• $8,4616
  • €10,2816
  • 500.59
  • 1441.33
14 Haziran 2013 Cuma

Gezi Parkı’nın düşündürdükleri...

Kanımızın kaynadığı yıllardı. Gençtik, “delikanlı”ydık. Daha farklı, çok daha güzel bir Türkiye istiyorduk. Her şeyi ama her şeyi yapacak gücümüz olduğuna inanıyorduk. 
O yılların moda söylemi, Türkiye’nin “jeopolitik ve stratejik” önemiydi. Güya, “Kendi kendine yeten”, dış dünyaya kapalı bir Türkiye vardı. 
Yüzyılın başında bir işgal yaşamıştık. Hem de ne işgal! Vatan, canımız pahasına savunulan kutsalımızdı. Sosyalistimiz de, Ülkücümüz de, Milli Görüşçümüz de kendisi ya da nefsi için hiçbir şey istemiyordu. Bizim için aşk bile yoktu ama can pahasına savunulan “dava”lar vardı. 
Derken ortalık kan gölüne döndü. Kardeş kardeşe düştü. Ve 12 Eylül geldi. Şaşkındık. Yaralarımız sıcaktı. Canımız mı kurtulmuştu, geleceğimiz mi kararmıştı pek de bilemedik. 
650 bin gözaltı, 210 bin dava, 230 bin yargılama, 7 bin idam istemi ve 50 idam kararı, 14 bin vatandaşlıktan çıkarma... 
Karşımızdaki tablo, 12 Eylül öncesini aratacak kadar vahimdi...  Daha insanca yaşamak için canlarını feda eden o gençler, tam bağımsızlık uğruna, antiemperyalizm uğruna, milliyetçilik uğruna, vatanseverlik uğruna, inançları uğruna yola çıkmışlardı. Daha fazla hak ve özgürlük istiyorlardı. 12 Eylül’ün tüm kurumlarıyla yerleşmesi için ilkin onların yok edilmesi gerekiyordu. Öyle de oldu. Sonra sıra halka geldi... 
Yaşama hakkımızın elimizden alındığı bir ortamda, diğer bütün haklar “lüks”tü. Asker, en iyisini bilirdi. Bize demokrasi lazımsa (!), onu da asker getirirdi. 
CIA’nın hükümet devirme taktikleri daha kitaplaştırılmamıştı. Küreselleşme kelimesi icat edilmemişti. Borsa yoktu. Turuncu Devrimler, Arap Baharları yaşanmamıştı. Soros yoktu. Gene internet yoktu. Dezenformasyonun böylesi, bu kadar hızlısı ve etkilisi yoktu. 
Bilgi, yıllarca okunarak, çalışarak, düşünülerek, bilenlere danışılarak elde edilirdi. İnternetten anında edinilen malumat, kimseyi kesmezdi. Öylesi bir kuşak bile manipüle edildi, kullanıldı. 
12 Eylül kendi gençliğini yetiştirdi. Apolitik bir gençlik. Ve bugün o apolitik gençliğin çocukları sokaklarda... 
Ne siyaset, ne insan hakları, ne adalet, ne de çevre gündemlerinde oldu bugüne kadar. 68 kuşağı toplumcuydu; solcusu da sağcısı da. Bugün Taksim’deki gençlik ise bireyci. Bu çocuklar kendi yaşam tarzlarını korumak için sokağa çıktılar. Ve manipülasyona çok daha açıklar.  68 kuşağı örgütlüydü. 12 Eylül o nedenle örgütlenme hakkımızı elimizden almıştı. Bu kuşak ise örgütsüz. O nedenle de provokasyona çok daha açıklar.  68 kuşağı fedakârdı. Kendi yağıyla kavrulmayı bilirdi. Bu kuşak ise talepkâr. Kim bilir belki de o nedenledir ki, karşımızda listeler var. 
Bu ülkede, bugüne kadar her darbe, her değişim talebi, hep tepeden inmeydi. Tanzimat’tan bu yana, halka hep “sen bilmezsin, ben bilirim” dendi. 
2002’de, sonra 2007’de ve 2011’de milli irade AK Parti’yi büyük bir ekseriyetle iktidara taşıdı. Çevre, merkeze taşındı. Bu, bugüne kadarki demokrasi tecrübemizde yaşamadığımız en uzun süreli tek parti iktidarı anlamına geliyor. 
Şimdi, 9 ay sonra sandık tekrar önümüze gelecek. Milli iradenin nasıl tecelli edeceğini o gün tekrar göreceğiz. 
Ama bu iki hafta hepimize çok şey öğretti. Görüyoruz ki, Gezi Parkı da karşımıza yeni bir sandık, bir “plebisit” olarak çıkıyor. Yine bu kriz sayesinde, sosyal medyanın ne tam güvenilir ama ne de ihmale gelir bir mecra olmadığını öğrendik. Olumlu anlamda ya da olumsuz anlamda etkisine defalarca tanık olduk. 
Bugünlerde olayın bütün tarafları sosyal medya performanslarını masaya yatırıyorlar. Buna elbette biz medya dünyası da dahiliz. 
Gezi Parkı ile ilgili en hızlı ve en etkili iletişim kanalı kesinlikle sosyal medya oldu.  Bu olaylar bize bir şey daha öğretti: İşimiz ne olursa olsun, artık işimizi yaparken ya da dışımızda olup biteni anlayıp yorumlarken, çağın ritmini yakalamak zorundayız. 
Her alanda kaybedenler, çağın ritmini yakalamayı beceremeyenler olacaktır. 

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi