• $8,1829
  • €9,7475
  • 456.765
  • 1393.24
07 Haziran 2011 Salı

Tünel

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Sinestezinin en sık rastlanan türlerinden birinde, her rakam belirli bir renkle birlikte algılanır. Yani mesela herhangi bir yerde 6 rakamını gören kişi onu mesela kırmızı renkte, 4 rakamını mavi renkte filan görür. Böyle bir algı çaprazlaması yaşayan biri, aynı zamanda renkkörüyse? Ramachandran böyle bir vakayla karşılaşana kadar bir hayli beklemek zorunda kalmış. Ama beklediğine değmiş. Anlattığı kadarıyla hastası, gerçek dünyada görmediği ama bazı rakamlarla birlikte algıladığı renkleri, Marslı renkler olarak adlandırmak zorunda kalıyormuş.
İnsan gözü üç ayrı renge hassas olan hücreler vasıtasıyla, spektrumun belirli bir bölgesindeki renkleri görür. Renkkörlerinde bu hücre tiplerinden biri veya ikisi eksiktir. Bir bölümü mesela kırmızıyı yeşilden ayırt edemez. Mesele şu ki, onun da gördüğü bir dünya var. Başkalarının dünyayı başka türlü görüyor olduğunu anlasa da, nasıl gördüklerini anlaması mümkün değil.
***
Erdoğan Diyarbakır, İzmir ve İstanbul hakkındaki procelerini anlatırken hissettiğim çaresizlik tam da böyle bir şey. Renkkörü olan birine ayırt edemediği renkleri anlatmak ne kadar imkansızsa, Erdoğan'a şehirlerin onun zannettiği gibi şeyler olmadığını, canlı birer varlık olduklarını, şefkat talep ettiklerini anlatmak da o kadar imkansız. Anlatmaya çalışsanız, Mars'tan gelmişsiniz gibi muamele görürsünüz muhtemelen.
'Öyle dal-çık filan gibi şeylerden söz etmiyorum' diyor Erdoğan, aşağılayıcı bir edayla. 'Onlar kolay, onlardan yüzlerce yaptık.' İyi halt yediniz. Onlardan yüzlerce yaptınız ve İstanbul'un, Ankara'nın ırzına geçtiniz. Yaptığınız işle kostaklanıp durunca siz, ahali de zannetti ki yapılan iyi bir şeydir.
Konya'da, Antalya'da yıllar önce, çeşitli vesilelerle araştırmalar yaptım. Birileri hükümetten ve belediyeden şehirlerine dal-çık talep ediyorlardı. Talep edenlerin arasında otomobil sahibi olmayan, olmayı ümit bile etmeyenler de vardı. Neden dal-çık talep ettiklerini sorgulayınca, 'şehrin modernleşmesi için' gibi bir sebep ileri sürdüler. Yani Erdoğan'ın icat ettiği, Gökçek'in hesapsızca yaydığı zırvalık moda halini almıştı. Sırf moda diye talep ediliyordu.
Ankara'da yıllar yılı, her yapılan yeni dal-çık trafiğin derdine derman olacak diye beklendi. Azılı Gökçek hasımları bile, 'hakkını yemeyelim, bu işi iyi beceriyor' diyordu Gökçek için. Ancak yıllar geçip Ankara'da karnı yarılmadık cadde kalmayınca anladı Ankaralılar, yapılan iş iyi bir şey değildir. Otomobillerin akışkanlığını sağlamak konusunda geçici bir ferahlık sağlamaktan öte bir faydası olmaz. Ama şehrin geniş kaldırımlarını bile yürümek için uygunsuz hale getirir.
Yürümek iyidir. Şehrin yürünebilir bir şehir olması mühimdir. Kaldırımlarında, yaya bölgelerinde yürünebilen şehirlerde insanlar birbirlerine, kendileri gibi olmayanlara temas ederler. Öyle şehirlerde yetişmek, herkesin kendi gettosuna sıkıştığı, sabah otomobille veya servis aracıyla içinden geçilen, akşam aynı araçla tekrar içinden geçilen şehirlerde büyümekten, yaşamaktan farklıdır. Sokaklarında yaşanabilen şehirlerde yetişen insanlar, farklılığı düşmanlığa dönüştürmemeyi bilir.
Farklılığı düşmanlılığa dönüştürmemeyi bilmeye ne çok ihtiyacımız olduğu aşikar. Ama sokakları yaşayan şehirlerin tek faydası bu değil. Şehir, insanın yetişmesinde okuldan daha çok, muhtemelen aile kadar önemli bir faktör.
***
Derin fikirli biri, 'sizin kan dolaşımınız yavaş, kan daha hızlı akmalı' filan deyip, oranızı buranızı bisturiyle çizse ve kanatsa ne yapmış olursa, dal-çıklarla şehre yapılan da o. Kesmemiş besbelli, beyefendiler ustalık dönemlerinde tünellere terfi edecekler. Matkaplarla delecekler sizi. 
'Bunlar ne yapılsa karşı çıkarlar, bırakın işimizi yapalım' geyiğine karşı da tedbirimi alayım. Aynı lafı uyuşturucu tacirleri veya beyaz kadın pazarlayanlar söyleyince neden makbul olmuyor? Çünkü işleri iş değil. İşe benzeyen işe kimse karşı çıkmaz.

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü