• $7,3975
  • €9,0061
  • 442.995
  • 1554.54
05 Ekim 2011 Çarşamba

PKK'nın yeni eylem stratejileri

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Türkiye yaklaşık son 30 yıldır aynı terör örgütü ile mücadelesini sürdürse de, örgütün hala aynı içeriğe ve hedeflere sahip olduğundan söz etmek mümkün değil. Marksist Leninist bir örgüt kimliğinde bölgedeki feodal düzene karşı başkaldırarak yola çıkan PKK, bugün artık bünyesinde feodalizmin temsilcisi aşiret reislerini de bulunduran, emekçi kimliği yerine etnik kimliğini ön plana çıkaran, siyasal gücü askeri gücünden daha kuvvetli bir yapıya sahip. 1980'lerin 3-5 çapulcusu, bugün geniş bir kitle desteğini elinde tuttuğu gibi, örgütün Meclis'te de temsil edilen siyasal uzantıları bulunuyor. Buna mukabil artık tek merkezden kontrol edilmesi güç ve çok başlı yapısı var. İmralı ile görüşmek Kandil'i ikna etmiyor, Kandil'e ulaşsanız, Suriye kanadı bağımsız eylemlere girişiyor; haydi onu da ele geçirdiniz diyelim, şehir merkezli taşeronlar eylemlerine devam ediyorlar. Son dönemlerde tam da bu çok başlılıktan kaynaklanan bir eylem stratejisi değişikliği var. Bu konuda küçük bir değerlendirme yapalım.

1- PKK yıllar içerisinde eylem stratejisini sıradan halka değil, devletin temsilcisi olarak görülen güvenlik güçlerine ve memurlarına yönelik olarak şekillendirdi. Zaman zaman yerel idari görevlilere, öğretmenlere de uzanabilen stratejinin merkezinde özellikle askerler bulunuyordu. Bu seçici eylem türünün temel mantığı, özellikle uluslararası toplum tarafından teröristten ziyade milis güç ya da gerilla olarak tanımlanma arzusu bulunuyordu. Zira terör literatüründe sivillere karşı girişilen eylemlerle, eli silahlı güvenlik görevlilerine yönelik eylemler arasında fark gözetiliyordu. PKK bu anlamda kendisini gerilla formatına oturtmaya çalıştı. Bunda kısmen de başarılı oldu ve Avrupa'da kendisine sempatiyle bakan bir kitle bulabildi.

2- PKK'nın son dönemlerde askerlerden polislere doğru kayan stratejisinin en önemli nedeni devlet ile hükümetin ilk defa aynı potada değerlendirilmesi. Yakın zamana kadar devlet ile çatıştığını iddia eden bir örgüt olarak PKK, AKP'yi iktidar bile olsa muktedir olamayan bir yapıda değerlendiriyordu. Devletin esas derinliğinin ordu ile temsil edildiğini düşünüyor ve derin devlet ile askeri özdeşleştiriyordu. Bugün gelinen noktada devletin konsolidasyonu söz konusu. AKP eskiden devletle sorunları olan bir parti hüviyetinden, devletin temsilcisi olan parti konumuna yerleşmiş durumda. PKK açısından hükümet artık devletle dövüşmüyor, aksine ona sahip. Başbakan Erdoğan generallerden daha çok öfke topluyor. Polisler ise askerlerden farksız, hatta yakında onlardan daha fazla hedefe oturabilir. Zira polis yalnızca devletin değil, hükümetin de koruyucu silahlı gücü olarak algılanıyor.

3- Öğretmenlerin hedef oturmasının sebebi ise milli eğitim ağının, ülkedeki en yaygın teşkilata sahip olması. Köyde, mezrada, kasabada görev yapan devletin tüm memurları benzer kategoride ama eğitimin bir başka özelliği daha var. Demokratik özerklik projesinin en önemli hedeflerinden bir tanesi de eğitimin yerelleşmesi. Milli eğitim sisteminin merkezden denetlenmek yerine yerel idareler bazında örgütlenmesi ve eğitimin Kürtçe diline çevrilmesi önemli bir hedef. Bu nedenle öğretmenlere 'buralara gelmeyin' mesajı verilmek ve milli eğitim sistemi güvenlik endişeleri yoluyla çökertilmek isteniyor. Bu yıl okulları boykot edilmesi çağrısı bölgede pek rağbet görmedi ama 'öğrenciyi durduramıyorsak öğretmenleri durdururuz' biçiminde bir bakış açısıyla inisiyatifi ele geçirmek amacını taşıyorlar.

4- Şehirlere doğru kayan eylemler, PKK açısından yeni bir faz sayılabilir. Tek tük gerçekleştirilen eylemler bir rutine dönerse, örgütün uluslararası destek yerine ülke içerisinde infial yaratma peşine düştüğü ve bir iç savaş ortamı arzuladığı söylenebilir. Bugünkü görüntü PKK'nın genel manada bu stratejiye geçtiğini söylemek için erken. Anlaşıldığı kadarıyla bazı taşeronların kullanılanılmasını da içeren bu yeni eylem biçiminde, PKK'daki ana akım yerine küçük hücreler inisiyatif alıyor. PKK'nın çok başlılığa geçişi tehlikeyi azaltmıyor, aksine kontrolü güçleştiriyor. Önemli olan geniş kitleyi meşru siyasal zeminde tutmak ve eylemcileri giderek marjinal hale getirmek. Bu nedenle hem müzakere hem mücadele stratejisi en uygun görünen strateji.

<p>'Burası bizim topraklarımız. Ne  kadar yerli olursak o kadar sağlıklı bakarız'</p><p>Osman

Türkiye'nin Batılılaşma serüveni

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İzmir'de depremin ardından acil yıkılan 71 binada inşaat çalışmaları başladı

Ankara'nın en yaşlı iki kadınına koronavirüs aşısı yapıldı