• $ 5,81
  • € 6,6287
  • 265.087
  • 95.182
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

‘Beyaz adam’ın demokrasi yalanı

Mısır’da cuntacıların gerçekleştirdiği darbe, özellikle Batı dünyasının ikiyüzlülüğünü göstermesi bakımından çok yararlı bir tecrübe oldu. 
Batı yıllardır, (Bunun içine Amerika da dahil) bütün dünyaya demokrasi ihraç ediyorum diye adeta bir illüzyon uyguladı. ‘İllüzyon uyguladı’ cümlesinin altını özellikle çiziyorum, zira demokrasi ihracı dediği şey, gerçek değil, sadece bir aldatmacadır. 
Bu durumu daha anlaşılır kılabilmek için, Mısır’daki darbe günü ‘duruş noktamız’ olsun ve o günden geriye doğru bir demokrasi taraması yapalım. 
Amerika’daki insan hakları örgütleri, ABD yönetimi sözcüleri, Avrupa Birliği sözcüleri, Uluslararası Af Örgütü, Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi, kendisini insan hakları ve özgürlükler bağlamında tanımlayan pek çok örgüt, bugüne kadar darbelerle ilgili dünyaya neyi anlattı? 
“Darbe kötüdür, darbe bir insanlık suçudur, darbeciler faşist yaratıklardır.” 
Peki Mısır’daki darbe sonrasında ne dediler? 
Adını saydığım bu örgütlerden ve Batı dünyasından, şu ana kadar darbeyi lanetleyen bir Allah’ın kulu var mı? Yok… 
Ne oldu peki, demokrasiden vaz mı geçti demokrasi kahramanı bu ülkeler, yoksa bir gecede darbeci mi oldular? 
Hayır, yine demokrasiden yanalar ama demokratik hakların sadece Avrupalılara ait olması kaydıyla. Batılılara ait olan demokrasi bir fazilettir, Batı dışındaki ülkelerde kullanılması ise sakıncalıdır, yan etkileri olabilir. Mesela, Mısır’da, Suudi Arabistan’da ve diğer Ortadoğu ülkelerinde demokratik yönetimler hâkim olursa, Batılıların çıkarları zedelenebilir ve özellikle de İsrail için kullanışlı olmayabilir. 
Özetle, Batılılar için “darbe kötüdür”, ama Batı dışı toplumlar için bazı istisnaları vardır. Mesela, Mısır’da olduğu gibi gerektiğinde darbeciler teşvik edilebilir, silah ve mühimmat yardımı yapılabilir, büyük parasal destekler sağlanabilir. 
Aslında, Batı dünyası için insanlar ikiye ayrılır, Batılılar ve diğerleri. Mesela, Afrika’da, Asya’da, Ortadoğu’da şiddet üretenler teröristtir. Evet bence de teröristtir. Ama, Oslo’da insanları topluca katleden Breivik terörist değildir. Sadece psikolojisi bozulmuş çılgın bir delidir. Çünkü o Batılıdır ve üstündür. 
Bu konuda son dönemde yaşadığımız en çarpıcı örnekler Gezi Parkı eylemleri ve Brezilya’daki eylemlerdir. Mesela, Taksim’deki vandalizm görüntülerini haber yapmaya bile değer bulmayan Batı medyası, DHKP-C dahil, illegal örgütlerin gösterilerini ‘halk isyanı’ gibi göstermekten çekinmedi. Ayrıca, bonus olarak da bolca demokrasi dersi vermeyi unutmadı. 
Küresel medya, aynı şekilde Brezilya’daki şiddet gösterilerini de ‘özgürlük isyanı’ gibi göstererek, bolca polis şiddetini ve ‘beyaz adam’ın demokrasi yalanlarını anlattı. 
Gördüğünüz gibi kural hiç değişmiyor, Batılılar ve diğerleri… Maalesef, Avrupa dışındaki protesto eylemlerindeki polis müdahalesini ‘polis şiddeti’ olarak gösterip, Avrupa’daki polis şiddetini demokrasinin ‘güvenlik hakkı’ olarak tanımlamak Avrupa demokrasilerinin temel bir özelliği haline gelmiştir. 
Oysa, eylemlere müdahalede biber gazı kullanım kriterini AB koymuştur. Ama ne hikmetse, Avrupa’da polisin biber gazı kullanması bir güvenlik hakkıdır, Türkiye gibi ülkelerde ise polis şiddetidir. 
Biliyoruz ki, Avrupa son yıllarda polisin en fazla şiddet uyguladığı bölgelerden biri haline gelmiştir. Alman polisi “Blockupy” hareketine karşı biber gazı ve sopalar kullanmıştır. Londra, Madrid ve Lizbon sokaklarında da polisin şiddeti, Frankfurt’takinden farklı değil. 

Biranda Ortaya Çıkan Yunus Sürüsü, Turistleri Şaşkına Uğrattı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Fil dışkısından kağıt üretimi

Görebileceğiniz en ilginç saç stilleri