• $9,3071
  • €10,8604
  • 529.577
  • 1429.85
16 Mayıs 2013 Perşembe

Bir muhaliften manevi hava raporu

Ülkenizde hava nasıl?” diye soruyor, arkadaşım. “Manevi havayı kastediyorsan çok kötü” diyorum. “Sınırlarımızda bomba patlıyor. Ülkeyi yönetenler barış çok yakın diyorlar. Yine inanılmaz bir kibir ve kabalıkla yürütülüyor siyaset. Yayın yasakları konuluyor. Haksız yere hapis yatan değerli insanlar acı çekmeyi sürdürüyor. Ülkenin kuruluş değerlerinin yerle bir edildiği kaygısıyla gerilen muhalefetin, özeleştiriye, eleştiriye kapalı, büyük ölçüde medya kanallarını ele geçirmiş; demokrasinin geliştiği, ekonominin sürekli olarak iyiye gittiği söylentisini yaymaya çalışan iktidara karşı etkili olamadığı bir ülkede, manevi hava kara bulutlarla kaplı. Öyle bir iktidar var başımızda, zaman zaman hakarete varan kibir dolu aşağılamalarla ağır bir eleştiri fırtınası estiriyor muhalefete karşı. Ne zaman eleştirileceğini anlasa iktidar, hemen karşı saldırıya geçiyor, muhalefetin eski defterlerini açıyor ya da konuyu değiştirerek medyada sorunu unutturacak yeni gündemler açıyor. Çok sesliliğin bastırılmaya çalışıldığı, muhalefet sevmez bir ülkede manevi hava boğucu olmaya başlamış demektir.”
 “Anlattıkların açısından bakıldığında ülkenin havasında boğulduğun anlaşılıyor” diyor, arkadaşım. “Oysa konuştuğum birçok kişi ülkedeki havanın günlük güneşlik bir bahar havası olduğunu söylüyor. Üstelik diyorlar ki, havayı siz muhalifler bozuyormuşsunuz. ‘Şimdi ülke düzlüğe çıkmak üzereyken, muhalefet ederek bozgunculuk yapmaya ne gerek var’ diyorlar. ‘Barışı istiyorsanız, demokrasiyi istiyorsanız, susacaksınız. Bir yöneten, bir bilen varsa susulur. Oturun oturduğunuz yerde sesinizi çıkarmayın. Bize güvenin. Bize destek verin. Çelme takmayın. Bakın bu barış süreci, demokrasi süreci gerçekleşmezse bunun sebebi, bu sürece destek vermeyen muhalefettir. Şu an iktidardan yana olmayan, savaştan, ölümden yanadır. Zaten muhalefet hiçbir zaman barıştan demokrasiden yana olmamıştır. Biz onların cemaziyülevvelini biliriz. ‘İşte bunları söylüyorlar. Sen de tutmuş boğulduğunu söylüyorsun. Boğulma, sürece destek ver.”
***
Arkadaşımın bu sözleri şaşırtmıyor beni. Dinlediği insanlar, okuduğu gazeteler, göz gezdirdiği internet siteleri onun havayı algılayışını etkilediğini görüyorum. Amerika’da yaşayan Amerikalı bir dost. Ona yeryüzü çıkarlarıyla ağır biçimde yıpratılmış bir maneviyatımız olduğunu söylüyorum. Dinin, sanatın, bilimin, düşüncenin yaşanışında dar, sığ, kısa görüşlü bir tavrın egemen olduğunu anlatmaya çalışıyorum. “Muhalif olmanın bedeli boğucu havayı solumaktır. İktidar, iktidarsa muhaliflerinden öğrenir, onları dinler. Benim muhalefetim, barışa, demokrasiye karşı olan muhalefet değildir. İktidara karşı olmak, barışa karşı olmak değildir. Sağlıklı, kalıcı, sürdürülebilir bir demokrasinin olması için muhalifim. İktidarın demokrasiye ve barışa bakışında demokrasiyi ve barışın oluşumunu tehlikeye sokacak sorunlar gördüğüm için muhalifim. Çok açık değil mi, daha baştan belli değil mi? Kendini demokrasi ve barış sanan bir iktidara nasıl muhalif olunmaz? Ona karşı çıkınca demokrasi ve barışa karşı çıkmış oluyorsunuz. Bu nasıl demokrasi, bu nasıl bir barış anlayışıdır?”
“Demokrasilerin iktidar kadar güçlü muhalefete ihtiyacı olduğunu anlamayan bir iktidara karşı oluşunu anlayabiliyorum. Senin muhalefetin, ülkede geçerli kılınmaya çalışılan siyaset tarzını, dilini, tavrını değiştirmeye çabalamayı amaçlıyor. Onun için yalnızsın. Diğer muhalifler arasında bile. Onun için boğuluyorsun. Ülkenin günlük güneşlik manevi havasına kavuşması için boğulmaya devam et” diyor arkadaşım.

<p>'Telafi kitapları ücretsiz.' Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'in Akşam gazetesine özel açıklamalar

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'den AKŞAM'A özel açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu