• $7,481
  • €9,0909
  • 442.397
  • 1565.01
30 Mayıs 2012 Çarşamba

'O ince ip' ve 'Kalleş BDP'

ON yıl boyunca, Ak Parti iktidarını Uludere kadar zorlayan ikinci bir olay olmadı.
Belki de sırf bu yüzden...
Evet sırf bu yüzden, ta Kazakistan'da 'bu işe noktayı koyalım' diyen Başbakan'ın bizatihi kendisinin, her gün birbirinden kanatıcı virgüller atması, belki de şaşırtıcı değil.
Uludere faciası; vesayeti kaldırma, 'normalleşme', hizmet üretimi üzerinden kurgulanan ve yüzde 50'nin üzerinde bir desteğe mazhar olan iktidar anlayışının, hakiki bir vicdan sınavına dönüştü. 
 Şırnak'taki sivil toplum örgütlerinin; 'kürtaj' ve 'nekrofili' teşbihlerinin ardından yaptığı ortak açıklamayı videodan da izledim. Ona yakın STK Başkanı, açık bir alanda, ayakta yan yana durmuş, 'ölülere saygı' talep ediyordu.
KULLANIŞLI ENSTRÜMAN
Fakat bütün inciticiliği ve ürperticiliğiyle beraber, 'Uludere-kürtaj' teşbihi bize başka bir şey anlatıyor: Yarım kalmış bir açılımın bilinçaltı yansımasını. Ve bu vesileyle biz, 'kadın' konusunun, iktidar alanını genişletmekte, sürdürülebilir kılmakta ne kadar kullanışlı bir enstrüman olduğuna bir kez daha tanıklık ediyoruz.
 Kürt açılımını 'analar ağlamasın' sloganıyla duyuran hükümetin, Kürt vatandaşların bombalandığı Uludere'yi yine kadın bedeni üzerinden tartıştırması bu yanıyla öğretici oldu. 
Gelgelelim, 'aradaki ince ip' ne olacak?
Daha geçen hafta, aynı seyahatte, BDP ile müzakere konusundaki güncel durumu,  'Kesip atmamak lazım. Arada ince bir ip duruyor' diye tanımlayan Başbakan, dünkü grup toplantısında, BDP'liler için 'kalleş' tabirini kullanabiliyordu.
Başbakan'ın bu öfkesinin arka planında; PKK'nın, güvenlik güçlerine yönelik terör saldırıları kadar, Ak Parti'nin bölgedeki legal siyaset zeminini daraltma hamlelerinin olduğunu kavramak zor değil. Son İl Başkanları toplantısında Başbakan'a bu konuda ciddi veriler ulaştığını biliyoruz. 
'İP' YOK ÖTEKİLEŞTİRME VAR
Ancak, bu üslubun, sorunun çözümünde, daha doğrusu kürsü cazibesinin ötesine geçip kamu siyasetine evrilmesi aşamasında bir karşılığı yok. 
Gerçi Başbakan Erdoğan bugüne dek, gerilimi tırmandıran üslubunun olumsuz hiçbir bir sonucunu görmedi. Bilakis, sert ve istiskal edici ifadelerin, miting meydanlarında,  TBMM Grubu'nda, spor salonlarında, nasıl coşkuyla alkışlandığına defalarca tanık oldum. 2011 Haziran seçim kampanyası ve sonuçları da bu tablonun somut kanıtı.
Ne var ki, sorun çok büyük. Kullanılan üslup ise  'müzakere' değil, kilitlenmeyi getiriyor.
Dün Başbakan'ın bu ifadeleri kullandığı  Ak Parti Grubu'ndan sonra başlayan BDP Grubu'na da uğradım. Havada asılı tek bir şey vardı: Nekrofili, kürtaj, ölü sevici ve kalleş sözcüklerinin yol açtığı ağır bir ötekileştirme havası. 'İnce ip' değil...

<p>Neslihan Atagül, Sefirin Kızı dizisindeki Nare karakterine can veriyordu. Atagül diziye veda etti

Neslihan Atagül'den ayrılık kararı... Haftanın Magazin Başlıkları'nda

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Nur Vergin'in cenaze törenine katıldı