• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
23 Ekim 2014 Perşembe

Çin’de büyüme ve borç!

Çin ekonomisinin 2014 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 7.3 büyüdüğü açıklandı. Çin bu yıl yüzde 7.5 hızla büyümeyi hedeflemişti ve bu hedefi tutturamaması olasılığı da kuvvetlenmiş gibi duruyor.

Bu büyüme hızı, global gözlükle bakıldığı zaman oldukça yüksek gelebilir ama Çin ekonomisinin global krizin derinleştiği 2009 ilk çeyreğinden bu yana Çin’in en düşük çeyreklik büyümem hızı Çin ekonomisinin 2011 öncesindeki 30 yıllık sürede de yılda ortalama yüzde 10.2 hızla büyüdüğü biliniyor. Büyümenin yavaşlamasında tüm teşviklere rağmen konut sektörünün zayıflaması ve genel iç talebin zayıflığının rol oynadığı düşünülüyor. Çin zaten epey zamandır yatırıma dönük büyüme modelinden tüketime dönük büyüme modeline geçemeye çalışıyordu. Çin’de tüketime dönük büyüme artarken ve hizmet sektörü de büyürken büyüme oranlarının yavaşlaması doğal sayılmalı.

IMF’in Çin’in orta vadede büyümesi konusundaki tahminleri de 2015-2019 arasında yüzde 6.6. Dünya Bankası'nın orta vadeli 2016-2019 büyüme tahmini yüzde 7 civarında! 2021-2025 arasında yüzde 5.9. Tabii bu büyüme yavaşlamasının global çapta etkileri olacak.

Kriz olmaz ama durgunluk...

Bilindiği gibi Çin, Afrika, Asya ,Afrika, Latin Amerika ve Orta Doğu’dan emtia ithal ederken, ABD, Avrupa ve Japonya’dan da tüketim ve yatırım malı ithal ediyor. Çin’e ihracat oranları göz önüne alınırsa Avustralya’nın ihracatının yüzde 27, Güney Kore’nin ihracatının yüzde 25, Brezilya’nın ihracatının yüzde 19, Japonya’nın ihracatının yüzde 18, Endonezya’nın yüzde 14, Suudi Arabistan’ın ihracatının yüzde 12, Almanya’nın ihracatının yüzde 8 ve ABD’nin ihracatının yüzde 7 kadarı Çin’e.

Ancak The Economist dergisi dikkati Çin’deki bir başka soruna çekmekte. Çin’in borç stoğu sorununun detayları da ürkütücü. Çin’de devlet, şirket ve hane halkının toplam borç oranı 2008 yılından bu yana hızla artmış bulunuyor. 2008 yılında GSYİH oranı olarak yüzde 100 civarında olan toplam borç oranı bugün gelinen yerde yüzde 250 civarında, yani zengin ekonomiler düzeyinde. Bundan korkmalı mıyız ? Geçmişe bakılırsa en büyük finansal krizlerin borç balonu patlaması ile gerçekleştiği görülüyor. 1990’lı yıllarda Japonya, Güney Kore ve diğer birçok gelişen ülke, 2008 yılında ABD ve İngiltere borç balonu patlaması kurbanı olmuşlardı.

Çin’de nominal (enflasyon artı reel büyüme demek) büyüme sayısı 2000’li yıllarda yüzde 15 iken şimdi yüzde 8.5 civarında, enflasyon ise son beş yılın en düşüğü olan yüzde 1.6 kadar. Yavaş büyüme borçluların borçlarını ödemesini zorlaştırır. Ama Çin diğer ülkelere benzemiyor. Birincisi dev döviz stokları (4 trilyon dolar ) nedeni ile yabancı sermayenin kaçarak döviz ve kur nedenli kriz yaratması mümkün değil. Ayrıca Çin’de bankalar devlete ait. Borçlu şirketlerin de yarısı devlete ait. Borcun geri kalan kısmı da resmi yerel idarelere ait. Bir borç ve kredi krizi olsa devlet bankalara daha fazla kredi verdirterek krizi önler. Ama bu durum bankaların ve şirketlerin Japonya’da 1990’lı yıllarda yaşadıkları gibi bir durum ve Japonya çok uzun zamandır bu nedenle aşırı durgunluk yaşamakta. Çin ise bu sorunla 2010'dan sonra karşılaşmaya başladı.

Dolayısıyla Çin’de ABD gibi herhangi bir banka ve borç krizi olmaz ama durgunluk yaşanabilir.

<p>Yumenoshima Okçuluk Alanı'nda 29 Temmuz Perşembe günü yapılan ilk tur maçında Lüksemburglu Jeff H

Altın çocuk Mete Gazoz

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı