• $32,3188
  • €34,9671
  • 2391.33
  • 10391.9
21 Ağustos 2022 Pazar

Suriye'nin geleceği için Türkiye'nin yeni adımları

Dikkat edilirse ne zaman Suriye'yi konuşsak hemen Ukrayna'yı ve Avrupa'yı konuşmaya başlıyoruz. Çünkü küresel sistemin parçalarını birbirinden ayırmak artık hiç de kolay değil. O yüzden Türkiye'nin Suriye konusunda atmaya çalıştığı yeni adımları küresel sistemle birlikte okumak lazım.

SURİYE'NİN DÜNÜ VE BUGÜNÜ

Türkiye başından beri Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunmuş ve kan dökülmemesi için diplomatik çabaları her zaman desteklemiştir. Türkiye Suriye iç savaşının başladığı 2011 yılından ilk operasyon olan Fırat Kalkanı operasyonunun yapıldığı 24 Ağustos 2016'ya kadar olayların yatışması için tam beş yıl beklemiştir. Ancak Suriye'deki olaylar Türkiye'yi de ciddi şekilde etkileyen bir güvenlik sorunu haline gelince Türkiye bölgedeki terör yapılarını temizlemek için sahaya girmek zorunda kalmıştır. Peki bu arada Rusya, İran ve ABD neler yaptılar? Rejimin talebi üzerine Rusya ve İran Suriye'ye askeri kuvvetleriyle girdiler. ABD ise Suriye'ye girmek için DEASH'la mücadele koalisyonu oluşturup hemen Fırat'ın batısına yerleşti. Hani bunlar Suriye'yi düzelteceklerdi? ABD'nin teröre desteği malum onu bir kenara koyalım ama özellikle Rusya ve İran Suriye'de nüfuz alanları elde etmenin ve güçlerini bu alanlarda arttırmanın ötesinde ne yaptılar? Suriye paramparça oldu. Dünyanın dört bir tarafındaki teröristlerden tutunda Norveç özel kuvvetlerinden Fransız lejyonlarına kadar İngiliz casuslarından tutunda ABD'ye bağlı paralı askerlere kadar ne varsa cirit attıkları bir yer haline geldi Suriye. Rusya ve İran isteselerdi Suriye'de terör örgütlerini yok edemezler miydi? Düzeni sağlayamazlar mıydı? Pekâlâ yapabilirlerdi fakat Suriye'yi düşünen kim? Ama konu Türkiye'nin operasyonu olunca herkes buna karşı ve birbirlerine düşman bile olsa herkes PKK/PYD üzerinden ortaklaşabiliyormuş. Bu iki yüzlü politikalar ve emperyalist oyunlar yüzünden bugüne kadar 11 milyon Suriyeli yerini yurdunu terk edip göç etmek zorunda kaldı. Ortalama her yıl bir milyon Suriyelinin göç etmesi demektir bu. Yine yaklaşık bir milyon Suriyeli de katledildi. Her yıl yaklaşık yüz bin Suriyelinin ölmesi demektir bu. Merak eden Birleşmiş Milletler Raporlarını açıp okuyabilir. O yüzden birileri çıkıp da ABD emperyalist biz değiliz diye masal okumasın. Herkesin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz.

TÜRKİYE'NİN SURİYEDEKİ YENİ ADIMLARI

Türkiye bölgede en fazla Suriyeliyi misafir eden ülke konumundadır. Ve daha da önemlisi Türkiye'nin 2016'daki operasyonuna kadar Suriye'ye hiç dönüş olmamıştır. Suriye'ye ilk dönüşler Türkiye'nin bölgeye yaptığı operasyonlar ve sağladığı güvenlik ortamı sayesinde olmuştur. Yani Türkiye dışındaki hiçbir aktör yıllardır Suriye'de bulunmasına karşın Suriyeli mültecilerin dönüşünü sağlayamamıştır. Hatta Suriye Rejimi ve İran kendi mezhebik görüşleri dışındaki insanların Suriye'den gitmesi için özel çaba harcamışlar, Rusya'da bunlara destek vermiştir. Hiç kimse söz etmese de Türkiye Suriye'deki göçlerin durmasında da önemli bir rol oynamıştır. Örneğin Türkiye'nin İdlib'teki çabaları buradaki silahsız masum insanların yok edilmesinin önüne geçmiş, 4 milyonluk büyük bir göçü önlemiştir. Aynı şekilde operasyon alanlarının Türkiye sınırına paralel şekilde olması da güneydeki derinliklerden kuzeye doğru göçü önlemede son derece etkili olmuştur. Ve ayrıca Türkiye terörü temizlemek için sadece askeri operasyonlar değil aynı zamanda bölgedeki insanların yaşayabilmesi için sosyolojik ve insani operasyonları da birlikte yürütmektedir. Bütün bu bilgilerin ışığında Türkiye'nin geçmişten beri Suriye'de sürdürdüğü stratejiyi "Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması, bunun için herkesi kucaklayan kimseyi ötekileştirmeyen demokratik bir anayasa yazılması ve bu çatı altında rejim dahil bütün aktörlerin birbirleriyle uzlaşmasının temin edilmesi" şeklinde özetlemek mümkündür. Türkiye'nin rejim dahil Suriye'deki terör örgütleri dışındaki herkesle zaten teması var. Ancak bunun ölçüsü bu temasların sonucunda tanıma şeklinde siyasal bir sonucun ortaya çıkmamasıdır. Yani siyasal tanıma olmadığı sürece Türkiye Suriye'de siyasal bir yükümlülük altına girmez. Daha açık bir ifadeyle rejim siyasal olarak tanınmazsa rejimin Türkiye'nin aleyhine ortaya koyabileceği taleplerine karşı Türkiye'nin eli güçlü kalacaktır. Aksi takdirde Suriye rejimi yarın Suriye'den Türkiye çıksın derse ki zaten şimdi de öyle diyor Türkiye Suriye'den çıkmak konusunda ciddi baskılara maruz kalabilir ve güvenliğini sağlamada çok riskli durumlar ortaya çıkabilir.

Türkiye özellikle 5 Ağustos'taki Soçi zirvesinden sonra Suriye'deki muhaliflerle rejimi uzlaştırmak için bazı adımlar atmaya başladı. Bunu Türkiye'nin Rejimi tanıması veya Türkiye'nin Suriye politikasını değiştirmesi şeklinde yorumlayanlar olduysa da bu doğru değildir. Türkiye yukarıda anlattığım gibi yıllardır bu bütüncül politikayı sürdürmeye çalışmaktadır. Özgür Suriye Ordusunu ve diğer muhalif aktörleri hiçbir zaman emperyalist ve işgalci bir politika aracı olarak görmedi. Ancak bu uzlaşmanın sonucunda PKK/PYD'nin ortadan kalkabilecek olması ve ayrıca rejim gibi dikta yönetimin yerine demokratik bir yönetimin gelme ihtimali Türkiye dışındaki herkesi endişelendiriyor. Çünkü kaos ortamı olmaz ise ABD dahil bölgedeki aktörler Suriye'den ayrılmak zorunda kalabilir. İşte bütün mesel bu. Türkiye eninde sonunda bunu başaracaktır. Ben eminim. Gerisini emperyalistler düşüsün.

<p>Erbil - Guyer yolu üzerindeki yakıt dağıtım işletmesi ve zift deposunun da yer aldığı rafineride

Erbil'de petrol rafinerisinde patlama! Alevler geceyi aydınlattı

Ankara'da yol çöktü! Ekipler yolu araç trafiğine kapattı

Bursa'da korkutan görüntü! Balık ölümleriyle ilgili inceleme başlatıldı

Rus donanması Küba'nın Havana Limanı'nda! Amerika'yı alarma geçiren görüntü