• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
28 Aralık 2010 Salı

Yeni Şafak patronajı neden konuşmak zorunda?

Fehmi Koru hakkındaki suçlama şöyle:  Amerikan Büyükelçisi Eric Edalman'ın talimatıyla, gazetesinin bir yazarının (İbrahim Karagül) kovulmasını istemiş!
Ben böyle durumlarda, müddei iddiasını ispatla mükelleftir, şeklindeki temel hukuk prensibine inanırım. Şu soruyu sormak durumundayız:

Fehmi Koru, kime 'İbrahim Karagül'ü kovun' demiş? O dönem Yeni Şafak gazetesinin Yayın Yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu'na mı? Yazı işleri Müdürü Mustafa Karaalioğlu'na mı? Yoksa gazetenin patronlarına mı?

Bu iddiayı ortaya koyanların, önce bu basit sorunun cevabını vermesi gerekir, diye düşünüyorum.

Eğer hiç kimse, 'Fehmi Koru Amerikalılar adına benden bir yazarın kovulmasını istedi' demiyorsa... İbrahim Karagül'ün niyetini de aşan, Türk Basın Tarihi'ne geçecek kadar önemli ve büyük bir tasfiye operasyonuyla yüz yüze olduğumuzu düşünebiliriz.
Benim kişisel kanaatime gelince...

1 Mart tezkeresine direnen, Edelman ve neo-con'lar aleyhine onlarca yazı yazan Fehmi Koru'nun kategorik olarak iddia edilen şeyi yapmış olması akla uygun görünmüyor, diye düşünüyorum. Bu düşüncemi, mesnetsiz iddialarla değil, Yeni Şafak patronlarından veya yöneticilerinden biri çıkıp, 'Fehmi Koru bana Amerikalılar adına kulis yaptı' dediği zaman değiştirebilirim ancak.

Keza, Amerikan Elçiliği'nin o dönemde, hem Fehmi Koru'nun hem de İbrahim Karagül'ün yazılarından rahatsızlık duyduklarını söyledikleri, ama onların bile herhangi bir yazarın kovulmasını talep etmedikleri muhafazakar medyadan birkaç farklı kaynaktan duyduğumuz bir vaka.

Ayrıca, sanırım İbrahim Karagül'ün yazısındaki bir başka iddia ise; bir gerçeğin ortaya çıkmasına neden oluyor. 'Bir siyasetçi' diyor İbrahim Karagül, 'Amerika'dan elinde mektupla gazeteye geldi ve kelle avcılığı yaptı.'

Kulislerde, o siyasetçiye (her kimse artık) Fehmi Koru'nun karşı çıktığı ve 'Biz Amerikalıların istediği gibi mi yayın yapacağız yani' diye çıkıştığı söyleniyor.
İbrahim Karagül bu olayın gerçek olup olmadığını, kimliğini bildiği ve açıklamadığı o siyasetçiye sorabilir ve hiç olmazsa, bunu yazabilir diye düşünüyorum.
Gazeteciler bilir ki, gerçeklerin muhakkak ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Ve benim gazetecilik hissiyatım, çok kısa zamanda bu olaydaki tüm gerçeklerin ortaya çıkmaya başlayacağını söylüyor.

Çok iyi tanımasam da İbrahim Karagül'ün ise kimseye haksızlık edebilecek yaradılışta biri olmadığı kanaatindeyim. O da kendisini Fehmi Koru cevabına götüren zihinsel yolun sağlamasını bir kez daha yapmalı ve sonuçtan eminse, bu sağlamayı okurlarına gösterebilmeli bence.

Ayrıca, Fehmi Koru'yu suçlayanların tümünün de aynı saikle hareket ettiğini de düşünmüyorum.

...
Eğer Yeni Şafak patronajı, Fehmi Koru hakkındaki iddiaların doğru olmadığını bilerek, sırf ortamdan istifade ederek 'pahalı bir yazar' ile yollarını ayırmak istiyorsa ve o yüzden sesiz kalıyorsa...
O başka bir hesaptır.

Ama bir medya patronajı hiçbir yazarı böyle bir suçlama altında bırakamaz!
Ya, ortaya çıkıp, 'Evet Fehmi Koru Amerikalılar adına bize şunları telkin etti' demek zorunda. Ya da, 'Fehmi Koru bizden böyle bir talepte bulunmadı' demeli. Ne Uzan, ne Doğan; hiçbir medya patronajı bir yazarı böyle bir suçlama altında bırakmadı. Olayın gerçek bilgisi, kuşkusuz Yeni Şafak patronajında.

O halde her gazetecinin sorması gereken soruyu Albayraklar'a tekrar soralım:
Fehmi Koru size Amerikalılar adına kulis yaptı mı? Yapmadı mı?

Bu soruya cevap vermek, hem bir medya etiği konusudur; hem de gazetecilerin bir başka ülkenin tesiri istikametinde kulis yaptığı suçlaması çok ağır bir suçlamadır. Bu konuda bilgisi olduğu iddia edilenlerin, hem de bu iddia kendi gazetesinden başlayanların sessiz kalma lüksü olmamalı.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Binlerce yıllık oluşum yok olma sürecini yaşıyor

''Tuz Gölü'nü 30 yıla kadar kaybedebiliriz'' Korkutan açıklama!

Kaş'ta 'yakıcı denizanası' istilası