• $ 5,4411
  • € 6,2144
  • 230.677
  • 103.906
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Geleceği planlamak…

Bu ara, ne iyi ki ekonomi ve eğitim gibi çok kritik alanlar daha derinlikli ve öncelikli bir tartışmanın ve ilginin konusu oluyor. Çünkü Türkiye’nin stratejik alanlarda köklü zihniyet değişimlerini gerçekleştirmeden rahat nefes alabilmesi mümkün değil, herkes bunu görüyor. Bu mesele tabii ki iktidar partisine en fazla sorumluluğu yüklemekte. Kimse bunun aksini iddia etmiyor. Ama unutmamak gerekir ki, kısır çekişmeler, vesayet müdahaleleri, iktidar kavgaları ile enerjimizin ciddi kısmını heba ediyoruz. Bunu engellemek ise sadece iktidarın alanında kalan bir sorumluluk değil.

İşin özü, ülkemizin her alanda doğru şekilde ilerlemesi için, siyasi görüş farkı olmadan her kesimin üzüm yemeye niyetlenmesi lazım. Bu bir... İkincisi ise, acilci ruh halinden kurtulmak, her alanda ciddi planlamalar yapmak durumundayız. Yumurta kapıya geldiğinde semptomatik tedaviler ile yetinemeyiz. Önümüzdeki beş, on ve elli yılı titizlikle planlamak zorundayız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2023, 2051 ve 2071 hedeflerini koymasının bir nedeni de bu. Günübirlik yaşamamak ve kaderimizi elimize almamız gerekiyor.

Bu alışkanlığımızı en çok futbolda görürüz. Bir teknik adam veya bir yıldız futbolcu büyük ümitler, büyük paralarla transfer edilir ve ondan bir mucize yaratması beklenir. Oysa çalışmadan, ekmeden, sabretmeden bir başarı mümkün değildir. Sonra ilk yenilgide, o omuzlar üzerinde taşınan kişi günah keçisi haline gelir. Veya bir galibiyette her türlü sıkıntı aşılmış gibi her şey toz pembe olur.

Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, bu eğilime şöyle dikkati çekiyordu.

“İki ay bir haftadır birçok kişi icraat bekliyor, ‘Bir şey yapması lazım artık Ziya Hoca’nın’ diyorlar. Sosyal medyada özellikle bunu fark ediyorum. Ben bir bilim insanıyım ve veriyi görmeden bir planlama yapmam. Yani sahayı görmem lazım ve bütün sistemi kabaca bir analiz etmemiz lazım arkadaşlarla. Bunu yapmadan, akşam düşündüm, sabah şunu yapayım meselesi değil bu. Onun için 15 Ekim’e kadar biraz sabretsin insanlar. Neyi planladığımızı ne yapmak istediğimizi çok daha net olarak ifade etme fırsatımız olacak. Ben bilerek hemen acil icraatlara geçmemeyi tercih ediyorum.”

Bu yaklaşım en doğru olan tutumdur. Planlama, araştırma, etki analizleri, fizibilite boşa harcanan süreçler değildir. Bilakis, icraatin doğru ve etkili olması için olmazsa olmazlardır. Artık düşünme biçimlerimizi buna göre değiştirmeliyiz. Kısa vadeli çözümlerin çözüm değil, sorunu daha büyütecek menfi bir yaklaşım olduğu ortadadır.

Yaşadığımız sıkıntılar bizi karamsarlığa değil, daha çok düşünmeye ve ciddiyete davet etmeli. Bu zihniyet dönüşümünü yaptığımızda bize hiçbir engel dayanmaz.

Köylüler yaşanan deprem sonrası o anları anlattı

Denizli 5,5 ile sallandı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Diriliş Ertuğrul'da 'Osman Gazi' sürprizi

Türkiye'den İran ile ortak operasyon açıklaması: PKK/PJAK'a karşı ortak operasyon başlatıldı