• $7,5143
  • €9,0772
  • 443.616
  • 1522.01
08 Mayıs 2012 Salı

İktidarın beyni

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

İngiltere'de birkaç yıl önce, bir araştırma kapsamında, bar çıkışlarında bedava çikolata dağıtılmıştı. İddiaya göre barlardan çıkan sarhoş gençlerin gece boyunca karıştıkları şiddet olayları büyük oranda azalmıştı.
Çikolatanın serotonin salgılanmasını kışkırttığı düşünülüyor. İngiltere'deki uygulamayı teklif edip neticelerini araştıranlar da, şiddet eğilimindeki düşüşü serotonin seviyelerinin yükselmesine bağlamışlardı.
Yani ne oluyor? Bardan çıkmışız, çakırkeyifiz. Biraz çikolata yemişiz, serotonin seviyemiz yükselmiş. Biri bize veya yanımızdaki arkadaşlardan birine bir laf atıyor. Gülüp geçiyoruz. Eğer çikolata yememiş olsaydık, aklımıza gelen ilk şey, muhtemelen, bize laf atana yumruk atmak olacaktı.
Hangisi biziz? Gülüp geçen mi, yumruk atan mı?
***
Soruyu daha genelleştirip sorayım: Hangisi İngilizler?
Barlarda sarhoş olup gece boyu sokaklarda bela arayan, bulmakta sıkıntı çekmeyenler mi? Kendilerine bar çıkışlarında çikolata servis edildiğinde, aynı sokaklarda kavgasız gürültüsüz eğlenenler mi? Çikolatanın şiddeti azaltabileceği ihtimali aklına gelip böyle bir deneyi tasarlayanlar mı? 'Ne yani, zibidilerin hır çıkarmaması için ne gerekiyor diye de biz mi düşüneceğiz, kendileri düşünsün, cezaları neyse çeksin' diyenler mi? Böyle bir deney için şartları ikmal edenler mi? 'Kimden çıkıyor bu çikolataların parası, kamu kaynaklarını bu psikopatlara harcayamazsınız' diye düşünenler mi? İngilizler dediğinizde hangisini kastediyorsunuz?
Hepsini herhalde. Eğer öyleyse, bu cevabı beyninizin sağ yarısına borçlusunuz.
Üstelik mesele sadece başkalarının bütünlüğü hakkındaki yargınızla sınırlı da değil. Kendinizi akışkan, değişken bir bütün olarak görebilmeniz için de beyninizin sağ yarısına ihtiyacınız var. Sabahleyin dünyayı yerinden oynatabileceği duygusuyla yataktan kalkan enerjik kendiniz ile, öğleden sonraki uzun toplantıdan yorgun ve yenik çıkmış, markete uğramak bile gözünde büyüyen insanın aynı insan olduğu bilgisi, ancak beyninizin sağ yarısının ciddi mesaisiyle üretilebiliyor. Otistikler veya beyninin sağ yarısı hasar görmüş insanlar, bu akışkan, zaman içinde değişen şeyi bir bütün olarak, aynı şey olarak göremeyebiliyorlar.
***
Beynin sol yarısının bambaşka bir perspektifi var. O, kendi bedeninizi bile bir bütün olarak algılamıyor. Beynin sağ yarısı hasar görür de iş ona kalırsa, sol kolu bile yabancı birinin kolu zannedebiliyor mesela. Zaman ile de pek alışverişi yok. Akıp duran, zaman içinde değişen şeyleri bir bütünün halleri olarak yorumlamıyor. Dolayısıyla mesela, Osmanlı dönemini es geçip, Selçuklu'dan, hatta muhayyel bir Orta Asya'dan Cumhuriyete zıplayabilmek için sağ beyni susturmak gerekiyor. Veya Mustafa Kemal ve İnönü dönemlerini aradan çıkarıp, Abdülhamit'ten Menderes'e köprü kuruvermek için de...
Hangi tarafta olduğunuzun ehemmiyeti yok gördüğünüz gibi. İktidardaysanız, beyninizin sağ yarısını susturmuş olmanız gerekiyor. İktidarın sağ beyni susturması gerektiğine dair başka bir delil daha var ayrıca. Beynin sağ yarısının depresif bir hali var. Eh, iktidar dediğiniz şeyin öyle depresyon ile filan akrabalığı olmadığı aşikar.
Bedenin bütünlüğünü filan gözetmeye kalksanız, her istediğinizi istediğiniz yere yerleştirmeniz, kafanıza göre örgütlemeniz mümkün olmaz. Giyimini herkesin kendi beyninin bir tezahürü olarak görecek olursanız, alemin başörtüsüne, mini eteğine filan karışamazsınız. İktidarınız eksik kalır yani. Tiyatro şöyle olacak, üretim fazlası süt şuraya, S&P de şunu demeliydi, şuraya bir köprü yapalım, şurayı da delelim filan diyemiyorsanız, ne yapayım ben öyle iktidarı...
***
Hepsine tamam.
Öfke de beynin sol yarısının marifetidir, ona da tamam. Ama durduk yerde beynin sol yarısı bile öfke imal etmez. Ayrıca hiç şart değil. Hiçbir manası da yok. Acaba diyorum, Emine Hanım her sabah beyefendiyi uğurlarken kendisine biraz çikolata verse, bir faydası olur mu?

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı