• $7,4159
  • €9,0281
  • 442.528
  • 1542.45
15 Ekim 2011 Cumartesi

Zıtlıkların sezonu

Aysun Öz Kaşi
Aysun Öz Kaşi
YAZARIN SAYFASI

Bu kez her zamankinden farklı bir kış bizi bekliyor. Yazın canlı renkleri ve ipek gibi tiril tiril kumaşları soğuk günlerin kasvetli havasını dağıtırken, zıtlıkları da beraberinde getiriyor. Beymen Club tasarımcısı Andrea Pompilio kış gardırobunu anlattı...

Kış ortasında yaz koleksiyonlarını görmek bana kendimi iyi hissettirir, enerjiyle dolarım ancak yaz ortasında kış koleksiyonlarını görmekten  pek de mutlu olduğumu söyleyemeyeceğim. Yazı geride bıraktık, şimdi bunları niye söylüyorum değil mi? Yaz ortasında basına tanıtılan Beymen koleksiyonunu görmeye giderken bu ruh hali içindeydim. Ancak düşündüğüm gibi olmadı. Zira renkler, yaz renklerini aratmıyordu. Beymen Club tasarımcısı Andrea Pompilio da benimle aynı görüşte...  'Bu sonbahar-kış yaz mevsiminde görmeye alıştığımız canlı renkleri bol bol göreceğiz. Kazaklar bile canlı renklerle karşımıza çıkacak' diyor ve tezatların yılı olacağının da altını çiziyor. Tezatların yılı derken kastettiği bir başka nokta da yan yana gelmeyeceğini düşündüğümüz malzemelerin bir arada kullanılması... İpek elbisenin altına kalın topuklu ayakkabı ya da bot giymek gibi...
Pompilio, kışın en önemli parçasını ise camel rengi palto olarak açıklıyor.
'Beymen Club koleksiyonunda olan omuzları geniş camel rengi paltoyu farklı şekillerde kullanmak mümkün. İster yakasını kaldırıp boğazınıza sarın, ister açık bırakın ya da kemer bağlayın. Çok fazla üstünde oynayabiliyorsunuz.' Diğer anahtar parçalar ise, düz çizgimizi hareketlendirecek beyaz kürk yaka, lacivert- beyaz çizgili triko, çiçek desenli elbise ve topuklu ayakkabı.
Koleksiyonun en önemli özelliği ise günümüz kadınının ortak sorunu, kombin derdinin olmaması. 'Günümüzde kadınlar her şeyi vitrinde gördükleri zaman komple alıp giyiyorlar. Ama Club'un en önemli özelliği paltonuzu Chanel'in bir ürünüyle de kombinleyebilmeniz, koleksiyonun diğer parçalarıyla da. Koleksiyonun tümü uyum içinde.'
6 yıldır Beymen'de çalışan Pompilio'a Türk kadınının ve erkeğinin tarzı konusunda yorumlarını sormadan olmaz. Bu soruyu niye her gelen yabancı tasarımcıya sorarız, anlamıyorum ama sormadan da geçemiyorum. Sanırım bu konuda hala az da olsa bir kompleks yaşıyoruz. Sürekli nasıl göründüğümüzü analiz ettirmeye çalışıyoruz. İşte tasarımcının cevabı:
'Türkiye'de herkes bir şekilde modayla ilgili. Dergiler, defileler, şovlar takip ediliyor. Erkekler ikiye ayrılıyor. Genç jenerasyon modayla ilgili ve spor yapıyor ama yaşlı kesim daha klasik kalmayı tercih ediyor. Kadında ise böyle bir ayrım yok. Nişantaşı'ndaki kadınların New York ve Los Angeles'ta yaşayan kadınlardan farkı yok, aynı tarza sahipler... Paris ve Milano değil, Amerikalı kadına daha yakın buluyorum Türk kadınını.'

Deniz Pulaş'tan görüş geldi
Geçen hafta 'AKŞAM Pazar'da podyumların muhafazakarlaşıp muhafazakarlaşmadığını tartışmıştık. 90'ların transparan giyen, mayo defilelerine çıkan, dergilere soyunan mankenleri yoktu artık. Hatta havaalanından mayolu billboard'lar kaldırılır olmuştu. Tüm bu gelişmeleri mankenlere, tasarımcılara ve ajans sahiplerine sorup, konuyu masaya yatırmıştık. Ancak ben haberi hazırlarken yurtdışında olan Deniz Pulaş'a ulaşamamış, konunun başaktörünün görüşlerine yer verememiştim. İşte 90'ların en gözde mankeni Deniz Pulaş'ın konuyla ilgili görüşleri: 'Mankenlerin bu günlerde muhafazakarlaştığını hiç sanmıyorum. Bu, mankenlerin kendi kendilerine yapacakları bir tercih olamaz. Mankene ne verirsen giyer. 'Şunun şurasını kapayalım', 'bir iğne takabilir miyiz' ya da 'bana mayo giydireceksen illa pareo ver', diyen arkadaşlarımı kınamıyorum ama bizim zamanımızda Merveli, Begümlü, Esinli kadrolarda bu pek yaşanmazdı. Bugün çekinenler varsa o zaman da vardı.
90'larda hafta sonları yayımlanan, işi ucuzlatan benim 'kadın kataloğu' diye adlandırdığım eklerle başladı her şey. İnsanların algısı o zamanlar biraz değişti. 
Dünyada Cindy Crawford, Claudia Schiffer, Naomi Campbell fırtınası eserken bizim ülkemizde de mankenlik mesleğini değerli kılanlar oldu. Sanırım onlar bizdik... İlk mankenlerimiz ise Başak Gürsoy, Lale Belkıs, Nebahat Çehre, Suna Selen'di. Ne muhteşem öyle değil mi? Sonrasında Semra Tınaz ve Funda Güngör.
Defileler de azalıyor artık. Vakko ve Beymen gibi büyük firmalar bile hiç defile yapmaz oldu. Nedeni, ne iktidar ne muhafazakarlaşmak. Tekstil piyasasında kriz her şeyi etkiliyor elbette.
Mankenlerin çoğu çok cüzi ücretler aldığı için başka sektörlere kaydı.

Sezonun anahtar beş parçası
Camel ceket, Mavi beyaz çizgili triko,
Beyaz kürk yaka, çiçekli balon etek
Ve topuklu ayakkabılar.

<h3>Siyasetin gündemi reform ve ittifak çalışmaları oldu. Peki muhalefet neden reform ve ittifak çal

Siyasetin gündeminde ne var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı