• $7,3996
  • €9,011
  • 440.304
  • 1536.25
10 Mayıs 2012 Perşembe

Adalet ve Cemaat

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Cumartesi akşamı Fenerbahçe Galatasaray'ı yenerse, iki takımın lig boyunca aldıkları galibiyet sayıları eşitlenecek. Ama Galatasaray'dan iki fazla yenilgi aldığı halde, Fenerbahçe şampiyon olacak. Bu da adil değilmiş gibi görünüyor. Nedense?
Oyunun kuralları sezon başında ilan edilmiş. Final grubundaki puanların iki katı değerli olacakları peşinen söylenmiş. Her takımın rakiplerinin her biriyle sadece iki maç yapması ve puanların her maç için eşit olması Allah'ın emri mi?
Türkiye'de kamuoyunun adalet algısının tuhaflığı bununla kalmıyor. Tuhaflıklardan biri için de mesela, yine güncel bir futbol misali vereyim. Disiplin Kurulu bazı cezaları oybirliğiyle değil, bir oy farkla verdi. Böyle oyçokluğu halleri de kusurlu görünür Türkiye'de.
Birkaç yıl önce ABD'de Yüce Mahkeme, kritik bir hususta bir oy farkla bir karara vardıydı. O olaydan kısa bir süre önce benzer bir hal Türkiye'de, şimdi hatırlamadığım bir kurulda ortaya çıktıydı. Uzun süre, kararın muhtevasını değil, bir oy farkla çıkmış olmasını tartışmıştık.
Hakçası, bir oy farkla karar çıkmasının tartışılmasını yadırgamamıştım. Yadırgadığım, ABD medyasının tutumu olmuştu. Kararın gerekçelerini, ne gibi gelişmeleri tetikleyeceğini uzun uzun tartışan ABD medyasında, kararın sadece bir oy farkla çıkmış olmasına dair bir tek imaya rastlamamıştım.
***
ABD ve Türkiye kamuoylarının hassasiyetleri arasındaki farkın, bence, ABD'nin modernleşmiş, Türkiye'nin ise modernleştirilmiş olmasıyla yakın bağlantısı var. Din değiştiren toplumlar, dinin müelliflerinden daha fanatik oluyor. Modernlik dinine zorlananlar da istisna olmadı. İsa'nın hakkı ile Sezar'ın hakkı arasındaki sınırı bilemediler.
Bunun sayısız tezahürü oldu. Birisi de, doğrunun dışarıda bir yerlerde, adeta taşa kazılı bir bilgi olduğuna duyulan iman mesela. Dolayısıyla, eğer bir karar verilecekse, o kararı vermekle yükümlü olan heyetin bütün üyelerinin aynı öncüllerden aynı neticeye ulaşması gerekir. Ulaşamıyorlarsa, bir yerlerde bir hata, muhtemelen de bir suistimal olmalı.
***
Futboldaki bazı cezaların oyçokluğuyla verilmesinin yarattığı rahatsızlık, elbette, sadece oyçokluğuna duyulan güven eksikliğinden kaynaklanmıyor. Bu kararları veren heyete derin bir güvensizlik de var. Kararların önceden dizayn edilmiş olduğu, sonra da bu kararları verecek şekilde kurulların oluşturulduğu intibaı yaygın.
Demek ki neymiş? Dizayn algısı, adalet duygusunu zedeliyormuş. Kararlar kurallardan zuhur etmeliymiş.
Taraf'ta Neşe Düzel, Mustafa Yeşil'le bir söyleşi yaptı. Söyleşi boyunca hiç tasarı lafı etmiş olmasa da, Yeşil'in neredeyse her cümlesi, Düzel'i ve bizleri ortada bir tasarı olmadığına ikna etmek için gibiydi. Çünkü besbelli o da farkında ki, Türkiye'de Cemaat'in yargı veya Emniyet'e yerleştirdiği kişilerin kendi vicdanlarıyla iş görmedikleri, direktifle ve belirli neticeleri elde edecek şekilde davrandıkları kanaati yaygın.
Üstelik bu kanaat Cemaat'e yakın duranlarda da yaygın. Türkiye'nin zihnen en modern, en çok modernleştirilmiş, en son din değiştirmiş bu kesimi, zaten dizayn olmazsa düzenin mümkün olmadığı bilgisini öyle içselleştirmiş ki, başka türlüsüne aklı bile ermiyor. Lakin dizayn algısı da adalet duygusunu zedeliyor işte.
Cemaat'in okulları mesela... En çok övü(nü)len işi Cemaatin... Yeşil de sözü döndürüp dolaştırıp okullara getiriyor. Okulların dünyanın her yerinde Türkiye muhibbi seçkinler yetiştirdiğini söylüyor. İyi de, mesela ben, Avrupalıların Türkiye'deki okulları vasıtasıyla bizim içimizde bu tür seçkinler imal etmiş olmasından rahatsızım. İçimizden birilerinin de başka yerlerde, aynı emperyalist kafayla benzer şeyler yapmasına muhalifim. Olamaz mıyım?
Cemaat'in sapına kadar dizayn kokan stratejisi için bir tehdit oluşturursam ne olacak? Dizaynlarını tehlikede gören dizayn müptelaları ile, kuralları önceden belirlenip ilan edilmiş bir oyunda, eşit şartlarda mı mücadele edeceğiz? Yoksa sinsi bir planın hedefi olabilir miyim? Hedefe kilitlenmiş ve sınırlarını bilemediğim bir güruh, beni yollarında bir taş olarak görürlerse, benden kurtulmak için kuraldışı işler işleyebilirler mi?
İnsanların aklındaki sorular böyle şeyler. Kaygılar da buradan kaynaklanıyor. Öyle bildiriler yayınlamakla filan giderilecek kaygılar değil yani...

<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. Yüzde 17 olan politika faizi artmad

Yılın ilk faiz kararı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Uludağ'a yerleşen çiftin kentten uzak sıra dışı hayatı

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi