• $ 5,8029
  • € 6,4852
  • 274.764
  • 110722
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Dualı, beddualı vesayet şakirtleri

Hemen yazının başında bir hassasiyetin altını çizelim. Söyleyeceklerimin asla samimi inanç sahipleriyle bir ilgisi yoktur. Çünkü hiçbir gerçek mümin başkalarının helak olması için beddua etmez, kendi ülkesinin başbakanına ömür biçmez, hükümet yıkmak için paralel darbe entrikalarının içinde olmaz, ülkenin güvenliği ile ilgili toplantılarda casusluk yapmaz, binlerce insanı dinlemek gibi bir ahlaksızlığın içinde olmaz ve dijital ağların arasına saklanarak, pencere diplerinde gizlenerek insanların mahrem hayatlarını dikizlemez.

İstanbul Cumhuriyet Savcıları İsmail Uçar, İrfan Fidan ve Fuzuli Aydoğdu’nun paralel örgütün 17-25 Aralık hükümete yönelik darbe teşebbüsü kapsamında başlattıkları soruşturma ile ilgili verdikleri takipsizlik kararı, bu örgütün nasıl bir cinnet hali içinde olduğunu gözler önüne sermiş bulunuyor.
Düşünebiliyor musunuz, bu paralel şebeke o dönemde başbakan olan cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı örgüt lideri olarak uzun süre dinliyor. Bununla da yetinmiyorlar tüm kabine üyelerini dinliyorlar. Paralel polislerin bu süreçte kendi aralarında yazıştığı Spark programında, hiç başka bir delile, belgeye gerek duymayacak kadar açık bir darbe itirafında bulunuyorlar.
Mesela 11 Aralık’ta Spark üzerinden kendi aralarında yaptıkları yazışmadaki şu ifadeler gerçekten dehşet verici: “Nefes aldırmayacağız onlara, kabineyi toparlayacağız burada.” Yani seçilmiş iktidarı cebren darbeyle devirecekler. Ve sonrasında da muhtemelen yasa dışı yollarla dinledikleri binlerce insanı uydurma örgüt suçlamalarıyla içeriye tıkıp adeta toplama kampları oluşturacaklardı.
Cumhuriyet savcılarının da ifadesiyle bu açık itiraflar hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ettiklerini ortaya koymaktadır.”
Paralel örgütün 17-25 Aralık’ta resmen bir darbe teşebbüsünde bulunduğu bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmış bulunuyor. Kendisini dindar, hatta bir cemaat mensubu olarak tanımlayan insanlar açısından çok dramatik bir tablo ile karşı karşıyayız. Mahkemede gizli tanık olan Fatih savcıya şunları söylüyor: Soruşturmayı hazırlayan polisler kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda “Bu soruşturma çok önemli. Bu dosyada görev almak bir şereftir, hocaefendi bu soruşturmayı yapanlara dua ediyor.”
Öylesine bir plan ki bütün ayrıntılar en ince detayına kadar hesaplanmış. Mesela Erdoğan’a P.M kod adı verilerek aylarca dinleniyor, Kısıklı’daki konutu ile ilgili GSM CELL haritası çıkarılarak görüştüğü kişilerle ilgili telefon sinyal eşleştirmesi yapılıyor.
Yine Haliç Kongre Merkezi’nde Başbakan Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın görüşmesinin takip edilebilmesi için, Yasin El Kadı’nın takip edildiği izlenimiyle salonun kamera görüntüleri temin ediliyor, görüntüleri soruşturmayla ilgisi olmayan Narkotik görevlileri teslim alıyor. Takip edilen şahıs El Kadı olmasına rağmen sadece Erdoğan ile Fidan’ın olduğu bölümler kayıttan tespit ediliyor.
En önemlisi de kusursuz bir şekilde hazırlanan bu karanlık plan Pensilvanya’nın talimatı ve dualarıyla yürütülüyor. 17 Aralık’tan sonra yaşadığımız karanlık dönem bize gösterdi ki, özellikle yargı ve emniyet bağlamındaki devlet mekanizması dualı, beddualı vesayetin şakirtleri tarafından adeta örgütsel bir üs haline dönüştürülmüş.
Bu fotoğraf bizi bir gerçeğin altını özellikle çizmeye zorluyor; paralel tehlike henüz geçmiş değil. Dolayısıyla Türkiye’yi adeta bir açık kalp ameliyatına tabi tutun bu darbe çetesiyle mücadelede en küçük bir zaafa bile ülkenin tahammülü olamaz. Başbakan Davutoğlu’nun parlamentoda okuduğu hükümet programındaki paralelle mücadele kararlılığını çok değerli buluyorum. Kuşkusuz emniyette başlayan operasyon dalgası devletin zehirli yapılardan temizlenmesi açısından hayati bir ameliyat niteliği taşıyor ancak yeterli değil.
Unutmayalım ki demokratik hukuk devletinin hayat damarını oluşturan yargıdaki paralel kirlenme temizlenmeden adalete olan güveni tesis etmek mümkün değildir. Başsavcının, “17-25 Aralık bir darbeydi” tespiti sadece polisteki değil, ağırlıklı olarak yargıdaki darbeci örgütlenmeye de işaret etmektedir. Eğer hala bazı savcılar devlet hiyerarşisi dışındaki bir merkezden talimat alarak tehditler savurabiliyorlarsa, o ülkede gerçek anlamda adaletten söz edilemez.

<p>Kaza, sabah saatlerinde TEM Otoyolu Büyükmelen Köprüsü mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye

Kontrolden Çıkan Otomobil Bariyerlere Ok Gibi Saplandı, “Sevdiğime Bir Şey Olmasın” Diye Feryat Etti

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

13 Nisan gününe dikkat!

Besinlerin sahte olup olmadığını nasıl anlarız?