• $7,5236
  • €9,0206
  • 409.754
  • 1538.04
21 Haziran 2012 Perşembe

Şişinmeyelim çözüme ortak olalım!

IMF tarafından Avrupa'daki borç krizi için oluşturulacak havuza Türkiye de beş milyar dolar katkı yapacak haberi dün ortalığa döküldü. Havuza Meksika 10, Brezilya 10 milyar dolar vermeyi kabul etti, Çin ise 43 milyar dolar verecek. Rusya ise 10 milyar dedi!

"lagarde.jpg"Türkiye'nin Avrupa'ya,Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi ülkelerin sorunlarına elinden geldiği kadar yardım etmesi konusunu doğru değerlendirmesi gerekiyor. Bu ülkelerdeki çöküş kimseye yaramaz. Kaldı ki biz 1980 çöküşünde “yetmiş cente muhtaç“ kalmışken bize milyarlarca dolar yardım sağlanmıştı. 2001 yılında IMF ve Dünya Bankası'ndan aktarılan 40 milyar dolar kredi limiti ülkemizde banka sistemi ve kamuyu kurtarıcı olmuştu.Tabii hepsini geri ödedik ve sadakatle de geri ödüyoruz. Ama geçmişte kurtarılanların bugün kurtarıcı olmasından daha doğru ve adil bir şey yok. 
Yunanistan'da muhafazakarların kazandığı en son seçimin bir hükümet doğurması zor da olsa beklenirken ülkenin sosyal ve siyasi yapısının ne durumda olduğunun da yakından izlenmesi gerekiyor. Eğer uzun vadede huzura kavuşmak ve komşularımızla sulh içinde yaşamak, Kıbrıs gibi sorunları da çözmek istiyorsak, bugün anlayışlı olma zamanıdır.
Aristides Hatsis, Atina Üniversitesi'nde Hukuk ve Ekonomi Profesörü ve aşağıya aldığımız ve ülkenin şu andaki durumu hakkında yazdıkları da hiç iç açıcı değil.  Hatsis ülkenin 1930'lu yıllara geri döndüğünü, aynen o zaman olduğu gibi ortalıkta orak, çekiç ve swastika'nın hakim olduğunu vurguluyor. Son seçimden on gün kadar önce Yunan televizyonunda geçen bir sahneyi de aktarıyor.
Neo-Nazi partisinin bir üyesi, bir Komünist Parti üyesi kadına televizyonda sürekli vururken, bir diğer Syriza partisi adayı solcu bayan konuşmacıya da sürekli ekranda su atmakta. Kömünist kadın onu “kanlı faşist' feryatları ile aşağılarken, o da kadına “pis komünist' yakıştırmaları yapıyor. Hatsis'e göre bu sık sık görülen,yaygın bir durum. Atina'da her gün aşırı grupların Neo Nazi'ler, göçmenler, anarşistler, aşırı solcular, polisler, politikacılar, gazeteciler, entelektueller ve hatta sanatkarlar arasında sokak kavgaları ve itiş kakış gerçekleşmekte imiş. Yunanistan'da Hatsis'in değerlendirmesine göre “Weimar Cumhuriyeti' döneminde olduğu gibi nefret, öfke, kutuplaşma, korku, saldırı ortalığa hakim. Yunanistan'da ikinci parti konumuna glen Syriza partisi Mao, Castro ve Chavez yani diktatör hayranı kişiler tarafından yönetiliyor. Dünyada geçmiş ne kadar kasap, kan akıtıcı diktatör varsa hepsinin hayranları kalabalık gruplar halinde her gün sokaklardalar. Yukarıda bahsedilen televizyon olayındaki azgınlardan her üçü de son seçimde parlamentoya milletvekili olarak girmişler. Neo Nazi milletvekilleri parlamentoda söylemlerini protesto edenlere dayak atacaklarını da açıkça beyan etmiş bulunuyorlarmış.
Demokrasinin doğuşuna büyük katkı yapmış olan Yunanaistan nasıl oluyor da bugün bu durumda?
Yunanistan 1820'li yıllarda bağımsızlık kazanmış ve büyük çapta batıya ve özellikle de İngiltere'ye yaslanmıştı. 1940'lı yılların sonrasında ise Yunanistan, ABD ile yakınlaşmıştı. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nda ve Soğuk Savaş döneminde Yunanistan hep kazanan tarafta idi. 1929-1980 arasında Yunanistan ortalama yüzde 5 büyüme ile güçlenmiş ve ödül olarak Avrupa'ya üye alınmıştı. Ama Avrupa üyeliği sonrası olanlar ise berbat bir tarihi gerçek olarak hatırlanacak! Kokuşmuş bir refah devleti, yani rüşvet, popülizm, kıyakçılık, yandaşlık, hemşoculuk, yolsuzluk ve aşırı devletçilik yaklaşımı ülkenin sosyal dokusunu bozmuş bulunuyor. Yunanistan'ı uzun zamandır yöneten Pasok ve Yeni Demokrasi bu nedenle seçmenler tarafından cezalandırılmıştı. Ekstermistlerden korku, bu iki partiyi yeniden hükümeti kurmak durumuna getirdi. Ama parlamentonun yüzde 41'i bu süreçte yukarıda yaptıklarını anlattığımız her tür radikal siyasi oluşum tarafından işagal edilmiş durumda. Dolayısıyla Hatsis yani bu gerçekleri aktaran yazar çok iyimser olamıyor.
Bize düşen ise ileride huzur içinde yaşamak istiyorsak olaylara farklı bir bakış ile yaklaşmak, sorunun değil çözümün parçası olmaktır. Bu nedenle IMF'de birçok ülke tarafından toplanan para havuzuna 5 milyar dolar katkı yapmamız şişinme fırsatı değil, çözüme katkı olarak lanse edilmeli. Doğru iletişim bu olur!

<p>İyi Parti'den ayrılan Bağımsız Milletvekili İsmail Koncuk ile Meclis'te basın toplantısı düzenley

İhraç edilip geri dönmüştü: Ümit Özdağ İYİ Parti'den istifa etti

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi