• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
05 Aralık 2012 Çarşamba

Uludere'yi kim affeder

Siyasetin üstüne çöken havaya dışarıdan bakan biri, BDP'li vekillerin dokunulmazlık dosyalarının yarın öbürgün oylanacağını zannedebilir.   
Oysa en erken şubatta sonuç alınabilecek bir kararı tartışıyoruz. 
Bırakalım genel kurul oylamasını; henüz dosyaları 'indirecek' Hazırlık Komisyonu bile oluşmuş değil.  
Süreci başlatma konumundaki Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, ilk adımı atmadı. 'Konu sıkıntılı' diyor; önce TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile görüşeceğini söylüyor.
Kurulacak komisyonun, bir aylık çalışma süresi de cabası... (ek süreyi saymıyorum bile)

KİMSEYE TUHAF GELMİYOR

Normal koşullarda, henüz başlamamış bir takvimin, tansiyonu bunca  yükseltmesi abartılı karşılanmalı. Ama kimsenin aklından  'Bu ne kadar erken bir tartışma' demek geçmiyor. Çünkü dokunulmazlıkların kaldırılmasının sonuçları konusunda -en azından- bir sezgimiz var. Dahası, ne kadar bağ kurulmaya çalışılırsa çalışılsın, bu sezginin 'teröristlerle kucaklaşmayı' onaylayıp onaylamakla ilgisi yok. 
Hal böyleyken Başbakan Erdoğan, 'Eğer buna sessiz kalırsak Allah bizi affetmez' diyerek, tavizsiz tutumunu ilahi söylemle pekiştiriyor. 
Başbakan'ın tonunu sertleştirmesinde, BDP öfkesinin yanı sıra; dokunulmazlıklarda bağlayıcı grup kararını engelleyen anayasa hükmü etkili olmalı. Erdoğan'ın, net tutum sergilediği bir konuda farklı sesler yükselmesine canının sıkıldığını tahmin etmek zor değil. (Yerel seçimleri öne çekecek kanundaki 'fire'ye Başbakan tepkisini hatırlamakta fayda var.)

BAŞKA BİR ZAMANIN RUHUNDA

Tam da dokunulmazlık dosyaları için özel komisyon hazırlığı yapılan şu günlerde, Meclis'teki bir başka özel komisyonun görevi sona ermek üzere.
İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde kurulan Uludere Alt Komisyonu, vicdanları rahatlatmayacak bir raporla görevini tamamlıyor. Üstelik, 34 köylünün savaş uçaklarıyla bombalandığı facianın yıldönümüne yaklaşırken. 
Gecenin kör karanlığında, çocuklarının parçalanmış bedenlerini tarlalardan toplayan ailelere, devlet hep bir ağızdan demişti ki: 'Bu işin üzeri örtülmeyecek.'
Bir yılın ardından, bu sözün geldiği yer, sözün de bittiği yer oldu: 'Fantezi yapacak halimiz yok.'  
Komisyon sürecinde, faciayı aydınlatabilecek kritik soru ve belgelerin soğuk bir suskunluk duvarından geri dönmesi miydi fantezi? Yoksa (CHP'li üyelerin) 'Genelkurmay Harekat Dairesi'nden bir asker kişi dinlensin' önerisinin, AK Partili üyelerin oylarıyla reddedilmesi mi? 
Oysa Komisyon kurulurken, millet iradesini kutsayan bir siyasi hareketten beklenti yüksekti. Kanunla kurulmuş bir Komisyon'un, 'atanmışlardan' isteyeceği bilgi ve belgelerin geleceği ümidi vardı. Olmadı.
Yine de bugün değilse bile ileride Uludere'nin devlet-vatandaş ilişkisinde yarattığı derin kırılma mutlaka anlaşılacaktır.
Nasıl ki, 27 Mayıs darbesi  42 yıl sonra didik didik ediliyor, dokunaklı raporlar yazılıyor; 12 Eylül generalleri hasta yataklarında 32 yıl sonra ifade veriyor; Sivas Katliamı 19 yıl sonra Köşk katında araştırılıyorsa, ihtimal ömrümüzün yetmeyeceği bir 'zamanın ruhu'nda da Uludere faciası yargılanacak.
Dershane parası için 'kaçağa' çıkan genç bedenler parçalansa da ahı yerde kalmaz.

<p>Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Akrep, Terazi, Yay, Oğlak, Kova ve Balık burçları yeni

Haftalık burç yorumları (25 Ocak – 31 Ocak 2021)

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

Jason Statham Antalya'da kurşun geçirmez camlı villada kalıyor