• $7,3534
  • €8,9432
  • 438.316
  • 1537.99
11 Şubat 2012 Cumartesi

İstanbul Moda Haftası'nın perde arkası

Aysun Öz Kaşi
Aysun Öz Kaşi
YAZARIN SAYFASI

2012-2013 sonbahar-kış koleksiyonlarının tanıtıldığı İstanbul Moda Haftası bugün bitiyor. Ama dedikodusu sürecek. Kulislerde neler oluyor, mankenler ne yiyip ne içiyor, kimler niçin defilelere geliyor? İşte moda haftasının perde arkası...

Yüksek topuklar, haute couture elbiseler, spotlar, flaşlar, şaşaalı hayatlar... Mankenlik karşıdan bakan için eğlenceli ve kolay görünebilir. 20 dakika podyumda yürüyüp, ceplerini doldurup gidiyorlar diye düşünebilirsiniz. Ancak o 20 dakikalık defileden önce 3 saat süren bir saç-makyaj mesaisi ve öyle uzun provalar var ki! Bitmedi... Mankenlik bir yaşam tarzı.
Kilo almamak için sürekli doğru beslenmek gerek. Sağlıklı ve doğru yiyecekler genelde ne lezzetsizdir; bilirsiniz. Ama mankenlerin cildinin bozulmaması için bu çok mühim. Sonra dile düşersiniz. Geçen hafta bir röportajında ünlü fotoğrafçı Tamer Yılmaz, Türk mankenlerin ciltlerinin yabancı mankenlere göre kötü olduğunu söylemiş, bunu da iyi beslenmemelerine bağlamıştı.
Lahmacuna doymayan biri olarak, evet ayıplasanız da itiraf ediyorum, bu steril inanların eğlenceli gösterisini kaçıramazdım. Velhasıl İstanbul Moda Haftası'nın ilk gününde kuliste aldım soluğu. Tamer Yılmaz haklı olabilirdi. Zira genelde defile aralarında verilen yemekler, pek sağlıklı olmaz. Kötü sandviçler ve gazlı içeceklerle donatılır masalar. Ancak bu kez mankenlerin yüzü gülüyordu. Sağlıklı kahvaltı mönüsünden çok memnun görünüyordular. Özellikle yabancı mankenler peynir, zeytin, salata ve meyvelerden oluşan kahvaltıyı çok beğenmişti. Bu özenin verdiği cesaretle olacak, yılların mankeni Sema Şimşek öğle yemeğinde köftenin yanında çıkan patatesi bile eleştirdi. 'Pek çok insan bilmez ama patates gaz yapar. Dokunmadım bile' diyen Şimşek, defilelerde her zaman şişkinlik yapmayacak ancak enerji verecek mönüler çıkmadığı için yanında sürekli kavrulmamış kuruyemiş bulundurduğunu söylüyor.
Manken Ebru Güzel işte bu noktada söze girdi: 'Çok zayıf olduğumuz için pek beslenmediğimizi sanıyorlar ancak cildimizi ve formumuzu korumamız için sağlıklı beslenmemiz gerekiyor. Her şeyi yemiyoruz, gerekirse yanımızda taşıyoruz. Pek çok kişiden iyi besleniyoruz.' Bol bol su içmeleri gerekiyor ancak 'kulisteki tuvaletlerden memnun değillerse sıvı tüketimini anında kestiklerini' de söylemeden geçmiyorlar. Malum boşaltım sistemi...  Bu titizliğe sözüm yok ancak ellerindeki sigaraya ne demeli?

SUSHİ VE SALATA
Moda haftasını çekiştirirken pedagojik davranıp kıyaslama da yapalım. Yurtdışındaki moda haftalarında mankenlere ağırlıklı olarak şişkinlik yapmayacak ama enerji verecek sushi ve salata gibi yiyecekler sunulurken, bizde rutine göre daha özenli bir organizasyonda bile köfte veriliyor. Moda haftasının makyaj sponsoru M.A.C Kozmetik Halkla İlişkiler Müdürü Çağla Bingöl, koku yaptığı için köftenin doğru bir seçim olmadığını söylüyor. 'Kokulu yiyecekler kuliste hoş olmuyor' diyor Bingöl. 'Yabancı mankenlerin hepsinin cildi de kusursuz değil. Makyajını silmeyen ya da kendine iyi bakmayan kızlarda kötü ciltlere rastlıyoruz.' Bütün kabahati köfteye yıkmayalım yani; aslında bu biraz da genetik bir şans değil mi?

KULİS ÇOK KÜÇÜK
Geçen haftalarda da yazmıştım, bu kez İstanbul Moda Haftası daha profesyonelce hazırlanıyor diye. Bir iç mimarla çalışılmış, ikramlar tecrübeli bir firmaya teslim edilmişti. Evet 'lunch' alanı gayet şık ve çok ferahtı. Ancak iş yapılan alan yani defile kulisleri çok çok küçük. Öğrendiğime göre projede aslında daha da küçükmüş, sonradan ilave çadırla genişletilmiş ki böyle bile iki kişi yan yana geçemiyor. Orada saç ve makyaj yapılıyor; düşünün! Hatta giyinme kulislerinin birinde podyuma geçiş bile yoktu. Sohbet ve keyif alanı bu kadar geniş tutulurken kulisten çalınması Moda Haftası'nın en büyük problemiydi.
Yine de işler neredeyse sorunsuz yürüdü. Bunda M.A.C gibi tüm dünyada yıllardır moda haftalarında çalışan profesyonel ekiplerin payı büyük. Bir başka önemli eksikse, geçen sezon 25 metre olan podyumun bu yıl 18 metreye düşürülmesi. Aylar süren emekle çıkarılan tasarımların, zaten dakikalarla sınırlı şov zamanından da böylece çalınmış oldu.
Ve basın yeterli görüntü alamadı.
Türk modasının büyük isimlerinin İstanbul Moda Haftası'ndan çekilmesi defilelere olan ilgiyi azalttı. Karma defileler bir Atıl Kutoğlu ya da Gamze Saraçoğlu defilesi kadar ilgi görmüyor.
Oysa moda haftalarının bir amacı da yeni tasarımcılar keşfetmek değil mi? Ancak defileleri izlemeye gelenlere  şöyle bir bakarsanız, pek çok kişinin kendini göstermeye geldiğini söyleyebiliriz. Yani amaç, keşfetmek değil keşfedilmek.

<p>Kocaeli’nin Darıca ilçesinde, dükkanın önünde oturup döner ekmek yiyen Sebahattin Emek̵

Kocaeli'de içleri ısıtan görüntü: Koluna konup dönerine ortak oldu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı