkili 21 Suudi’ye vize yasağı şeklinde oldu.

Şu anki durum cinayetin reddi üzerinde düğümlenmemiş ise, bunu Türkiye’nin çabalarına borçluyuz. (Gerçi Kılıçdaroğlu “Bizim dönemimizde olsa Kaşıkçı öldürülmezdi” diye destek atıyor ama kifayetsiz kalıyor.) Suudi Arabistan cinayeti/dublörü kabul etti ve makul bir senaryonun dünyaca kabul görmesi için çabalamakta. “Kaşıkçı öldürüldü ama, sorun bir neden öldürüldü” seviyesinde konunun buharlaştırılması isteği göze çarpıyor. İlk senaryo “ensesine dokunduk öldü” idi. Şimdi ise “Kaşıkçı yardım istemek için çığlıklar atınca paniğe kapılanlar tarafından öldürüldü” safhasına gelindi. Tabii ki bu “açık artırma” durumu çevrelemek adına gelişmeler takip edilerek dikkatlice yapılıyor. Burada da Türkiye’nin hadisenin üzerine kararlı bir biçimde gitmesi belirleyici oluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan grup konuşmasında önemli bir adım attı ve cinayete karışanların Türkiye’de yargılanması talebinde bulundu. Yargılamaların Suudi Arabistan’da yapılmasının kimseyi tatmin etmeyeceği ortada. Esasen, bu yargılamanın Türkiye’de yapılması, Suudi Arabistan’ın “yeni bir sayfa açması” adına da en makul çözüm. Belki bu şekilde dünya kamuoyunun adalet arzusu bir nebze tatmin olur.

Lübnan Başbakanı Saad Hariri Suudi Arabistan’da esir alındığında dünya buna etkili bir yaptırımla karşılık verseydi veya diğer şüpheli ölümler, kaçırılmaların üzerine kararlı biçimde gidilseydi bugün büyük bir ihtimalle Kaşıkçı aramızda olacaktı. Hariri’nin kurtarılması için Macron’un Riyad’a gittiğini, Muhammed Bin Selman ile görüştüğünü yine Macron’un açıklamasından biliyoruz. Macron bunu bir başarı olarak sunsa da, aslında olayın üzerine gerçek anlamda gidilmediğini de…

Aslında Kaşıkçı cinayeti, dünya devletlerinin bir haydutlar çetesine mi dönüşeceği, yoksa uluslararası hukuk norm ve kuralları ile demokraside mi karar kılacağının da mihenk taşı olacak. Geçmişte, Soğuk Savaş döneminde devletlerin neler yaptığını biliyoruz. Ama eğer Kaşıkçı cinayeti bir milat olmaz da adalet geçiştirilir ise, devletlerin meşru, denetlenebilir kısmının da çürümeye maruz kalacağı ortada. Cinayetlerin siyasetin devamı olduğu algısı normalleştiğinde, elimizde güvenebileceğimiz hiçbir meşru aygıt kalmayacaktır.

Türkiye yine tarihi bir rol üstleniyor açıkçası.

 ABD´de silahlı bir soyguncu, kasasını boşalttığı marketin bir kadın çalışanı ile kadın müşterisini

Soyduğu marketin müşterisini ateşe verdi

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Çamlıca Camii'nde sona doğru

UEFA'nın Türk kulüplerine vereceği para!