• $13,5185
  • €15,3509
  • 771.318
  • 1809.65
5 Ocak 2016 Salı

Ya FED başarılı olamazsa ne olur?

ABD Merkez Bankası FED kısa bir süre önce, aralık ayındaki toplantısında nihayet faizlerini arttırdı. Peki bundan sonra neler olabilir?

The Economist dergisi son sayısında özetlemiş. Japonya Temmuz 2000 ve Haziran 2006 döneminde , Kanada Mayıs 2010 ve İsveç Haziran 2010'da, Euro Bölgesi ve Danimarka Mart 2011 tarihlerinde yükselttikleri faizleri resesyon nedeni ile tekrar aşağıya düşürmek zorunda kalmışlardı.
Ekonomilerin neden uzun süre çok düşük faize saplanıp kaldıkları konusunda iktisatçıların üç adet açıklaması var. The Economist’ten özetleyerek aktarıyoruz.
Açıklamaların biri FED’den. Merkez Bankalarının siyasi nedenlerle veya kendileri “donup kaldıkları” için para basarak uzun vadeli bono almak gibi alışılmamış yaklaşımlardan kaçınmalarını birinci neden olarak göstermiş. Halbuki FED, QE denen, para basarak uzun vadeli bono almak yolu ile uzun vadeli kredi faizlerini düşürmek ve bu kanalla da düşük faizden kurtulmak ve harcama yaptırmak mümkün diyor.
FED açıklamasında haklı ise 2016'da ABD’nin iyi bir yıl yaşanmasının önünü açmış demektir. Zaten FED büyümenin hızlanmasını, düşen işsizliğin daha da düşmesini ve yıl sonunda faizlerin yüzde 1.5'e çıkmasını bekliyor. Piyasa ise 2016'da faizlerin yüzde 1'in altında kalacağını düşünüyor ve FED’i aşırı iyimser olmakla itham ediyor.
Bu arada FED’in açıklamalarından farklı iki adet ekonomik analiz daha var. Birincisine “likidite tuzağı” deniyor. Bu 1930’lu yıllarda ortaya atılmış ve 1990’lı yıllarda Japonya durgunluğa girince de gündeme gelmiş olan eski bir düşünce. Bu analiz faizler sıfıra düştükten sonra Merkez bankalarının yapabileceği pek fazla bir şey kalmaz diyor. Para basmak da işe yaramaz çünkü sorun para kıtlığı sıkıntısı değil, sağlam borçlanıcıların kıtlığı. Onlar olmayınca kredi verilemiyor.
Bu durumda iki şey mümkün. Ya devlet kendisi borçlanarak ve harcayarak talebi arttırır. Ya da Merkez Bankası yüksek enflasyona razı olur. Bu da ekonomiyi daha sağlıklı bir ortama götürür. Yüksek enflasyon borçların maliyetini düşürür. Bu politikaların ikisi de 1930’lu yıllarda Büyük Depresyonda uygulandı. Likidite tuzağı analizi FED’in bugünkü yaklaşımının yanlış olduğu anlamına gelir!
İkinci bir farklı yaklaşım daha da var. Daha önceki Hazine Bakanı Larry Summers tarafından sık sık gündeme getirilen bu yaklaşım, global tasarrufların yatırım alternatiflerinden çok daha fazla olduğu tezine dayanıyor. Bu tezde tasarruf bolluğu global faizleri sıfıra doğru itmiştir deniyor. Peki tasarruf bol yatırım az durumu neden kaynaklanıyor? Toplumların yaşlanmasından tutun, sermaye fazlasının hareketinin tasarrufu borç olarak başka ekonomilere aktarması gibi olgular suçlu bulunuyor. En çok tasarrufu olan Çin gibi ülkeler veya Euro bölgesi, bu ortamda büyük cari denge fazlası veriyor. Tabii mesela yaşlanan nüfuslu ekonomilere göç de pek kolay olamıyor. Kurların bazı ülkelerde devalüe edilmesi ise, bazılarının paralarının da fazla değerlenmesini gündeme getiriyor.
Bu analizler doğru ise FED’in ilk faiz artışlarının etkisi pek olmayacak. FED de sonunda yaklaşımını değiştirecek.
Tabii FED politikaları başarısız olursa bunun global etkisi de çok kötü olur. Koordineli ve sürekli radikal sübvansiyonlar gündeme gelmezse "Dünyanın çok daha büyük bir kısmı da, FED etkisiz olursa, sıfır faize kurban olur!" deniyor.

<p>Peki, Türk Devletleri Teşkilatı'nın hedefi ne? Erdoğan'ın Türkmenistan ziyareti teşkilat için yen

BAE ile yeni dönem... Mısır ve İsrail ile ilişkiler normalleşir mi?

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler

Misafirlerini kendi tasarladığı 'dönen ev'de ağırlıyor

Çöpe gidecek malzemeleri dönüştürüp dünyaya pazarlıyor