• $7,4088
  • €9,007
  • 441.913
  • 1544.28
11 Eylül 2011 Pazar

Karanlığa bakmaktan korkmayanların filmi 'ZEFİR' epey sarsıcı

Başak Sayan
Başak Sayan
YAZARIN SAYFASI

Geçen yaz Altın Portakal Film Festivali'nde izlemiştim ilk kez 'Zefir' filmini...
Yapımcılığını Seyhan Kaya ve Birol Akbaba'nın yaptığı, yönetmenliğine Belma Baş'ın imza attığı, başrollerini Vahide Gördüm, Rüştü Baş, Sevinç Baş ve Şeyman Uzunlar'ın paylaştığı film, festivalin en sarsıcı filmlerinden biri olarak kalmıştı aklımda.
Geçen gece bir daha seyrettik filmi hep beraber.
İlk izlediğimde beni yakalayıp sarsan o etki aynı şiddetiyle yine hissettirdi kendini.
Bu film sıradan sinema izleyicisi için değil bir kere.
Hayatın karanlık gerçeklerinin de farkında olan, o karanlığa bakmaktan korkmayan, hatta karanlığa girmeden aydınlığa çıkamayacağının bilincine varmış sinema izleyicisi için.
Zor bir film.
İlk dakikalar izlerken de zorlanabilirsiniz.
Ama hayat da böyle değil midir zaten?
Şiddeti her an aynı değildir.
Size tavsiyem, filmin ilk dakikalarına aldanmamanız.  Bir noktadan sonra sizi öyle bir sarsmaya başlıyor ki.
Hele finalde öylece kalakalıyorsunuz oturduğunuz yerde, hem de yüzünüzde yediğiniz tokadın iziyle....
Bu film size önce sarsıcı gelse de sonra iyi gelecek emin olun. Çünkü bu filmde insan olmanın her türlü hallerini izleme şansınız olacak. Karadeniz'in enfes güzelliği de filmin bonusu.
Bence Seyhan ve Birol acil tarafından dvd işine hız vermeliler.
Zira böyle bir filmi koleksiyonuna katmak isteyecek çok kişi olacaktır, eminim.

KORKTUM...
1- Yayına giren dizilerin ardından öyle acımasız eleştiriler yapılıyor ki, ekim ayında Star TV'de yayına girecek olan yeni dizim için nasıl yorumlar yapılacak diye korktum. Hikayeyi anlamak için birkaç bölüm şans versek diyorum...
2- Başarılı insanlara yöneltilen nefret dolu bakışlardan korktum. Ne yapsan kimseye yaranamazsın.
3- Çok iyi tanıdığın yakın kız arkadaşların dışında başkalarına hasbelkader özel hayata dair bir şey söylemeye korktum. Üzerine bin katıp dağıtılmasına engel olamıyorsun.
4- Bir baltaya sap olamamış, hayatı hezeyan içinde yaşayan, hayalleri olan ama bu hayalleri nasıl gerçekleştireceğini bilemeyen kişilerden korktum. Saçtıkları zehir gününüzün içine edebilir.
5- Erkekliğini ispat etmeye çalışan ve bu uğurda çok çapkın imajı vermeye çalışan erkeklerden korktum. İktidar korkusunu bastırmak için herkesi harcarlar.

KADIN OLMANIN ZORLUKLARI...
Zordur kadın olmak...
Doğar doğmaz başlar ikinci sınıf insan muamelesi görmeye.
Erkek olsa daha çok sevileceğini bilerek büyür.
Hayalleri olsa da daha küçük yaşta, en önemli görevinin eş ve anne olmak olduğu öğretilir ona.
Sahneye çıkmak, kitaplar yazmak, akademik başarılar elde etmek, bir tedavi keşfetmek, bir şey icat etmek de yetmez! Kadın o neticede!
Erkek kardeşine sınırsız bir özgüven aşılanırken, o daha küçücükken öğrenir fazla dik başlı olmaması gerektiğini.
Okula başlarken üniversite okuyup okumaması önemli değildir ailesi için.
Esas önemli olan hayırlı bir kısmettir çünkü onun için.
Kimse sormaz, senin isteğin ne, hayallerin ne, hedeflerin ne diye.
Bir meslek seçmesi gerekiyorsa aile hayatını bozmayacak cinsten olmasına özen gösterilir bu durumda.
Kocasının canını sıkmayacak, ona hizmetini aksatmayacak bir şey olmalıdır.
Dokuz ay karnında taşıyıp çocuk doğurur ama çoğu kez o çocukla konur kapının önüne.
Erkeğin elinin kiri olan, onun namusu olur bir kere.
Erkeğe hak görülen her türlü dünyevi zevk kadınsan günaha dönüşmüştür bir kere.
Adı çıkacağı korkusu yakasını bırakmaz hayatı boyunca.
Yaşı, eğitimi, sosyal konumu ne olursa olsun illa ki yaşar hayatında erkek şiddetini çok defa.
Şiddetin ille de fiziksel olması gerekmediğini, esas acısı geçmeyen şiddetin duygusal şiddet olduğunu çok erken yaşlarda öğrenmiştir aslında.
Olur da bir şey başarırsa hayatında en yakınındaki erkek çelme takmaya çalışacaktır ona.
Yapmasa bile aşağılayacaktır kendi erkeklik egosu uğruna.
Kadın olmak zordur.
Erkek egemen bir toplumda erkeklerin en karanlık arzularının hedefi olacaktır iş hayatında da.
Daha güzelin tercih edileceğini bilmenin getirdiği burukluk, hayatı boyunca kendiyle bir yarışa girmesine neden olur sonuçta.
Erkek dökülen saçları, büyüyen göbeği için türlü bahaneler uydururken kendine, o her gün yeni bir çizgi arar gözlerinin etrafında.
Her kadın savaş açmıştır zamana!
Nedeni hemcinsleri değil, erkek egemen toplumdur.
Yaşlandıkça kimin tercih edileceği korkusu ile yarışır etrafındaki kadınlarla.
Erkek her gün dağılma hakkını görürken kendinde, kadına tanımaz bir gün bile dağılma hakkını.
Bir gün taramasa saçını neler olacağını bilir çünkü.
Kadın olmak zordur.
Hiçbir erkek başaramaz bir kadının yaptıklarını hayatta.
Kolaysa olsunlar aynı anda hem ideal bir koca, hem harika bir aşçı, hem yatakta Kazanova, hem anlayışlı, hem akıllı hem de eğlenceli bir adam olabilmeyi bu hayatta.
Denemesi bedava...

EYLÜL PLANLARI
1- Uzun tatil döneminin ardından hızlı şehir hayatına geçiş yapılacak. İstanbul Fashion Week'in ardından 17 Eylül'de başlayan İstanbul Bienali kaçırılmayacak. 16 Eylül'de Antrepo 3'te Bienalin açılış partisi var.
2- 15 Eylül - 16 Kasım arasında Artem'de Kutluğ Ataman'ın 'Mezopotamya Dramaturjileri' adlı sergisi görülecek.
3- Ay sonu çok sevdiğim Woody Allen'in yeni filmi gösterime girince elbette izlenecek ama ondan evvel 23 Eylül'de Nuri Bilge Ceylan'ın 64. Cannes Film Festivali'nde Emir Kustarica'nın elinden ödül aldığı filmi 'Bir Zamanlar Anadolu' görülecek.
4- Sonbahar romantizmine uysun diye Jane Austen kitapları yeniden okunmaya başlanacak.
5- Yeni romanımın hazırlıklarına başlanacak.
6- Sette olmadığım günler Fransızca dersleri alınacak.
7- Bir kış tatili için şimdiden Finlandiya'ya gidilecek, görülecek yerlerle ilgili bilgiler edinilecek.
8- Şehirde bisiklete binmekle ilgili daha fazla deneyim sahibi olunacak.
9- Asker yeşili bir parka edinilip koyu renk jean ve stilettolarla kombinlenip, gecelerin tadı çıkarılacak.
10- Nişantaşı'nda bu ara fazla vakit geçirmemin nedenini soranlara sadece gülümsenecek.

HAFTANIN SÖZÜ
'Eğer yapabileceğinizi düşünürseniz, yapabilirsiniz. Yapamayacağınızı düşünürseniz, haklısınızdır. ' Mary Kay Ash

<p>Fiziksel şiddetin kadının bedeni üzerinde geçici ve kalıcı hasarlar bıraktığının altını çizen Der

Kadına şiddete dur de!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor