• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
5 Ağustos 2013 Pazartesi

Yükseköğretim sistemimizin tomografisi -1

Üniversiteye yerleştirmelerin ardından dolan ve dolmayan kontenjanlar ile ilgili istatistikler ülkemizin yükseköğretim sistemi hakkında detaylı bir tomografiyi gözler önüne seriyor. Özellikle üniversitelerde boş kalan kontenjanlardan çıkarılacak pek çok sonuç var. İlgili her kişi ve kurumun bu değerlendirmeyi mutlaka yapması ve olası iyileştirmeler için adım atması gerekiyor. 
Lisans programlarından başlayalım. Devlet ve vakıf üniversitelerinde bulunan ve adayların 2013 tercih kılavuzunda önüne sunulan 8843 programdan 7143’ünün kontenjanları tam olarak dolmuş, 1600’ünde ise boşluk kalmış. Tam dolmayan 1600 program içinde 357’sine hiç yerleşen olmamış. Bunların içinde 64 program devlet üniversitelerinde bulunuyor. İTÜ ve ODTÜ’nün Kuzey Kıbrıs’ta bulunan ve KKTC vatandaşlarına ayrılmış programları ile teknoloji fakültelerinde bulunan MTOK kontenjanları hiç öğrenci alamayan programlar arasında öne çıkıyor. Bir diğer çarpıcı durum Türk-Alman Üniversitesi’nin İşletme ve Mekatronik Sistemler Mühendisliği bölümlerinde görüülüyor. Daha önce bu köşede yazmıştım. Türk-Alman Üniversitesi’nde her bölüm için iki tür kontenjan var. Birine herkesin yerleşmesi mümkün. İkinci tür kontenjanlara ise sadece Almanca eğitim veren resmi ve özel liselerin mezunları yerleşebiliyor. Gelin görün ki bu ayrıcalık ya fark edilmedi ya da itibar görmedi, zira Türk-Alman Üniversitesi’nin bu tür liselere ayrılmış kontenjanlarına tek bir kişi bile yerleşmemiş. 
Teknoloji fakültelerinde bulunan ve sadece ilgili meslek lisesi mezunlarının tercih edip yerleşmesine tahsis edilmiş MTOK kontenjanlarındaki duruma ayrı bir parantez açmak gerek. Tercih kılavuzunda yer alan 128 MTOK (meslekli ve teknik ortaöğretim kurumu) programından 28’inin kontenjanı tam olarak dolmamış durumda. Teknoloji fakültelerinde MTOK kontenjanları dışında herkese açık diğer mühendislik kontenjlarında da durum parlak değil. 116 programın 17’si tam dolmamış, ikisine hiç yerleşen olmamış. Bu fakültelerin mezunlarının imza yetkisine sahip olup olmayacakları konusunda adayların kafasındaki soru işaretlerinin tercihlerde olumsuz yönde etkili olduğunu belirtmeliyim. 

“İSKONTO” TEDBİRİ Mİ?
 
Şimdi kısaca vakıf üniversitelerdeki bursluluk oranlarına değinmek istiyorum. Vakıf üniversiteleri kurallar gereği kontenjanlarının en az %10’unu (tam) burslu olarak yapılandırmak mecburiyetindeler.  Ancak gelin görün ki son 10 yıl içinde tam burslu kontenjanlar yanına %75, %50 ve %25 burslu programlar da vakıf üniversiteleri tarafından tercih piyasasına sürüldü. Bu durum vakıf üniversitelerinin burs verme konusundaki cömertliğinden mi kaynaklanıyor yoksa yüksek ücretleri nedeniyle kontenjanların dolmaması riskine karşı alınan bir dolaylı “iskonto” tedbiri midir tartışılır. Ancak bursluluk oranın artmasının günün sonunda adaylara fayda sağladığı kesin. ÖSYM verilerine göre 2013’te vakıf lisans kontenjanlarının bursluluk oranı %35,1 seviyesine ulaşmış durumda. Yüzde 10’luk mecburi payı düşecek olursak, vakıf üniversitelerinin lisans kontenjanlarını ancak %25,1’lik ek iskontoyla doldurabildiklerini söyleyebiliriz. Gelecekte bu oranın daha da artması kimseyi şaşırtmamalı. Haftaya tomografinin diğer boyutlarına devam edeceğim.

<p>Yumenoshima Okçuluk Alanı'nda 29 Temmuz Perşembe günü yapılan ilk tur maçında Lüksemburglu Jeff H

Altın çocuk Mete Gazoz

İki deli bir araya geldi: Adana'da Balotelli izdihamı

Bakanı Kurum, Antalya'da incelemeler yaptı

İstanbul'da tramvay raydan çıktı