• $7,3905
  • €8,9552
  • 437.397
  • 1465.05
21 Eylül 2011 Çarşamba

Ankara'da terör!

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Ankara'da meydana gelen bombalı saldırı terörün şehirlere kayması halinde ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceğinin bir göstergesi. 3 sivilin hayatını kaybettiği onlarca yaralının olduğu saldırıda bedensel yaraların yanı sıra, psikolojik yaraların kapanması da zaman alacak. Türkiye'nin başkentinde, Başbakanlığa bu kadar yakın bir yerde ve yoğun güvenlik önlemlerin alındığı bir çevrede eylemin gerçekleştirilmiş olması, şiddetli güvensizlik duygusu yaratabilecek bir potansiyele sahip. İnsanların nerede, kimin yanında güvende hissedeceklerini bilemediklerinde ne kadar derin düş kırıklığı ve endişe yaşadıkları bilinen bir gerçek. Bu nedenle şehirdeki eylemin ürettiği toplumsal travma, her zaman kırsaldakinden daha derin oluyor. Eylem üzerine kısa bir analiz yapalım.

1- Bugüne kadar kent merkezlerinde düzenlenen terör eylemlerinde devlet görevlilerinin henüz ellerinde bir bulgu olmasa bile hızla olağan şüpheli PKK'yı teşhis ettiklerini görürdük. Oysa bu eylemde ısrarla ve eldeki bulgulara rağmen bir tüp patlaması ihtimalinden söz edildi ve slogan atarken yakalananlar olduğu halde, failin kim olduğuna dair hızlı bir açıklama yapılmadı. Bu doğru bir tavır, zira eylem anında ve hemen ardından oluşan yoğun duygu ortamında yapılan açıklamaların toplu infiale sebep olması ve halk hareketlerine yol açması mümkün. Bu nedenle failin kimliğine dair açıklamaların bekletilmesi ve olayın soğutulması mantıklı bir tercih. Zira kent merkezli terör eylemlerinde esas hedef, öfke ve duygusallık ortamını kullanarak geniş halk hareketlerine geçişi sağlamak. Bunu engellemek terörle mücadele açısından son derece önemli. Eğer eylemi önlemek mümkün olamadıysa, yan etkilerini hafifletme çabasına girmek ve sonuçları manipüle etmek gerekiyor.

2- Eylem henüz üstlenilmedi. Olağan şüpheli ise belli, lakin eylemin PKK uzantılı bir terör grubu tarafından yapıldığı tespit edilse bile, dış bağlantılı olduğuna dair şüpheler ön plana çıkacak gibi. İlginç olan hem İsrail'in hem de Suriye'nin dış destek veren ülke olarak adını geçebilmesi ihtimali. Bu iki ülke politik olarak birbiriyle ihtilaflı gibi görünse de Türkiye konusunda aynı paralele girmiş durumdalar. Türkiye'nin uluslararası planda giderek sivrilen rolü, durumdan hoşnutsuz yönetimleri taşeron kullanarak eylem yapma yönüne sevk edebilir. Unutmamak gerekir ki, terör eylemleri bir mesaj verme amacını taşırlar. Bu, zaman zaman uluslararası seviyede de bir konuşma biçimine dönüşüp, diplomasinin farklı yollarla devamı niteliğini taşıyabilir.  Bu bakımdan Ankara eyleminin uluslararası boyutunun iç boyutundan daha fazla öne çıkabileceğini düşünüyorum.

3- Türkiye'nin uluslararası etkinliği arttıkça, iç risklerin büyümesi kaçınılmaz. Bu eylem MİT-PKK görüşmesinin ortaya çıkmasının hemen ardından geldi. Kuşkusuz eylemin PKK tarafından yapıldığının tespiti halinde bu görüşmenin hükümetin sırtına bindirdiği yük daha da ağırlaşacak. Devlet kanadından gelen tüm cesur ve barışa yönelik adımlarda daha önce karşılaşıldığı gibi, bugün de bir terör eyleminin süreci kesintiye uğratması söz konusu. Bu tür eylemlerden sonra görüşmeleri kesmek, resepsiyonları iptal etmek ya da hayatın akışını durdurmak görüldüğü kadarıyla teröristin amacına hizmet ediyor. Bu yöntem daha önce başarılı olmasaydı, aynı yöntemin devamı söz konusu olamazdı. Benzer tavırları tekrar etmek yerine, inadına ve daha da cesurca sürece sahip çıkmak, bu tür eylemleri işlevsiz kılacak tek yol.


<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları