• $7,3587
  • €8,957
  • 436.709
  • 1536.11
25 Mayıs 2012 Cuma

Brezilya'da sert iniş!

İlginç bir millet olduğumuz kesin. Gariban, dar bütçeli bir kişiyle konuşuyorduk, ben de televizyondan döviz kurlarının gidişatını izliyordum. Bana 'Euro ne oluyor?' diye sordu. Ben de 'Değer kaybediyor dolara karşı!' dedim. 'Bana da zararı olur o zaman!' dedi. 'Neden?' dedim. 'Euro almıştım da !' dedi. 'Ne kadar?' dedim. '350 euro!' dedi. 'Kaçtan aldığını söyle de karını veya zararını hesaplayayım!' dedim. 'Bilmiyorum ki kaçtan aldığımı ama önemi de yok. Zaten bir tanıdığıma borç verdim o da geri ödemiyor!' dedi. İşte al sana bir 'canım ülkem yatırımcısı gariban'! Spekülatörlük damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.
Aynı gün biri (kendisi Tıp Doktoru ) 'Altın ne olur?' diye sordu. Uzun vadeli altın tutanın dolar ile altın aldı ise dolar enflasyonu nedeniyle kayıp yaşadığını ve TL ile altına yatırım yapmışsa da, dolar enflasyonuna ek olarak, risk algılaması artış ve azalışına bağlı olarak ve ülke enflasyonu çıkış ve inişi nedeniyle ve TL değerlenme ve değer kaybetme durumları nedeniyle çok belirsizlik taşıdığını, altın ile oynamamasını tavsiye ettim. Dinledi ama söylediklerimi anlamış gözükmüyordu. İşin ilginç tarafı ister eğitimli profesyonel olsun, ister eğitimsiz normal vatandaş olsun, ülkemizde birçok kimse neler olduğunu anlamıyor. Ama hepsi de belli ölçülerde spekülatif.
Hatta başından beri Merkez Bankası'nın çabalarına nedense muhalif olan iç aracı kurum iktisatçıları var. Neden? Bilinmez. Elbet bir sebepleri vardır. Tabii bir de felaket habercileri var. Bir televizyon yorumcusu yılbaşındaki dalgalanmada dolar 2.20 olur demişti. Bir 'Ağabeyim' de 'Bu sıcağa döviz dayanmaz!' demişti. Bu tahminlerin biri  miktar biri de fiyat tahmini ama tabii bu tahminciler bir takvim de vermemişti. Ne zaman olur dememişlerdi. Takvim vermeyen tahmin, tahmin değildir de. Bekliyor, izliyoruz. 
Son dönemde 'Uludere' polemiği başlatan WSJ yorumcusu Joe Parkinson veya Financial Times muhabiri Daniel Dombey gibilerinin ise ne tür lobilere yakın oldukları belli. TCMB'yle 'Ya Nobel alırlar ya da rezil olurlar!'  gibi polemiklere girmişlerdi. Türkiye, Brezilya gibi faiz artırmalı  demişlerdi. Ama şimdi ağaca tosladılar.
Brezilya, aynen bizim gibi ABD'de ve AB'de yapılan trilyon dolarlık veya euroluk parasal genişleme operasyonları sonucu sıcak para bombardımanına uğramıştı. Enflasyonu 6-7 aralığında görüp ve korkup faizi yüzde 12 düzeyine çıkarmışlardı. Banka mevduat karşılıklarını zaten yüzde yirmi oranının üstünde tutuyorlardı. Ama arzu ettikleri olmadı. Hatırlanırsa, bizde geçen yıl geniş bir dış ve iç alem korosu, faizi yüzde 12 düzeyine çıkartın tavsiyesini her gün yineliyordu. Ama Merkez  Bankası eklektik bir politika uyguladı. Faizi aleni yükseltmeden 'koridor politikasını' ve karşılık oranı politikasını duruma göre yöneterek, hem likidite hem de kısa vadeli faizi kontorl altında tutarak, bazen dalgalı kur politikasından farklılaşma yaparak, bazen enflasyon hedeflemesinde biraz farklı adım atarak, fazla hedefi kontrole aldı.
Yavaş yavaş kredi artışı makul düzeye geldi, büyüme yavaşlıyor ve cari denge açığı azalıyor.
Ya faiz artıran Brezilya ne oldu? Faizi hızla, birkaç defada  indirmek zorunda kaldılar. Paraları değer kaybetti. Bir yıl evvel yüksek faiz nedeniyle değerlenmiş olan paraları dolara karşı 1.63 değerinden bugün 2 değerine gitti, değeri düştü. Yüksek faiz de zaten büyümeyi durdurmuştu, sert iniş yaşadılar. Önce 2011 büyümesi  2.7 düzeyine indi. Şimdi yani 2012 Mart ayında da  bu yılın ilk çeyrek büyümesi, geçen yılın ilk çeyreğine göre sadece yüzde 1.1 oldu. 2011 yılının son üç ayında da zaten yüzde 1 civarında büyümüşlerdi. 'Selic rate' denen politika faizini 350 baz puan indirmelerine rağmen büyüme toparlanamadı. Şu anda da faiz son 15 yılın en düşük düzeyinde yüzde 9 civarında. En son mart ayı sanayi üretimi eksi 2.1 olarak geldi. Yavaşlamanın faturası ağır oldu. Araba kredileri ödenmemeye başladı ve otomotiv sektöründe de stok birikmesi had safhaya geldi.
Bence Merkez Bankamızın, birden fazla hedefe dönük ve dengeleyici politikası BRIC ülkelerinin politikalarından daha iyi  sonuç veriyor. İlginçtir, Çin ve Hindistan da Brezilya gibi yavaşlamaya başladı. Ama kimse Brezilya kadar sert durgunlaşmadı, en azından henüz!

<p>Sefirin Kızı'na transfer olan Tuba Büyüküstün neden bu kadar konuşuldu?</p><p>Rahatsızlığı sebebi

Haftanın Magazin Başlıkları

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı