• $ 6,7663
  • € 7,3116
  • 361.696
  • 92071.1
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

CHP yol ayrımına yaklaşıyor

Türk siyasi hayatında CHP’nin temsil ettiği değerler bütünüyle bir devrin mirasıdır. Bu devir, 1. Dünya Savaşı sonrası imparatorluğunu kaybetmiş bir ülkenin, Milli Mücadele ile kazandığı ‘bağımsızlık’ hakkını Lozan’da Batı’yla yapılan bir mutabakata dayandırmak durumunda kalmasıyla şekillendirmiştir.
Cumhuriyet rejimi, bir anlamda Batı ile yapılan bu antlaşmanın zemininde kurulurken, imparatorluğun bütün mirasını reddederek ‘Batı Uygarlığı’na “kabul edilme iddiası ve beklentisine” güvenmiştir.
Uygarlığın bir “hayat tarzını üreten tarihsel bir yapı” olduğunu, başta din, dünya görüşü olmak üzere, toplumsal hayatın örgütlenme biçimi olduğunu, mimariden edebiyata, güzel sanatlardan, estetiğe, mühendisliğe, etiğe kadar uzanan kurumsal bir varlık sahası olduğunu, bir “anlam sistemine dayandığını” bilmek gerekir. Ayrıca “biz sizin uygarlığınıza dâhil olmak istiyoruz” diyerek Batı Uygarlığı’nın herhangi bir gümrük kapısından geçilerek içine girilecek bir “yer olmadığını” söylemeye gerek yoktur sanırım.

Uygarlık değiştirme projesi

Bu devir, Batı karşısında kaybetmiş bir medeniyetin psikolojik olarak ezilmiş aydınlarının, devlet adamlarının “başka bir yol yok, Batılılaşacağız!” derken neyi yapacaklarını dahi doğru dürüst bilmedikleri bir kriz zamanını işaret etmektedir. Yaptıkları şey en kaba şekliyle Batılı olmayan, başka bir uygarlık geleneğine sahip olan halkı zorla değiştirmeye kalkmaktır.
Biraz daha cesur olsalar, tereddüt etmeseler işe din değiştirmekle başlayabilirlerdi. Bunu yapmadılar ama “dil ve alfabe” değiştirmenin daha etkili bir yol olduğunu düşünerek zorla değiştirmelere buradan başladılar. Arkasından birçok şey geldi. Türk Müziği’nin yasaklanmasından, dini tedrisat veren okulların, tekke ve zaviyelerin kapatılmasına, vakıfların devletleştirilmesine kadar “sivil toplumun bütün kurumsal yapısının” tasfiye edilmesine girişildi.
CHP’nin bizzat partinin resmi yayınlarında “Batılılaşma politikalarının partisi” olarak tanımlanması tesadüf değildir. Çok partili hayata geçişten sonra bunun CHP’yi birçok zorlukla karşı karşıya bıraktığı söylenebilir.
1970’li yıllarda Ecevit’in kısmen başarılı ama temel problemi çözmekten uzak ‘sola açılma’ denemesi gelmiştir. Gerek Ecevit’in de temelde Batıcı dünya görüşüne mensup birisi olması, gerekse ‘bürokratik-politik cemaat’e mensup olması nedeniyle, bu açılım “partiyi sosyal demokrat bir kimliğe” sokamamıştır.

Demokrasi CHP’yi değişime zorluyor

2000’li yıllarda, Soğuk Savaş sonrası yükselen küresel dalgaların etkisiyle, Türkiye farklı eğilimler içerisindedir. Bu eğilimler, demokratikleşme, kalkınma, toplumsal değişimin harekete geçirdiği yapısal değişmeleri yükseltmiştir. Yaşanılan etnik mesele, terör gibi sorunlar bu dönemin önemli problemleridir.
CHP bu değişmelere, bunların yol açtığı sorunlara nasıl bir cevap verecektir? Tarihsel kimliğine dayanarak verdiği cevabı Ulusalcılık ya da Kemalizm diye nitelendirirsek, ikinci bir cevabın da Sosyal Demokrat bir çizgide ortaya çıkması beklenemez miydi?
Ekmeledddin İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olarak seçilmesi CHP’de üçüncü bir eğilimin bulunduğuna işaret etmektedir. CHP’nin MHP ile anlaşıp ortak bir aday göstermesi dahi bu üçüncü eğilimin etkisinin görmek bakımından önemlidir. CHP kendi geleneğinden farklı bir yere “militan laiklik”ten “muhafazakâr laik” bir anlayışa doğru açılım yapmaktadır. Bu adım, ister istemez CHP içinde yer alan “Kemalist ve Sol” eğilim karşısında, yeni bir arayışın ortaya çıkması olarak yorumlanabilir. Türkiye’nin demokratikleşmesinin “halktan uzaklaşmış CHP” yi halka yaklaştırmak için bu eğilime soktuğunu söylemek mümkündür. Peki Sosyal Demokrasi nerededir? Ondan henüz haber yoktur.

Türk Polis Teşkilatı paylaştı: Devletinin emrinde...

Türk Polis Teşkilatı paylaştı: Devletinin emrinde...

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Karantina günlerinde en çok hangi yemekler paylaşıldı?

Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi'nin detayları açıklandı!