• $7,4513
  • €9,0629
  • 444.162
  • 1562.81
09 Ağustos 2011 Salı

Yunanistan'ın günahı

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Geometrik büyümeyi bilirsiniz...
...de bilmeniz, genellikle, neticelerini kavrayabilmeye yetmez. Bir gölün yüzeyinde her gün ikiye katlanan nilüferi hatırlayın mesela. Eğer nilüferler gölün yüzeyini yüz günde kapladılarsa, son günde ne kadarını kaplamışlardır? Biliyorsunuz işte, yarısını... Yani doksan dokuz günde yapılan işin eşdeğeri, sadece bir günde yapılır. Ama asıl çarpıcı olan bu değil. Eğer nilüferler gölün yüzeyini bin yılda kaplamışlarsa da cevap değişmez. Son günde yapılan, yine işin yarısıdır. Bin yılda yapılan, bir tek günde... 
Sizi şaşırtmıyorsa bir diyeceğim yok. Ama ben hep şaşırıyorum.
***
Bilimsel bilgi ve teknoloji, binlerce yıldır, geometrik olarak büyüyor. Bilimsel bilgiyi bilmem, ama teknoloji imalatın temel faktörlerinden biri. İktisat kitaplarında malzeme, emek ve teşebbüsün hizasına yazılan bir şey. Diğer faktörlerin hiçbiri geometrik olarak büyümüyor ama teknoloji öyle büyüyor.
1990'larda, sessiz sedasız bir teknolojik devrim yaşandı ve malzeme bir darboğaz olmaktan çıktı. Tabii kaynaklara bağımlılık dramatik bir biçimde düştü. Hammaddeyi teknolojiyle ikame etmek konusunda büyük mesafe alındı.
1980'lerde vites büyütmeye başlayan otomasyon, finansal ve sosyal direnç noktalarında biraz oyalandıktan sonra, 2000'lerle birlikte dizginlerinden boşandı. Emeği teknolojiyle ikame etmek, sıradan bir iş oldu.
Yüzlerce yıldır, imalat faktörleri arasında, iyi kötü bir denge vardı. Elbette sabit bir denge değildi ama birindeki artış, diğerlerinde benzer bir artış olmadığı sürece, çok da mana taşımayabiliyordu. Dolayısıyla, ekonomi hakkında yazdığımız denklemler, iyi kötü iş görüyordu. Yirmi yıl içinde, imalat faktörleri arasındaki alışılmış ilişkiler berhava oldu. Teknoloji, neredeyse tek başına, imalatın belirleyen faktörü halini aldı.
Ve hatırlatayım, teknoloji geometrik olarak büyüyor. Ekonomi kitaplarındaki şaşaalı denklemler ise, geometrik büyüme karşısında, en azından benim zihnim kadar hazırlıksız ve donanımsız. İktisatçılar, yeryüzüne düşmüş bir uçan daireden yaralı çıkarılmış bir uzaylıyı tedavi etmeye çalışan hekimler gibiler. Bilmiş bir edayla konuşmaktan geri durmuyorlar, ama uzaylının gözü olduğunu tahmin ettikleri delikten sızan şeyin kan mı, gözyaşı mı olduğunu bilmiyorlar. Kaldı ki o delik, uzaylının kıçı bile olabilir.
***
Durmadan parasal boyutunu konuşup duruyoruz işin. Evet, parasal sistem de yirmi yılda altüst oldu. Dolaşımda olan para inanılmaz bir hızla arttı. Kredi kartları filan, para yerine dolaşan şeylerin miktarında aşırı artışa yol açtı. Evet, yirmi yıl öncesine kadar önce kazanıyor, sonra harcıyorduk. Artık gelecekteki gelir beklentimizi bugünden harcıyoruz. Ve saire... Alıştığımız, bildiğimiz parasal şartların hiçbiri hanidir cari değil.
Ama emin olun, işin parasal boyutu son derece önemsiz. İçinde yaşadığımız kriz, lineer anlayışımızın duvara tosladığı bir kriz. Geometrik büyüme türünden doğusal olmayan sistemleri anlamadan aşamayacağımız bir hal bu. Ve bu hususta belki de dünyanın en donanımsız, en beceriksiz milleti olan Almanlar, Yunanlılara, İspanyollara ayar verip duruyorlar. Yunanlılarınkinden daha sağlam bir iktisadi düzenleri, daha emin bir iktisadi bilgileri varmış gibi kostaklanıp duruyorlar.
Halbuki Alman otomobillerine duyduğumuz ihtiyaç, Yunan adalarında tatil yapmaya duyduğumuz ihtiyaçtan daha çok değil. Ama Euro kurunu Yunanlılar veya İspanyollar belirleyemiyor. Neticede, dünyanın dört bir yanında, otomobilinin parasını kendi cebinden ödemeyen bürokratlar, siyasetçiler filan Alman otomobillerini satın almayı sürdürüyor. Almanların çarkı dönüyor. Ama Yunan adaları, İspanyol kıyıları boş.
Eğer Euro kurunu Yunanlılar belirleseydi, şimdi para basıyor olacaklardı. BMW'ler, Audi'ler, Mercedes'ler de Alman çarkını döndürmek için gereken karları yaratamayacaktı. Almanların ekonomik sistemleri daha başarılı değil, sadece daha güçlüler. Ortada ekonomik akıl savaşı yok, kaba bir bilek güreşi var.

<p>Hiçbir şey ortaya koyamayan, alternatif üretemeyen muhalefetin işi ve gücünün yalan söyleyerek se

'Muhalefet yalan, algı ve manipülasyonla oy devşirmeye çalışıyor'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Engelli ve yaşlılara aşı uygulanmaya başladı

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor