• $8,1563
  • €9,7296
  • 454.129
  • 1375.91
16 Haziran 2011 Perşembe

Neden yüzde 50? Niçin yüzde 50?

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Kızım bir kafede karşılaştığı muameleden rahatsız olmuş, merakla sordu. 'Burası çok hoş bir mekan, ama servis çok kötü. Garsonlar adeta düşmanca davranıyorlar. Arkadaşlarımın dediğine göre, ücretleri çok düşükmüş. Tamam anlıyorum, mutsuzlar. Ama ben de gelmesem, kötü davranıyorlar diye mevcut müşterileri de kaçarsa, tamamen işsiz kalmayacaklar mı? Neden böyle davranıyorlar?'
Garsonların davranışını anlayamamış olan kızım, neden öyle davrandıklarını sorarken, aslında niçin öyle davranmamaları gerektiğini söylüyordu. 'Neden' ve 'niçin'i birbirinin yerine ikame ettiğimize bakmayın. Biriyle olup bitenin hangi sebepten kaynaklandığını, ötekiyle ise hangi neticeleri doğuracağını araştırıyoruz.
Batı dillerinde de böyle iki farklı soru zarfı var. Ama genellikle biri neredeyse tamamen tedavülden kalkmış durumda. Neden ve niçin arasında ayrım yapamama halinin, modernliğin en tipik göstergelerinden biri olduğunu düşünüyorum.
(Demiş oldum ki, modernlik özünde bir hayat tarzı veya bir tarihi dönem filan değil, bir zihinsel koddur. Bu kodun bence en önemli bileşenlerinden biri, neden ile niçin arasındaki farkın ortadan kalkmasıdır. Çünkü modernlik, birçok başka şeyin yanı sıra, çizgisel bir anlayıştır filan. Bu tür mevzulara bir gazete köşesinde girilebilir mi, girilirse nasıl girilir, bilemiyorum. Bu yüzden, izin verirseniz, geçelim.)
Türkiye de modernleşme sürecinde bu iki soru zarfından birini, 'niçin'i kaybetti. Tuhaf olan şu: Aslında genellikle niçinleri, yani bir fiilin hangi amaca ulaşmak için gerçekleştirildiğini soruyoruz. Ama bunu bile hanidir 'neden' zarfıyla soruyoruz. 'Neden böyle yaptın' diye sorduğunuzda aslında merak ettiğiniz şey, hangi amacın güdüldüğü. En azından, kızımın yaptığı gibi, 'yaptığın şu sonucu doğuracak, farkında değil misin' diye soruluyor.
***
Garsonların neden kötü davrandıklarını anlamak zor değil. Mutsuzlar ve mutsuz insan kötü davranabilir. Niçin kötü davrandıklarını anlamak ise müşkül. Böyle davranmayı sürdürürlerse, muhtemelen işler daha kötüye gidecek ve herhalde hepsinin kafası bunu tahmin edebilecek kadar çalışıyordur.
Tersi de mümkün. Yalan söylemekten hiç hoşlanmadığını bildiğiniz bir arkadaşınızın bir yalanını yakaladığınızda şaşırabilirsiniz. Yalancı değil, yalandan hoşlanmaz, neden yalan söylesin? Ama niçin yalan söylediği anlaşılabilir. Biri incinmesin, bir problem çıkmasın diye söylemiş olabilir mesela.
***
Ben AKP'nin neden yüzde 50 oy aldığını anlamadım. İşin kötüsü, niçin aldığını da... Önümüzdeki hafta salı günü neden meselesini, perşembe günü de niçin meselesini ele alacağım kısmetse. Ama bugünden şu tespitleri yapmakta fayda var:

1.
AKP'ye rey verenlerin herhangi biri neden veya niçin rey verdi, onu anlamıyor değilim. Oy verenler neden yüzde 38'den, 40'tan daha kalabalıklar, onu anlamıyorum. AKP'nin birinci olacağından şüphem yoktu. Tek başına iktidar şansını az farkla kaybetse belki de şaşırmayacaktım. Ama bence de en muhtemel netice, tek başına iktidara yetecek bir çoğunluktu. Lakin 2009'daki son mahalli seçimde İl Genel Meclisi sandıklarında %38 oy almış olan AKP'nin iki yıl sonra genel seçimde reylerinin artması için ne oldu, onu anlamış değilim.

2. Toplumun herhangi bir kesiminin, dolayısıyla da o kesimleri temsil eden siyasi partilerin hiçbirinin yeminli düşmanı değilim. Dolayısıyla AKP'nin de düşmanı filan değilim. 'Vay, nasıl bu kadar oy alırlar' filan diyor değilim. Benim bildiğim Türkiye'nin böyle davranmasını beklemediğimi söylüyorum.

3. Kendimi Türkiye yerine koyuyor değilim. Yani 'ben olsam bu kadar reyi AKP'ye vermezdim' filan diyor değilim. Yıllar yılı toplumu temsil ediyor olduğunu test etmiş olduğum örneklemin AKP'ye yüzde elli destek vermeyeceği görünüyordu, vermediler. Dolayısıyla benim tercihim değil, toplumun tercihi bu şekilde tezahür etmemeliydi, etti. Anlamadığım bu.

<p><b >'ORUÇ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ  ZAYIFLATMAZ GÜÇLENDİRİR'<br></p><p>Orucun  bağışıklık sistemi

Koronavirüs oruç tutmaya engel mi?

Sahur sofranızda bunlar olsun!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Başbakanı Dibeybe'yi resmi törenle karşıladı.

Düzce'de denizin bir kısmı kahverengiye dönüştü