• $7,3526
  • €8,9344
  • 438.602
  • 1546.32
16 Ağustos 2011 Salı

Dünyanın patronu ruh hastası

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Psikiyatrinin ABD'deki serencamını hikaye eden Mad in America 2002'de yayınlandığında, küçük çaplı bir kıyamet kopmuştu. Kitapta yazılanlar ilk defa dile getiriliyor değildi. Ama ya artık kamuoyu bilim ve tıp kalkanları arkasında sahnelenen soytarılığa doymuştu... Veya endüstri, kitabın yazarı Whitaker'i dişine göre bulmuştu. Belki de mesele ilk defa bu kadar popülerleştiği için, sıkı bir reaksiyona ihtiyaç duyulmuştu, kim bilir.
Geçen yıl yayınlanan Anatomy of an Epidemic'ten sonra ise benzer bir cadı avı yaşanmadı. Bilmem artık endüstri teslim mi oldu, yoksa tam tersine, Whitaker'inki gibi taarruzları dikkate almaya ihtiyaç duymayacak kadar kendini emniyette mi hissediyor...
***
Kitapta anlatıldığı şekliyle hikayeyi özetleyeyim: Tıp, hasta bünyeye zarar vermeden bünyeyi hasta eden mikroorganizmaları vuran sihirli mermileri, yani antibiyotikleri keşfettikten kısa süre sonra, ABD'de, ruh hastalarının tıkıştırıldığı kliniklerin insanlık dışı hali gündeme geldi. Devlet, bedensel hastalıkların tedavisinde elde edilmiş başarıdan cesaret ve ilham alarak, şizofreni ve depresyon gibi rahatsızlıkları iyileştirecek sihirli mermilerin geliştirilmesi için seferberlik başlattı.
Lakin ruh hastalıklarının biyokimyası bilinmiyordu. İlaç endüstrisi bunu dert etmedi. Başka hastalıklar için araştırmalar yapılırken farelerin kaslarını gevşettiği fark edilen kimyasalları paketleyip, saldırganlık eğilimlerine karşı piyasaya sürdü. Fazlasıyla sakin fareleri harekete geçirenleri de depresyona karşı... Kamuoyu hazırdı, reçete yazmakla prestiji ve geliri yükselecek olan psikiyatrlar hazırdı, ilaç satışları patladı.
***
Whitaker'in anlattığı hikayenin gerçeğe ne kadar uygun olduğunu bilemem. Ama kimyasını değiştirerek beyni olduğundan başka bir halde stabilize etmenin, Aborjinlere Avrupalı kıyafeti giydirerek onları Batılılaştırmaktan bile daha imkansız olduğunu söyleyebilirim. Neticede, direnen Aborjinlerin tepesine binecek bir merkezi otorite inşa edebilir, hiç değilse görüntüyü kurtarabilirsiniz. Beyinde ise böyle bir merkezi otorite tesis etmenin yolu yok.
Nöronlar mesajı elektrik sinyalleri halinde taşırlar ama sinyal, nörondan nörona, kimyasal reaksiyonlarla transfer edilir. İlaçlar nöronların içinde yer aldığı kimyasal yapıyı değiştirebilirler. Böylelikle, mesela nöronlar arasında sinyal transferini sağlayan aktarıcı kimyasalları bloke edip, nöronların etkileşimini frenleyebilirler.
Mesele şu ki, beyin, bilinen bütün sistemler arasında, çevre şartlarına uyum kabiliyeti belki de en yüksek olan sistemdir. Nöronlar pasif kalmazlar, değişen şartlara, değişerek cevap verirler. Blokajla karşılaştıklarında, yeni reseptörler üreterek ve/veya aktarıcı kimyasal üretimini aşırı artırarak, beynin eski halini restore etmekte gecikmezler. Şu farkla: Artık eski hal, ancak ilaç kullanımı devam ederse sürdürülebilir. Bu hale gelindikten sonra ilaç kullanımı kesilirse, beyin tamamen zıvanadan çıkar. Anladığım kadarıyla ABD'de son elli yılda yaşanan, az çok böyle bir şey. Whitaker'in verdiği istatistiklere göre, 2007'de Amerikalılar beyinlerinin kimyasını değiştirmek için 25 milyar dolar ödemişler. (Aynı yıl 18 milyonluk Kamerun, bu kadar parayla bütün ihtiyaçlarını karşılamış.) Eh, hiç değilse böylelikle Amerikalıların iyileştiklerini düşünebilirsiniz. Düşünmeyin. 2007 verilerine göre her 76 Amerikalıdan biri, ruhsal hastalıklardan malul olduğu gerekçesiyle kamu fonlarından yardım alır hale gelmiş. 1987'dekinin iki, 1955'tekinin ise altı katı bir oran.
Tuhaf bir hal. İyileşmek için herkesten çok para harcıyor, ilaç tüketiyorsunuz ve herkesten daha hasta oluyorsunuz.
***
Neresinden baksanız, acıklı bir hikaye. Ama Amerikalılar için üzülmeye fırsat yok. Çünkü bu hikayeyi kime anlattıysam, bizim hakkımızda daha çok üzülmeme yol açacak reaksiyonlarla karşılaştım. Bizim için de perşembe günü üzülelim kısmetse...

<p>HDP’nin Esenyurt ilçe binasına düzenlenen operasyon  kapsamında terör örgütü elebaşı Abdull

HDP siyasette sona mı yaklaştı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında