• $7,3763
  • €8,9443
  • 436.446
  • 1471.3
13 Şubat 2011 Pazar

Zor günler yaşıyoruz

Zor günler yaşıyoruz. Ülkede düzeyi yüksek bir siyasetin, güvenilir bir hukukun ortadan kalktığı günlerin ağırlığı var üzerimizde. ('Biz' derken, bu anlattığım duygu ve düşünceleri yaşayanları kastediyorum. Olup bitenden habersiz olan büyük bir çoğunluğun yanında durumdan memnun olan iktidar yanlılarıyla her devrin çıkarcıları 'biz'in içinde değiller elbette!)

Tarih bu dönemi nasıl yazacak bilmiyorum. Ben ülkemizin bu dönemine iki bin yılının ilk ironik dönemi diyorum. Demokrasi adı altında cumhuriyetin değerleri değersizleştiriliyor. Gizli, sinsi bir tiranlığın adımları atılıyor. Silivri'ye odaklanmış bir mücadele: Duyduğunuzda şaşıyorsunuz: Bu ülkede neden demokrasi yokmuş, anladınız mı? Askerler yüzünden. İçeri atınca onları, işte sana demokrasi. Neden demokrasi yok? Bir kısım yargıçlar yüzünden. Susturunca demokrasi gelecektir o halde. Neden demokrasi yok? Bir kısım orducu, laikçi akademisyenler yüzünden. Atarsın içeriye, gelir demokrasi. Kafa bu. Bu kafa kendine demokrat diyor. İşte ironi burada. Hani çok şişman birine, bu zayıflık seni öldürecek demek gibi. Türkiye'ye demokrasi geliyor. Demokrasi hapishaneleri kurulsun. Türkiye'de demokrasiyi önleyen aykırı sesleri korkutup, sindirerek demokrasiyi kuracaklar. İşte iktidarın demokrasiye bakışı. Muhaliflerini sürekli olarak demokrasi düşmanı ilan edip, demokrat olacaklar. Demokrasinin bir edep, bir saygı, bir incelik gerektiren yüksek nitelikli bir yaşam olduğu nedense kimsenin aklına gelmiyor.

***
Bu ironik dönem, iktidarın muhalefet gibi çalıştığı bir dönemdir. Muhalefetin zayıflığından, bir bütün beden oluşturup, bu kaba siyaseti, öfkeyi sürekli körükleyen iktidara güçlü biçimde karşı koyamamasından beslenen bir iktidar var önümüzde. Muhalefete sürekli muhalefet yapıyor. Gündemi o belirliyor. Alternatifi olamayacağı düşüncesini çeşitli stratejilerle kabul ettirmeye çalışıyor.
Bu iktidara karşı güç birliğine gerek var. Böyle bir dayanışma ufukta görülmüyor. İktidarın sağlam ve düzeyli eleştiriyle sarsılıp, kendi içinde özeleştiri yollarının açılması, bu ülkenin demokratik geleceği için çok önemli. Üslubunun demokratik bir hayata hiç uymadığını ısrarla belirtmem gerekiyor. Bu üslupla yapılan siyaset bu ülkeye demokrasi getirmez. Yakın bir gelecekte iktidarın tavrını, bakışını değiştirebileceğini sanmıyorum. Başarıları onları katılaştırmışa benziyor.

***
Bu iktidara karşı güç birliğine gerek var. Yaklaşan seçimlerde umut görülmüyor. Yine başımızda yine yeni yasalarla gündemlerini gerçekleştirecekler. Olan bu ülkede cumhuriyetle gelen, cumhuriyetli demokrasiye olacak. Onlar değişimi yakaladıklarını, dünyaya uyum sağladıklarını söyleyecekler. Ben yine aynı soruyu sorup duracağım: Hangi değişimi, hangi dünyada yakaladınız? Hangi demokrasinin ardındasınız? Bu sorulara doyurucu bir yanıt aramak anladığıma göre iktidarın gündeminde yok. Teorik sorunlar onların derdi değil. Nedir bu ülkede demokrasiyi oluşturacak temel değerler? Düşünen, araştıran bir iktidarımız var mı dersiniz?

Bu iktidara karşı güç birliğine gerek var. Böyle bir birlik için hazır mı muhalifler? Ana muhalefete bakalım. Hem iktidar saldırıyor ona hem diğer muhalifler hem de kendi içindeki muhalefet onu güçten düşürüyor. Ben Kılıçdaroğlu'nu insan olarak beğeniyorum. Alışılagelen içten pazarlıklı siyasetçi tipinden farklı görünüyor. Acemilikleri, zaafları var elbet. Ona destek vererek bir muhalif güç birliği oluşabilir. Partide bir bütünlük hala görülmüyor. Belki hiç görülmeyecek. Bu seçimlerde başarısızlık partiyi bölebilecek. Yıllar süren ataleti kolay kolay atamıyor parti, umut verici sesler gelmiyor partiden.

***
Benim için ehveni şerdir. Son çarem şimdilik CHP'dir. Onu destekleyenlerin gönüllerini duysun, umut versin istiyorum. AKP'nin yakaladığını söylediği değişime alternatif getirip, yoksulların, hakkı yenmişlerin partisi olabiliyor mu? Örgütü ne alemdedir? Kapı kapı dolaşıp, bu ülkede neler döndüğünü anlatabiliyor mu ezilen halk kitlelerine? Sanat, bilim, kültür politikaları nelerdir? Yıllardır kendisine yüklenmiş, 'iş bitirememek, beceriksizlik' suçlamalarına karşı ne gibi tedbirler alıyorlar? O çok bilmiş iktidar yanlıların alaycı bakışlarla söyledikleri: 'Eyvah, CHP gelecek, demek ki elektriklerimiz kesilecek, sularımız akmayacak, kentin alt yapı sorunları çözümsüz kalacak, kıtlık başlayacak. Bunlar iki koyunu bile güdemez!' sözlerine karşı ne gibi hazırlıkları var? Bu 'halkın' nabzını tutabiliyorlar mı? İktidarın hep yeninin ardında olduğu savına karşı, CHP'nin 'yeni' dünyası nedir? Sakız olmuş sloganların dışında tazeleyebildikleri fikriyatı nedir? Var mıdır?

Zor günler yaşıyoruz. Ülkenin bu hali bana acı veriyor. Seviyeli bir siyasetin, güvenebileceğimiz bir hukuk düzeninin yitmekte olduğunu görüyorum. Ülke bir cehenneme dönüşüyor. Muhalefete güvenmekten başka çarem yok.

<h3>Başkan Erdoğan’dan CHP’ye erken seçim yanıtı</h3><p>“2023’E KADAR BEK

27 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları