• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
16 Aralık 2015 Çarşamba

Gelişen ülkelerin krizi gündemde!

Son dönemde global krizin tipi ve yeri değişti. Önce ABD, sonra Avrupa krize girmişti. Ancak Avrupa’dan sonra Çin durgunlaştı ve ekonomik yaklaşım değiştirdi ve Çin yavaşlarken de yeni bir sorun ortaya çıktı.

Uzun zamandır zaten ABD’nin faiz artırmasını ve bunun sonucu olarak da, dolarların borçlanmış olan gelişen ülkelerden çıkıp ABD’ye dönmesini beklemekte idik. Ama ortaya yeni bir sorun da çıktı. Çin o kadar yavaşladı ve ihracattan o kadar ani vazgeçip iç tüketime döndü ki, Çin’e emtia satan ülkeler, pek bir şey satamaz hale geldiler. Dolayısı ile global krizin son perdesi de gelişen ülkelerin ekonomik krizi olarak adlandırılabilir hale geldi.
Sermaye son dönemde ABD’ye geri göçüne başlamış bulunuyor. 2010-2014 arasında yabancılar her ay ortalama 22 milyar doları çeşitli gelişen ülkelerin hisse senedi ve bonolarına yatırmışlardı. Ancak geçtiğimiz kasım ayından geri bakıldığında son beş ayın dördünde ise ayni yabancı yatırımcılar her ay 3.5 milyar doları, Institute of International Finance verilerine göre gelişen ülkelerden, kendi ekonomilerine geri taşımışlar.
Tabii doğal olarak bu sermayenin geri taşınması olayı gelişen ülkelerin birçoğunun paralarının önemli boyutta değer kaybına neden olmuş. Bu da döviz cinsinden borçların geri ödenmesini daha da zorlaştırmış. Banka dışı kurumların ABD dışındaki dolar cinsi kredileri toplamı bu yılın ortasında 9.8 trilyon dolara tırmanmış. Bu rakamın, BIS kısa adlı Basel’de yerleşik Bank For International Settlements tarafından yapılan analizine göre, kabaca üçte birden biraz fazlası gelişen ekonomilerin borçları.
Tabii bu ülkeler ve kurumlar paralarının değerini savunmak için de faizlerini FED faizi ile uyumlu olacak şekilde artırmak zorunda kalmışlar. Son haftalarda Peru, Şili, Kolombiya, Angola, Zambia ve Ghana gibi ülkeler faizlerini arttıranlar arasında. Yüksek faiz de bu ülkelerin ekonomilerinin durgunluğa girmelerine neden olmakta. Ayrıca bu durum ülkelerin şirketlerinin kendi paraları cinsinden finansman yapmalarının maliyetini de yükseltiyor.
Yani ne yapılırsa yapılsın FED faiz artışı şu veya bu şekilde gelişen ülkelere büyük sorunlar çıkartacak ve çıkartmaya da başladı. Çin dâhil gelişen ülkelerin averaj reel döviz kurları 1990’lı yıllarda kriz ortamlarındaki kadar, yani 2002 yılındaki kadar zayıf.
Gelişen ülke hisse senetlerinin durumunu özetleyen MSCI endeksi de şu anda yüzde 15 düşmüş bulunuyor. Endeks 2008 yılında finansal kriz başlangıcındaki değerinden bu yana en düşük durumda.
Gelişen ülkeler arasında son iki yılda Malezya’nın Ringgit’i yüzde 25 ve Rusya’nın Ruble’si yüzde 50 değer kaybetmiş bulunuyor. Ancak 2016 yılında bu paraların değerlerinin biraz toparlamaları gerçekleşebilir.
IMF’e göre gelişen ülkelerin büyümesi 2016 yılında yüzde 4.5 ile 2015 yılındaki yüzde 3.9 değerinin üstüne çıkacak. Böylece tam beş yıllık azalan büyüme sorunu biraz iyileşme sergileyebilecek. Brezilya ve Rusya’da resesyon bitmese de, durgunluk dozu biraz azalacak. Yatırımcılar 2013 yılında Amerika parasal genişleme politikasını durdurduğunu ilan ettiğinden beri gelişen ülkeleri yavaş yavaş terk etmekte idiler. Ama en son Çin’in politika değiştirip emtia ithal etme aşkı durduktan sonra, gelişen ülkeler iyice sallanmaya başlamışlardı. Gelişen ülke şirketlerinin borçları büyüktü, duran emtia ihracatına bağımlılıkları da yüksekti.
ABD faizlerini ekonomisinin giderek güçlenmesi nedeniyle artırmakta ama Endonezya ve Güney Afrika gibi ülkeler ABD’nin toparlanmasından da biraz faydalanabilecek gibi pek gözükmüyorlar. Bu ülkeler ve benzerleri için “hüzün” devam edecek!

<p>Mete Gazoz, Tokyo 2020'de altın madalyayı kazanarak tarih yazdı. Genç sporcumuzun henüz 17 yaşınd

Mete Gazoz sözünü tuttu! Henüz 18 yaşındayken bakın ne demişti

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı