• $7,4125
  • €9,0241
  • 439.533
  • 1531.44
24 Şubat 2011 Perşembe

Değer körlüğü, hukuk tutulması, tavır kilitlenmesi

Siyasal hayatımızda değerleri yaşayamıyoruz. Parti programına cilalı sözlerle konulan, değerlere ilişkin kelimelerin içi boş. Temel kaygı, başarılı olma. Taraftarları çoğaltma. 'Vatandaş senin karnını doyuracağız.' Karın değerlerle doymuyor diyebilirsiniz. Sahip çıktığımız, özgürlük, özerklik, adalet, barış, sevgi, demokrasi, eşitlik gibi değerleri fark etmeden doyurulan karın insana ait midir? Sorulmalı.
Değerler yaşanmıyor da ne yaşanıyor? Kavga. Psikolojik, medyatik bir savaş. Gerçekliği kendi amaçlarımız doğrultusunda çarpıtma. Haber üretme.
Değerler, insan saygısıyla yaşanır. Oysa hayatımız bizden olanlarla sınırlı. Kendimizden olan kimi kişilere saygımız var. Bizden olmayanı değersizleştirmek için çırpınıyoruz. Ancak bizden olursa saygınlık kazanır, bizden değilse, saygın olamaz. 'Biz saygınlar, saygın demokrasiyi kullanarak bu dünyayı saygın yapacağız!' Öyle sanırlar. Başkasının saygınlığı onlar için tehdittir. 'Bizim gibi düşünmüyor, hatta düşman bana ama saygın bir insan' diyenimiz var mı?
Ülkede bir değerler karanlığı var. Medyaya ışık yutucular kurulmuş. Sürekli yayınlarla inanılmaz karalamalar. Bu ışık yutucular hangi değerler adına karanlığın hizmetindeler? Özgürlük mü? Demokrasi mi? İntikam duygusu insanı köleleştirir. Çirkinleştirir. Değer körü yapar. Öfke, karartır. Küçük görme, alay etme, bu ülkedeki maneviyatı alır götürür. İnsanlar şekille maneviyatı yaşadıklarını sanırlar. Değer körü bir insanın maneviyatı olamaz. Demokrasisi olamaz. Liberalizmi, solculuğu, dindarlığı, laikliği olmaz. Hırsı olur. Kini olur. Nefreti olur. Tartışır ve sürekli üstün gelmek ister. Hep 'aynaya baksınlar' der durur. Ağır bir narsist olduğu için kendini aynada görme olanağı yoktur. Orada onu sürekli şişirenlerin yarattığı yalancı görüntüsünü görmek ister. Göremeyince bunalır. Kızar. Sürekli bir öfke içinde çırpınır.

Değerler, kendi egomuzun cenderesinden çıkıp, bu gezegendeki hayatı kucaklayan insan saygısıyla yaşanabilir. Ben insanı kendisinden olmayana nasıl baktığı ile anlarım. 'Herkes bendendir' diyen şaşkını da anlarım, eğer bu sözünde içtense. Böyle biri ya velidir ya da deli. Güzel bir dünya için, o dünyada güzel insanların yaşaması için çirkinliklerle savaş şart. 'Güzellik' değerini yaşamaya yaşatmaya çalışarak.
Kızıyoruz. Üstün gelmek için. Bu ülkenin insanına değerler yaşatmak için değil. Değerlerin ışığı dünyamızı ışıtmaz olmuş. Çıkarcıların gürültülü karanlığı, sahte değerlerle kendini ve taraftarlarını kandıranların fosforlu giysilerinden üstümüze çöküyor.

Hukuk tutulmuş. Değerler yaşanmadığı için. Irzına geçilen küçücük bir kız çocuğunu aşağılayan hukuk. Kadın inceliğinden yoksun ham halat bir erkek bakışıyla yorumlanan yasalar. 'Benim hakimim, senin savcın' tartışmalarıyla güçler çatışması haline dönüşmüş bir hukuk ortamı. Yasalar, dayandığı değerlerden koparılınca, 'kitabına uydurma' işi başlıyor. Hukuk kullanılıyor. Hedefe varmak için. Kendimizden olanlar suçlanıyorsa, hukuka karşı verip veriştiriliyor; karşı tarafsa suçlu sayılan, 'adaleti bekleyeceğiz' deniliyor. Hukuk tutulması bir ülkedeki manevi hayatın en büyük travmasıdır. Gücü elinde tutanların yönettiği bir hukuk, değerlere dayalı olabilir mi? Hani adalet? Hangi adalet?

Hukukçu yetiştiren kurumlarda değer duygusu ne kadar veriliyor?
Çeteler deniyor. Her inanç grubundan öyle insanlar çıkıyor ki inançlarını bir çete elemanı gibi yaşıyorlar. Maneviyat, çıkarlar için kullanılan bir silah haline gelmiş. Bu ülke için çok büyük bir tehlike bu. Maneviyatını şekle bağlamış, sığ, yüzeysel ilgileriyle, boğazına kadar dünya nimetlerine batmış insanlar, kendi inançlarına ne kadar büyük kötülük ettiklerinin farkındalar mı?

Hukuk tutulmuş, değer körlüğü egemen olmuş bir ülkede siyasal yaşam durağan hale gelmiş demektir. Kimin kime ne diyeceğini biliyoruz artık. Sürpriz yok siyasal yaşamımızda. Herkes nicedir aynı şeyleri söylüyor, yazıyor. Tavrımız kilitlenmiş. AKP kazanacak. CHP beceremeyecek, MHP esip kesecek; BDP, kendi sınırlı seçmenine göz kırpıp, Türkiye partisi olduğunu unutacak, diğer irili ufaklı partilerden bir bölümü bu seçimlerde iktidar olacaklarını söyleyecekler. Sonuçta eski tas eski hamam.
Sürprizin var mı Türkiye'm? Bizi şu tefessüh etmekte olan siyasal hayattan kim kurtaracak? Şu hayatını 'yüksek değerlerle yaşadığını' söyleyen, kendisinden farklı olanı anlamaya hazır, görüşleriyle değer karanlığını, hukuk tutulmasını, tavır kilitlenmesini ortadan kaldırmaya çalışan medya mensuplarımız neredeler? Hala aynı yerde, aynı şeyleri söyleyerek ortamın kokuşmasına katkıda bulunmayı sürdürüyorlar mı?

<p>Amerika Birleşik Devletlerinde 46. Başkan Demokrat Lider Joe Biden oldu. </p><p>ABD'de yeni

ABD'de yeni dönem başladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı

İHA fabrikası Ankara'da üretime başladı